Mart 1988 · s. 81 · 2 dakikalık okuma
Yeni Bir Güç Kaynağı Mikroplar
![]()
Louis Pasteur’den beri, mikroorganizmalar hep, kötü birer düşman olarak tasvir edildiler. Ama geçen son birkaç yıl içerisinde ilim bu canlıların sanıldığından daha dost olduğunu ve müthiş bir elektrik potansiyellerinin bulunduğunu gösterdi.

Petrol sıkıntısının başlamasından önce, bazı araştırmacılar, hidrojen, alkol gibi ikinci derecede önemli yakıtlar elde etmek için, bira mayası bakterilerini glikoz, mısır kabukları gibi yakacaklarla fermante ettiler. Buradan elde edilen güçle, bir transistörlü radyo bile çalıştırılabilirdi. Ancak, bu teşebbüs, yetersiz mali kaynaklar yüzünden yarım kaldı. 1980’de King’s College’den bir heyet, yaptıkları incelemeler ışığında, mikrobik yakıt hücrelerinin “aracı” adı verilen maddeyi ihtiva etmesi halinde hücrelerin günlerce, hatta haftalarca süren bir akım verdiğini keşfettiler.
Mikroorganizmaların solunum nispetlerine göre yapılan tahminle, mikrobik yakıt hücresinin maksimum verimi, yaklaşık 1 gram mikroorganizma başına 1 amperlik bir akım (1 voltluk bir hücre için 1 wattlık bir güç) olabilmektedir. Bu, daha iyi elektrotlar kullanılarak gücü arttırılabilen, yeterli ve faydalı bir enerji kaynağıdır.
Bu hücrelerdeki karbonhidratlar kilogram başına saatte 4 amper civarında kurşun
ve çinkodan daha fazla kapasiteye sahiptirler. Mesela: 0,1 gramdan daha az bir
karbonhidrat, saatte 100 mikroampere ihtiyaç duyan bir saati, bir yıl boyunca
çalıştırabilir. Bu harika hücrelerin diğer bir özelliği de, karbonhidrat
tüketerek kendilerini tekrar şarj edebilmeleridir. Bu olayda mikroorganizmalar,
stok ettikleri besinlerden dolayı, fazladan bir yakıt ihtiyacı
duymazlar. Dijital bir
saati çalıştırabilecek kadar bir güç sağlayan bu hücre pillerinin diğer bir
avantajı da, bunların zararsız, çürüyebilen maddeler ihtiva etmesi ve yapısında
metalik bir cevher
bulundurmamasıdır. Bunun önemini, her geçen gün artan çevre kirliliğini göz önüne alarak daha iyi anlamaktayız. Mesela, Japonya’da, fotoğraf makinelerinde kullanılan, bitmiş pillerin ayrışması sonucu, çevredeki cıva miktarı endişe verici bir halde artmaktadır.

Araştırmacılar, minik reaktörler üzerinde yaptıkları çalışmaların sahasını her geçen gün biraz daha genişleterek, şimdi de 1 kilowatt güç kapasiteye sahip büyük mikrobik yakıt hücrelerini incelemektedirler. Öte yandan, küçük biyoelektrokimyevi reaktörler, laboratuarda bilgisayarların kontrolü altında test edildiğinde, içinde yaklaşık 1 milyon litre eriyik ve 10 ton mikroorganizma bulunan, oda büyüklüğündeki bir reaktörde, 200 kilogram karbonhidrattan, 1 megawattlık bir güç elde edilebilmektedir.

Kendilerine has bir mikroalemde yaşayan bu canlıları insanlığın hizmetine musahhar eden Yaratıcı, insanoğluna araştırma ile elde edilebilen yepyeni enerji kaynakları sunmaktadır.
New Scientist’ten: Ahmet Pınar