Sızıntı Arşivi

Ağustos 1981 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Tefekkür Mevsimi

Osman Özkaragöz · Mak. Müh. · İnceleme

Şüphesiz okuma ve sey­retmekten en çok zevk duydu­ğumuz kitap, şu bahar ve yaz sayfalarıdır. Kış ebed müddet değildi. Çekti gitti. Gider­ken bereketli Nisan yağmurları ve ebede bakan dinlen­dirici ümitleri getirdi, nazarımıza binlerce tefekkür tab­losunu arz etti. Yaz da vazifesini yaparak gitmeye hazırla­nıyor. İnsan için ilim, yani kâinatta mevcut bir kısım kaide ve prensipleri tasvir etmek ve onlara birer nam tak­ma ideal ufuk olamaz. Mühim olan, eşyanın mahiyetini kavrama ve her canlıda Yaratıcıya ait kelimeleri oku­maktır. Bu çerçeve içinde şu mevsimlere, hikmetli ic­raata bakarsak;

Sanat ve basitlik yönünden Şu kâinat bostanına, şu zeminin toprağına ve şu çiçeği teşkil eden zerrelere dikkat edilirse, görülür ki; o serpilmiş nebat üstünde taklid kabul etmez bir sanat ye nizam vardır. Sanki bir şeyden herşey, hem herşeyden bir tek şey yapılıyor. Ayrıca varlıkların yaratılmasında, nihayetsiz imkân at yolları içinde değişik, şekilsiz bir surette iken, birdenbire gayet muntazam olarak öyle hususî şekil veriliyor ki, hububatın her birini birbirinden ayı­ran birçok alâmet-i farika olduğunu; nebatatı meydana getiren yapıtaşı hükmündeki hücrelerin aklı ve iktidarı olmadığı halde, insan aklının çözemediği sağlamlığı te­min ettiğini görüyoruz. (Bak, şekil -1) Yapı malzemeleri­nin dayanıklılığı üzerine yapılan hesaplamalar, içi boş boruların, dolu çubuklar kadar dayanıklı olduğu netice­sini vermiştir. Aynı tarz hesaplar içi boş bitki saplarının, bükülebilme ve dayanıklılık yönünden yapı malzemele­rinden çok üstün olduğunu göstermiştir.

Gökdelenlerin yükseklikleri, oturtuldukları sahanın bir kenarının 11 katı kadar olabilir. Kamış saplı bir buğ­dayın çapı 3 ila 5 mm., yüksekliği de 1500- 2000 mm. arasında değişir. Bu yükseklik ise bir kenar hükmündeki çapın 11 değil 500 katıdır. Burada, şuurlu insanın dizdi­ği yapılışlarından çok üstün mukavemeti, buğday sapı­na kim vermiştir ve vermektedir? Şuursuz “doğa”mı, kör tesadüf mü!

Bir başka yönüyle bütün ot ve ağaçlardaki yaprakların türlü türlü muntazam şekil ve damarları, bunların teşkili ve birçok maslahat için eğri büğrü hudutlarda durmaları, yüce bir ilim ve bir kudret elinin tasarrufunu göstermiyor mu? Mühendislik ekonomisi yönünden Zeminin yüzünü yaz zamanında temaşa edip görüyoruz ki; eşyanın yaratılı­şında karışıklık ve intizamsızlığa sebep olan bolluk, gayet derecede bir insicam (düzgünlük) ve intizam içinde görünüyor. İşte zemin yüzünü süsleyen bütün nebatatı gör. Yeryüzünde gayet kıymettarlık ile be­raber hadsiz ucuzluk, gayet karışıklık ile beraber son derecede güzel yapılış içeri­sindeki sürat-i mutlaka ve azamî derecede israfsızlık... Bunlar belli bir ahenkle işleyen kâinatın plân ve programcısının ne kadar kudretli olduğunu görmeyenlere dahi gös­termektedir.

Jeolojik ve Biyolojik yönden Zerrecikler gibi tohumlar, çekirdek­ler; başlarında koca ağaçlan taşır, dağ gibi yükleri kaldırırlar. Herbir nebat, ağaç ve otların ipek gibi kök ve damarları sert olan taş ve toprağı deler geçer. Evet, havada dal­ların yayılması ve meyve vermesi gibi; o sert taş ve topraktaki kökler kolayca yayı­lır ve yeraltında yemiş verir. Hem yazın şiddetli sıcağına karşı aylarca, nazik, yeşil yaprakların yaş kalması da sahipsiz ve hamisiz değildir. Çünkü kökler, Musa peygamberin (a.s) birer asası gibi taş ve top­rakları yarıp deler; ince nazenin yapraklar İbrahim peygamberin (a.s) bir azası gibi ateş ve sıcaklığa karşı yumuşak ve yaş kalır.

Diğer taraftan kök ve meyvelerin tür­lü güzellik, koku ve tatları toplayabilmeleri zerrelerin, bu işlerdeki fayda ve ihtiyaç­ları bilen bir Yaratıcının emri dairesinde hareket ettiklerini göstermektedir.

Binlerce sahifelik bahar ve yaz kita­bını böyle birkaç nazarda mütalaa etmeye imkân yoktur. Bunun yanında “Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlı­dır” şeklindeki pırlanta sözlerin parlaklığı meseleye aydınlık kazandırmaktadır. O’nu tefekkürle, yani düşünüp fikir yürütmekle azametine uygun tanıyıp anlatan, gerçeğin öğreticisine binler selam.