Eylül 1989 · s. 16 · 2 dakikalık okuma
Zafer Tuğlarının Gökten İnişi

İnsan çok kez özünden gelen sese kulak verir. Ve bu güzide ses ile tatlı, âsude bir iklim oluşturur dünya yüzünde. Bazen bu, yanlış olarak nefsini dinleme şeklinde tezahür eder. İşte o an her şey sükût edercesine iner ve tersine dönüverir bütün değerler... Zira nefis daima fena ve fâni olan şeyleri ister. Ve onlara dilbestedir, onların nağmesini söyler ömür boyu.
Vicdanını dinleyen insanlarda daima doğru yola gitmeye doğru bir iştiyak vardır. Yanlışa girme, bâtıla saplanıp kalma korkusu da bunun yanında.. Özün, ruh-efza dünyasında vahyin aydınlık ikliminde seyreden bir kişi hiçbir zaman nefsin labirentlerinde yol almayı arzu etmez. Zevk ve sefa yerine kalbini bir çekirdek gibi sümbüllendirecek toprak sıkıcılığında ızdırab mengenesi içinde kendine bir sümbüllenme arşiyesi arayacaktır O.
Kendini dosdoğru bir vicdan topluluğuna dahil edememiş ve özünü gerçek mana erlerinin yoluna parke taşı gibi serememiş, Cibril soluğuyla meşbu olanların sohbetine dahil olamamış bir kişiden ise bu fedakârlığı asla bekleyemeyiz.
Kusurlarını bilen ve dosdoğru yolda nefsini hazan mevsimine sık sık uğratan, kusurlarıyla çürümüş benlik meyve ve yapraklarını bad ı hazana veren ve kendini ruh ikliminde bahar dalları ve çiçekleriyle yenileyen kişilerdir ki, benlik körlüğünden kurtulmuş ve gerçeği sis ve pus ardında değil aydınlığın en parlak noktasında görmeyi becerebilmişlerdir.
Onlar hercai menekşeler gibi renklerinin topraktan değil güneşler güneşinden geldiğini idrak etmiş ve yüzlerini o solmaz rengin, sönmez aydınlığın kaynağına çevirmişlerdir. Gecenin zülüflerine kondurduğu şebnemlerden anlaşılır onlar. Fakat hiç bir zaman güneşler güneşinden yüz çevirmezler; en kırgın anlarında, en matemli dakikalarında bile.. Sevgi, hoşgörü ikliminde seyeran ederler her dem. Fakat bu, nefsin kemendinin boyna geçmeyeceği, ego zincirinin ayağa bağ vuramayacağı bir hürriyet atmosferinde gerçekleşeceği için daima en büyük düşmanlarına karşı onlar uyanık ve hüşyardırlar. Ve tedbirlerini secde atmosferinde programlarlar, güçlerini Hakk'ın sönmez şûlesinden nur ile gıdalanarak elde ederler. Büyük planlarını Nebiler Nebisi'nin manevi ikliminde çözüme ulaştırırlar. Benlikten azade, nefisten bağımsız, ümitle dopdolu, ruha yakın, vicdanın ölçülerine âmâde olarak sonsuzluk yolunda ilelebed hedefe doğru yürürler, yürürler.
Ve en son burçlara sancağı diktikleri anda, zafer tuğlarının göklerden inip şehitlik tacıyla beraber başlarına konduğu demde mahviyyet içinde tevazu kanatları yerlerde etraflarına yaralarından Gül-ü Muhammedi kokusu yayarak son nefeslerini verirler ve En Sevgiliyle Güzeller Güzeline doğru sevinçle yükselirler...