Sızıntı Arşivi

Nisan 1992 · s. 37 · 5 dakikalık okuma

Yepyeni Çehresiyle Yumurta

Ziya Aydın · Tabiat

nis92

RAHMET HAZİNESİ

Pazardan ve marketlerden birkaç yüz liraya satın aldığınız yumurtanın, bir sanat âbidesi olduğunu, bütün hususiyetleriyle nasıl meydana geldiğini, ne gibi safhalardan geçtiğini, elips şeklinde olmasının hikmetini hiç düşündünüz mü? Bakınız, bugün en materyalist bilim adamları bile, bu sır yüklü yumurtalar için "mûcize" tâbirini kullanmaktan kendilerini alamıyorlar.

Her ne kadar tavuğun yumurtlaması anlık bir hâdise ve zahmetsiz gibi görünüyorsa da 22 günde teşekkül eden yumurtanın geçirdiği merhâleler bunun gerçekten meşakkatli olduğunu göstermektedir. Normal zamanlarda yerinde duramayan ve devamlı yiyecek arayışında olan tavuğu, 21 gün boyunca o yumurtaların üzerinde hangi kudret kımıldatmadan oturtmaktadır?!

Yumurtanın teşekkülü yumurtalıkla başlar ve burada 4000 kadar yumurtanın oluşabileceği 4000 civarında yumurta kesecikleri (folikül) mevcuttur. Fakat normal Şartlarda en fazla 1500 kadarı gelişebilmektedir. Yumurta sarısına yataklık yapan foliküllerin herbirisi zamanla genişleyerek, gelişmesini sürdürür. Sırası gelince de bu foliküllerin içine albüminli bir sıvı bırakılır ve bu sıvı ile gerilen kesecik çatlar, yumurta serbest hâle gelir.

Yumurta kanalına (oviduct) ve buradan da dölyatağına düşen yumurtaya, buralara ulaşıncaya kadar, 5-7 saatlik süre zarfında bu 80 cm.lik helezonik yollarda, muhtelif ve lüzum eden herşey gıda yüklü bezlerden (gudde) temin edilmektedir. Önce yapışkan ve mukavemetli yumurta akıyla çepeçevre sarılır. İkinci olarak yumurta sarısının iki ucunu birleştiren, yumurta akının bileşiminden oluşan sağlam iki ince iplikçikle tutturulur. En son olarak da yumurta akıyla beraber yumurta zarı ile yumurta kabuğu teşekkül eder. Tam teşekküllü ve kapasiteli bir fabrika gibi işleyen, bu dar geçitten geçerek, son şeklini aldıktan sonra insan vücudu için değerli bir gıda ve enerji kaynağı haline gelen yumurta, sonunda dölyatağına veya dışkılığa ulaşır.

Döl yatağındaki kan nisbetinin yükselmesi durumunda, bezlerden buraya beyaz yapışkan bir madde salgılanır. Bu madde ise yumurtanın çatısını teşkil eden %4 oranında protein, %94 oranında kalsiyumkarbonat ve kalan nisbetlerde de magnezyum ve kalsiyum fosfat'tan meydana gelmektedir. Bilhassa embriyonun gelişebilmesi için gerekli olan enerji, yumurta sarısı içindeki yağ hücrelerinden elde edilmektedir.

VE YUMURTADAKİ ELİPS GERÇEĞİ

Yumurtanın elips şeklinde olmasının pekçok hikmetleri vardır. Özellikle yumurtanın, hem boyuna hem de enine kuvvetli olabilmesi, ancak elips olmasına bağlıdır. Eğer daha başka bir şekilde olsaydı, hem çok yer kaplayacak hem de döndürülüp dolaştırılması bir mesele olacaktı. Aynı düşünceyi müdafaa eden ilim adamlarımız da şu açıklamayı getiriyorlar: "Sivri olan uç kısmı ile yassı olan arka kısım birbiriyle mukavemet halinde ve doğru orantılıdır. Bu sayede yumurta yere konulduğunda, hemen kırılma ihtimali de ortadan kalkmış oluyor!" Sivri uç merkezî bir rol oynamaktadır. Yumurtayı yere koyduğunuzda kendi merkezi etrafında çember çizecek ve kat'iyyen yuvarlanıp gitmeyecektir. Meselâ, deniz tavuğu (Uria aalge) denilen bir kuş türü,yuva kurmada yüksek yerleri tercih etmektedir. Yumurtasını bu kayalıklara bırakan bu kuşun yumurtası elips şeklinde olmasaydı kesinlikle aşağıya yuvarlanırdı ve her halde kuşun nesli de tükenir giderdi. Bir diğer mesele kuluçkaya yatan en az bir kilo ağırlığındaki tavuk veya kuşun, kendi ağırlığı altında yumurtaların kırılmamasıdır. Acaba, ya kibrit kutusu gibi olsaydı, tavuğun hâli nice olurdu?!

