Sızıntı Arşivi

Ağustos 1981 · s. 6 · 2 dakikalık okuma

Yuvaya Dönüş

Zekvan Ayvaz · Edebiyat

Yuvayı terk eden vardır, sıcak çöllerde susamışlara âb-ı kevser olmak için. Yuvayı terk eden vardır, yükseklerin yükseğine çıkıp, arştan ferşi temaşa için. Yuvayı terk eden vardı. Kutsi vazifede milyonların kurtuluşunu hesap edip en ücra köşelerde gözyaşlarıyla kalplere hakikatten nakşederek yasmak için. Yuvayı terk eden vardır, ayaklarının şiş­mesine aldırmayıp Davudî sesinin ulaşama­dığı insan olur endişesiyle, köy köy topraklan arşınlayıp gönüllerde Hakk'ın yankılanma­sı için Fakat belimizi büken başka bir yuvayı terk ediş vardır ki; o da fani zevkler için baki” olanları terk etmek ve onun verasmda geride birçok kırık kalb bırakmaktır.

Bazen olur ki, bulduğu yuvada insan, tahayyül edilmez terakkiler kat edip sultanların sultanlık dileneceği tahta oturur. Birçok ümitsiz kalbin düzensiz atışlarını, gözyaşları.. arasında soluğu ılık nefesinden dökülen inci tanesi sözleriyle düzeltir. Fakat rastladığı birçok bataklıkta usanan ellere dal olurken, eline batan bir iki diken yüzünden bataklığa kendini atmak da neden?

Sana çelme takan vesveseci, bu iğrenç rolünde, yıllardır kalbi hayâlı kemiren sahnelerin en çirkinini sergilemekle. Biz böyle birbirimize payanda olmuş, zorlukla ayakta dururken, inan, seni anlamıyor değiliz. Gayyaya yuvarlanmak için bize her adımımızda musallat olana, biz bütün gücümüzle karşı koyarken, senin sokakla ebedî hayatını harcamana gözyaşı dökmekten başka elimizden birşey gelmez. Bir fısıltı ile medeniyetler demen o. Şimdi en kâin tuzakları kucağına düşürdüğü milyarlarca zavallının elinde pişmanlıktan başka ne kalmıştır.

Artık dön! Çünkü o-karış yer bırakmadığı Dünya kulakları sağır edecek homurtusuyla ağır ağır onu atacağı alevlerin etrafını çevirmekte; belki de o, emsalsiz entrikalanyla, akın akın kanını emdiklerinin kararan kalplerinde son horasını tepmektedir.

Nice yaralar sarıp iyileştiren sıcak yuva, fazla kan kaybetmeden senin de yaralarını sarmak ister. Geride bıraktıkların ise, çiseleyen rahmet nesimine ellerini açmışken seni de kucaklamak ister. Azarlanan yavru, kollan düşmüş, boynu bükük halde geri dönünce annenin onu bağrına basmaması düşünülebilir mi?

Haydi! Sen, muhabbet kuşu gibi sıcak yuvaya doğru uçup da, arzı rahmet nidaları ile titretirken, biz de omzumuzdan ridâlarımız düşecek kadar ellerimizi semaya kaldırıp,”âmin” diyelim.