Sızıntı Arşivi

Aralık 1986 · s. 438 · 2 dakikalık okuma

Yer Çekimi de Bir Nimet

Fevzi Akgün · Fizik

New Scientist’den

Derleyen: Fevzi Akgün

Son yıllarda ilim adamları hususiyetle uzun süreli feza yolculuklarının insan vücudu üzerinde menfi tesirler yaptığını tesbit ettiler. Şu andaki çalışmaları da uzun zaman yerçekiminin olmayışının insan fizyolojisi üzerindeki tamiri mümkün olmayan tesir lerinin neler olabileceği üzerinde yoğunlaşmaktadır.

NASA ve benzeri kuruluşlar yaklaşık 10 yıl önce Skylab feza gemisinde üç ay kalan astronot grubunun kemiklerinden kalsiyum kaybı olduğunu tesbit ettiler. Kemikler çoğumuzun bildiği gibi cansız maddelerden oluşmayıp, tam aksine çok hareketli devamlı bozulan ve yeniden meydana gelen bir dinamizme sahiptir. Araştırmacılar, hareket edemeyen veya felçli hastaların kemikleri üzerinde çalışmalar yapmaktadırlar. Astronotlarda olduğu gibi bu hastaların ayakları da yüke dayanıklılıklarını kaybetmişlerdir. İlim adamları radyoizotopla işaretlenmiş kalsiyumun, iskelet tarafından alınması ve iskelet içindeki dağılmasını ölçtüler. Neticede uzun müddet hareketsiz kalan hastalarda Osteoblastların (kemik oluşumunda vazifeli hücreler) kemik maddesi üretimini durdurdukları keşfedildi.

NASA tarafından yürütülen başka bir çalışmada sıçanların gelişmesine çekimsizliğin yaptığı tesirleri ortaya çıkarabilmek için bu hayvanlar uzun süre kuyruklarından asılı olarak tutuldu, Bu şekilde hayvanların arka ayaklarından ağırlık alınmış oldu. Bu metod iskeletin yüke maruz kalan ve kalmayan kısımlarının büyümesi arasındaki farkların mukayese imkanını sağladı. Sıçanlar bir ay bu pozisyonda bırakıldığında yüke maruz kalmadıkları için arka ayak kemiklerin büyümedikleri müşahede edildi. Ancak ayaklarının yüke maruz kalmamasından meydana gelen tesir kısa süreliydi.

Elde edilen neticeler şunlardı:

Birkaç gün sonra arka bacaklarındaki uzun kemikler ağırlaşmaya ve kalsiyum depo etmeye başladı. Arka ayakların kemiklerindeki mineralleşme hızı yeterli dengeyi sağlayamayacak kadar yavaştı. Fakat kemik yapısındaki maddelerin sentez hızı iki haftada normale döndü. Büyük bir ihtimalle, mekanik uyarılardaki değişiklikler herbir kemikteki kemik teşekkülünü açıp kapayan bir sinyal gibi çalışmaktadır. Bu neticeler insan vücudunun da aynı uyum kabiliyetine sahip olduğunu göstermektedir.

Fezada şehirler kurma ve orada yaşama fikri; beraberinde hususiyetle insan fizyolojisiyle alakaIı çok ciddi problemleri de beraberinde getirecektir. Ama enteresan olan husus; Yaratıcı tarafından her ihtiyacı karşılanan insanoğlunun fezada hayat ritmi bozulduktan sonra arza geldiğinde tekrar normale dönme ihtiyacının da temin edilmesidir.