RAHMÂN'IN HİKMET MÜHRÜ

1974'de İngiliz zoolog J.G. Bradfield'in yapmış olduğu enteresan bir araştırmayla ehemmiyetli ve hikmetli bir mevzu daha aydınlatılmış oldu. Bradfield, tavuk üzerinde yaptığı bir deneyde, yumurtalıktaki yumurtanın nasıl teşekkül ettiğini röntgen cihazıyla (Resim-1) tesbit etmiştir. İşte ilim adamlarını hayrette bırakan enteresan hâdise: Kabuğun ilk teşekkülü esnasında yumurtanın sivri tarafı aşağıya doğru bakmaktadır. Yumurta bu şekilde dölyatağına gelir. Röntgende de müşahede edildiği gibi, yumurtlama hâdisesinin vukuundan yarım saat kadar önce yumurta ters döner ve yassı taraf aşağıya yönelir. Yani yumurta baş üstü düşüp kırılmaktan kurtulur. Cenâb-ı Hakk'ın sonsuz hikmetine bakın ki ya yumurtlama esnasında yumurta sivri tarafı üzerine düşseydi, acaba ne olurdu?!

nis92

MUAZZAM PENCERE

Hazinenin muhteşem dış örtüsünü meydana getiren kabuk, kireç taşının kristal şekli olan kalsit sütunlarından oluşmuştur. Kabuğun dış yüzü, kanalları tıkayan glikoprotein küreciklerinden müteşekkil bir örtü ile kaplıdır. Su, gaz ve ısı transferine en uygun şekilde yaratılan yumurta kabuğunun sağlamlığı da biyologları hayrete düşürmektedir.

Civcivin oksijen ihtiyacının karşılanması "mükemmel" bir tarzda olmaktadır. Kabuktaki yaklaşık 1400 gözenek vasıtasıyla dışarıdan alınan oksijen, içerideki nâzenin misafir tarafından kullanılmakta ve karbondioksit olarak pasif difüzyon yoluyla yine aynı gözeneklerden dışarı atılmaktadır. Bu muhteşem programlama sayesinde yumurtanın içindeki akıcı madde yavaş yavaş şekillenir, et ve kemikle donatılarak civciv halini alır.

nis92

Civcivin 21 günlük kuluçka devresini geçirdiği o daracık yuvasına, bu müddet zarfında takriben 6 litre oksijen girmekte ve 4,5 litre karbondioksit ile 11 litre su buharı çıkmaktadır. Fakat bütün bu alışverişe rağmen yumurtanın ağırlığı da de-ğişmemektedir. İyice gelişen embriyonun oksijen ihtiyacı, kuluçka devresinin sonlarında iyice artmakta ve gözeneklerden içeri giren oksijen de ihtiyacı karşılayamamaktadır. Peki, bu ek oksijen ihtiyacı nasıl karşılanıyor acaba?!

nis92

Herşeyi bilen ve bilerek yaratan Kudret-i Sonsuz, o muhteşem programında elbette bunu da tanzim etmiştir. Haşlanmış bir yumurtayı soyduğunuz taktirde, yumurtanın dip tarafında göreceğiniz hava odacığı, işte bu ihtiyacı karşılamak üzere inşâ edilmiştir. Civciv 19. günlerinde bu hava odacığının zarını gagasıyla deler ve orada saklı tutulan oksijeni ciğerlerine çekerek ilk defa solunum yapmaya başlar.

nis92

SIRLI AHENK

Kuşbilimcilerin araştırmalarına göre bugüne kadar yaklaşık 8000 kuş çeşidi keşfedilmiştir (nesli tükenenler de dahil). Aynı miktarda bir de yumurta çeşitlerini düşünürsek, herhalde parmaklarımızı ısırmaktan kendimizi alamayız. Hele bir de bu kadar çeşidin sayıları adedince şekil, renk, desen, hacim ve âhenk olarak da benzersiz birer sanat hârikaları olduğunu öğrendiğimizde ise Sultanlar Sultanı'nı, Yüce Yaratıcı ve Büyük Sanatkâr'ı hatırlayarak, "Ey bizleri yoktan vareden ve en güzel surette yaratan Allahım! Sen sonsuz kudret ve engin rahmet sahibisin...!" dememek elde değil...

1978'lerde Amerika'da bu ölçüyü ve formülü bulduğunu zanneden bazı tanınmış bilim adamları (!), şekliyle ve niteliğiyle aynı olan bir yumurta yapmayı plânlarlar. Uzun süren laboratuvar çalışmaları neticesinde ise bir türlü ölçülü ve âhenkli bir tarzda vazifesini yapabilen sanat âbidesi kabuğun, sadece bir tek gözeneğini dahi elde edemezler. Yumurtanın şekil ve armonik güzelliği, ressamlar ve mimarlar tarafından dahi dikkatle kopye edilmektedir. Ancak geometrik şekil olarak aynısını elde etmek imkânsızdır. Mimarların özellikle bu ölçüyü kullandıkları alan kubbe ve sivrikemer yapımıdır.

SON BİR PÜFNOKTA

100 gr.lık bir yumurta, enerji bakımından 165 kalori, sadece yumurta akı 39 kalori, yumurta sarısı 353 kalori sağlar. 57 gr.lık bir yumurta 41 gr. yağlı sığır etine ve 100 gr. yağlı süte eşdeğerdir. Yumurtanın sarısı ağrıyı dindirir, boğazı ve akciğer keseciklerini temizler. Boğaza, öksürüğe, akciğer, böbrek ve mesâne yaralarına faydalıdır. Yumurtanın beyazı ise ateşli ağrısı olan göze damlatıldığında gözü serinletir ağrıyı dindirir. Yüze sürüldüğünde ise güneş yakmasını önler, nezleye şifa olur...