Şubat 1988 · s. 26 · 2 dakikalık okuma
Kutuplarda Esrarengiz Işıklar

Acık bir eylül günüydü. Gece karanlığı yavaş yavaş çökerken, sarıdan kızıllaşmaya dönmüş olan ufuktaki şık kuzeye her zamankinden daha fazla hareket etmişti. Sanki kuzeyde ikinci bir güneş doğuyordu. Son kızıllığın da batıda kayboluşu hemen hemen hiç farkedilmemiş, orada sadece yayılmış olan kızıllık kalmıştı. Gece karanlığının artmasıyla ışık kuzey ufku boyunca daha kuvvetli olara k ortaya çıkıyordu. İki saat boyunca hareket eden bu ışık pamuktan bir yastığa benziyordu. Aşağı yukarı beş dakika sonra, gökyüzünü Samanyolu’na paralel olarak doğudan batıya kadar boylu boyunca geçti ve sonunda titremeye başladı.
Daha sonra kilometrelerce genişliğindeki bu şık demeti aniden yok oldu ve bir saniye aralıkla tekrar geri geldi fakat aniden parçalara ayrılarak kümelendi, kümeler önce yavaş daha sonra hızlı bir şekilde yeryüzüne doğru inmeye başladı. Sabahın ikisine doğru gökyüzünde teşhir bitmişti. Sadece kuzeyde bir kızıllık bu teshirden iz olarak kalmıştı.
Kutup ışığını bir gece böyle ilk defa gören herhangi bir insan çok tesir altında kalır. Böyle bir hadise kuzey yarım kürede sık sık görülebilir.
1881de Alman fizikçi Fritz “Kutup Işığı” adındaki kitabında kutup ışığı hakkında bazı bilgiler yayımladı. Fritz, bir dünya haritası üzerinde, kutuplarda görüldüğü biçimde, eşit frekanslı çizgiler çizdi. Bu çizgiler kabataslak olarak büyük oval bir şekil oluşturuyordu ve en önemlisi, bunların dünyanın manyetik çizgileriyle çakıştığı farkedildi. 1910 yılında Norveçli Carl Stomer matematiki işlemlerden yola çıkarak şu sonuca vardı. Dünyanın manyetik alanındaki yük akımı yüzünden, kutup ışıkları Antartika’da ve Kuzey kutbunda aynı zamanda meydana geliyordu.
Bu yüzyılın ortalarına kadar, bilim adamları bu garip ışık hadisesini açıklamaya yetecek kadar fazla bir şey bulamadılar. Sadece frekans bölgeleri üzerinde durdular.

Günümüzde araştırmacılar bu güne kadar yapılandan daha fazlasını yapmak zorundadırlar. Güneş rüzgarı denilen elektrikleyüklü parçacıklar dünyanın manyetik alanını 100 km/sn lik bir hızla mütemadiyen bombardıman etmekte ve böylece bir yandan da, manyetik alanın şeklini değiştirmektedir. Şekli bu yolla değişmekte olan manyetik küreden gelen parçacık akımı atmosferin iyonosfer denilen üst tabakalarına girer. İyonosfer, kuvvetli elektrik yüklü parçacıkları taşır. Bu parçacıklar burada elektron, iyon ve nötral parçacıkların karışımı bir plazma meydana getirir. Yapılan araştırmalarda kutup ışıklarının, güneş rüzgarı, parçacık akımı ve iyonosfer plazması arasında meydana gelen çok karışık reaksiyonlardan dolayı ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Burada, onda biri ışık olarak görülen çok büyük kuvvetler faaliyettedirler. Fakat bu onda bir bile yeryüzündeki bütün nükleer reaktörlerin gücünü geçmektedir.
Kozmik elektronların meydana getirdiği ışının nasıl ivmelendiği bilim adamlarını düşündüren en önemli meseledir. Kutuplardaki ışık bölgesinin hala çözülemeyen esrarlı yönleri mevcuttur.
Scala’dan Y. Selim Aydın