Şubat 1988 · s. 25 · 1 dakikalık okuma
Yekpare Sevgi

Mürüvvet, velud ve yekpare sevgi demektir. O, insan hafızasının en sırlı yanıdır. Ve onda bütün sırlar ömür boyu saklanır,
Mürüvvet, munis rüyaların ruhta hasıl ettiği tatlı ve huzur dolu ülfetin, şehadet aleminde yaşanmasıdır. Öyle bir ülfet ki o, insan zihninde bütün sırları ifşa olmuş küçük bir yıldız gibi döner ve zaman denen berrak suda onun altın rengi aksi görülür… Ve insan ömrü bu akisle bütünleşerek kopuk birer zaman parçası olmaktan kurtulur.
Mürüvvet, ruhta teşekkürden ihtizaz meydana getiren küçük bir iyiliği ebedileştirmek ve bir tek gül goncasına, bütün bir gül bahçesiyle mukabele edebilmek için hayat boyu çırpınıp durmaktır.
Mürüvvet, ruhun istikrar kazanmış hali olan karakterin, küçük bir kıvılcımla elde ettiği nihai muhabbet ve sevgi kararını, cihanı saran yangın ve alevler karşısında dahi değiştirmemek ve amellerin en faziletlilerinden kabul edilen “hali muhafaza” ya erebilmek için olanca gücüyle cehd ve gayret göstermektir.
Mürüvvet, şuurda en sarp merhaledir. Onu en kısa zamanda ve hatasız olarak aşabilenler ise, “insanlardan bir insan olma” dersini en iyi idrak edip anlayan ve anladığını da en tavizsiz şekilde yaşayabilenlerdir.
Mürüvvet, kişinin karşılık beklemeden hep iyilik yapması; ve eğer gördüğü bir iyilik varsa onu da ömür boyu unutmaması; ancak kimseye en küçük kötülüğü dahi dokunmamasına rağmen, şahsına gelen dağlar cesametinde kötülükleri hiç görmemesi veya en kısa zamanda unutması, tek cümleyle meseleyi değerlendirecek olursak, hem iyiliğe hem de kötülüğe karşı tavır değiştirmeden hep iyilikle karşılık vermesidir ki, çok ağır fakat o nispette mübeccel bir duygudur. Mübecceldir çünkü iki cihan serverinin yüksek ve yüce ahlakını anlatanlar daima ondaki mürüvveti, nübüvvetine bir delil göstermişler ve onu, Nebinin ayrılmaz bir vasfı ve hasleti olarak değerlendirmişlerdir.
Zaten bana bu satırları yazdıran da, Nebi ahlakıyla ahlaklanmayı kendine şiar edinmiş bir yüce dost ve onun yar-ı vefadarlarından gördüğüm mürüvvet ve o günlerin renk cümbüşüyle müstağrak olmam değil mi? İstedim ki teşekkürüm ebed-müddet olsun!..
Şemseddin Nuri