Sızıntı Arşivi

Eylül 1989 · s. 17 · 2 dakikalık okuma

Köpüğün Kurtardığı Hayat

A. Naşid Binicioğlu · Tabiat

Eylül 1989 · s. 17 · 611×753 px tarama

eyl89

Hayvanlar aleminde neslin muhafazası ve devamı için o kadar hassas ve planlı üreme faaliyetleri görülmektedir ki, tabiatın Yaratıcısı'nın kuvvet elini müşahede etmemek mümkün değildir. En güç ve elverişsiz gibi görülen şartlarda bile tabiatın mutlak sahibi o kadar rahmet, şefkat ve hikmetle kendini gösterir ki, bu âlemi insafla seyredenlerin hayranlığını tarif etmenin imkânı yoktur.

Yıllarca düşünülse hiç kimsenin aklına gelmiyecek en harika hâdiseleri hayvanlar âleminde görebiliriz. Aslında canlılar dünyasında görülen bütün hadiseler harikulade olmakla beraber birçoğuna alıştığımız için artık bize normal gelmektedir.

Ancak, hiç tahmin etmediğimiz, alıştığımızın dışındaki bir biyolojik hadiseyi görünce bunu yapan gerçek Fail'i düşünmek aklımıza gelir.

Çoğunlukla su içinde ürediğini bildiğimiz kurbağaların bir yumurtadan, kuyruklu yüzen larvalar haline, oradan da dört bacaklı yürüyen canlılar haline gelişi bugün pekçoğumuz tarafından alışılmış normal bir hâdise gibi görülmektedir. Bu yüzden dikkati pek fazla çekmez ve bazılarımızı düşündürmez bile. Halbuki balta girmemiş Güney Afrika ormanlarında yaşayan bir kurbağa türü, ağaç üzerindeki pamuk gibi görülen bir köpük salgılarlar. Ağaçlar üzerinde kar yağmış gibi duran bu köpüklerin kurbağaların hayatı için ehemmiyeti çok büyüktür. Üreme zamanı geldiğinde erkek ve dişi kurbağa yaşadıkları gölün kenarındaki ağaca tırmanırlar. Bazen bir ağaç üzerinde 40 taneden daha fazla kurbağa, bu ağaçların göl üzerine doğru uzanan dalları üzerinde nesillerinin devamı için gerekli fitri vazifelerini yaparlar. Dişi kurbağa protein benzeri bir köpük salarak sanki öğretilmiş gibi, sevk-i ilâhi ile uzunluğu 60 cm'e kadar varabilen yuvalar yapar. Bu yuvalar tamamlanır tamamlanmaz, dişi kurbağa erkeğin döllemesi için yumurtalarını yuvaya bırakır. Böylece bilmeden Afrika'nın yakıcı güneşi altında yuvaların dış tabakaları kızarmasına rağmen, iç kısımlar kuruma tehlikesinden korunmuş olur. Üç gün sonra, yumurtadan çıkan larvalar önce yuvada kalarak, aynı zamanda bir gıda olan köpük ile beslenirler. Daha sonra beşinci ve altıncı günlerde köpükten yuvanın zemini sıvılaşır ve kuluçka içindeki bu larvalarla birlikte yapışkan damlalar halinde ağacın altında duran göle düşerler. Böylece larvalar daha rahat ve hür yaşama şartlarına sahip olabilecekleri suya kavuşurlar.

eyl89

Rahmeti Sonsuzun şefkat ve merhameti ile köpükten kurtulan larvalar artık kendilerini besleyecek duruma geldiklerinden daha çabuk büyürler ve diğer hayvanların düşmanlığından da korunurlar. *