Sızıntı Arşivi

Aralık 1993 · s. 41 · 2 dakikalık okuma

Yavru Kaplumbağadaki Rahmet Cilvesi

Ali Kılıç · Tabiat

Aralık 1993 · s. 41 · 946×1259 px tarama

Yeryüzündeki ekolojik dengenin devamında gıda zincirinin çok önemli bir yeri vardır. Her canlı bir diğerine gıda olur ve bu denge sürdürülür. Böylece herhangi bir türün hem aşırı çoğalmasına mani olunur, hem de neslinin devamı temin edilir. Yaratıcı’nın kurduğu bu eşsiz nizam içinde çok enteresan durumlar müşahede edilir.

Kuzey Amerika’nın orta ve güney kısımlarında, yumurtadan yeni çıkan yavru su kaplumbağaları ile kocaman ağızlı aç levrek balıkları, küçük su birikintileri ile göllerde birlikte yaşamak mecburiyetindedir. Levreklerin, yavru su kaplumbağaları büyüklüğündeki diğer canlıları, mesela karidesleri yerken bu minicik kaplumbağaları yemediği görülmüştür.

Acaba zayıf ve aciz yavru nasıl bir mekanizma ile kendini korumaktadır? Bu konuyu araştıran ilim adamları levreğin, kaplumbağa yavrularını yutmaya kalktığında, minicik yavrunun çeneleriyle, boyundan umulmayacak sesler çıkararak ve pençeleriyle de levreğin ağzını tırmalayarak balığı rahatsız ettiğini; kolay yutulur bir lokma ile karşılaşmadığını öğrenen avcının da, ağzını açarak yavru kaplumbağayı serbest bıraktığını görmüşlerdir.

Bu mevzuda araştırma yapan bir grup, levreklere canlı, ölü ve uyuşturulmuş kaplumbağaları verdiler. Canlı olanları yutmaya çalışan levrekler, bunu birkaç kez denedikten ve başarısız olduktan sonra, ölü ve uyuşturulmuş olanlara da saldırmaya cesaret edemediler. Daha önce hiç canlı yavruyla karşılaşmamış olanlar ise, ölü veya baygın haldeki yavru kaplumbağaları gördükleri an, büyük bir iştahla bunları yutuverdiler. Şu halde balıklar, bir defa canlı bir kaplumbağa yavrusundan ağzının payını alınca onları tanımakta ve bir daha saldırmamaktadır. Bunun sebebini araştıran zoologlar, yavrunun gövdesinin altında parlak ve koyu renkte şekillerin olduğunu gördüler. Muhtemelen bu şekiller levreklerin hafızasında unutamayacakları acı bir ikaz hatırası olarak kalmakta, aç olmalarına rağmen bir daha onlara saldırmamaktadırlar.

Rahmet-i Sonsuz, büyüyünceye kadar korunabilmeleri için kendilerine böyle bir savunma mekanizması ihsan etmiştir. Zira kaplumbağalar, levreklerin kendilerini yiyemeyecekleri kadar büyük bir hale geldikleri zaman bu şekiller de yok olmaktadır. Şimdiye kadar bilinen kokarcalar, yılanlar ve kelebekler gibi bu kaplumbağalar da, renkleriyle tanınarak, düşmanlarını caydırıcı bir hususiyet sergilemektedir. Bahsettiğimiz diğer hayvanlar, çıkardıkları koku, zehir gibi zararlı maddelerle saldırganları korkuturken, minik kaplumbağa yavruları da renklerini ve muhtemelen derilerindeki bazı toksik maddeleri kullanmaktadır. Zira bir buçuk sene süren araştırma boyunca 20 levrekten 2 tanesinin öldüğü görülmüştür. Bunların da birkaç hafta önce bir yavru kaplumbağayı yuttukları tespit edilmiştir. Bu yüzden kaplumbağaların bu renklerinin bir zehir ikazı olma ihtimalini de araştırıcılar incelemektedirler.

ALİ KILIÇ

KAYNAK: “Terrible Turtle Tots”, Dıscover October 1993, s. 14