Aralık 1993 · s. 40 · 2 dakikalık okuma
Yağmur
YAĞMUR
Her yer çorak. Her belde çöle dönmüş. Dağlar, ovalar bir parça yeşilliğe hasret. Gönüller kupkuru. Tıpkı susuz kalmış platolar gibi. Hafif dokunsan parmakların yanacak kadar korlaşmış, alev alev yanıyor yürekler, düşünceler, fikirler...
Bir çöl susuzluğu her yere kahir pençesini atmış. His ve duyguları aleve vermiş. Canlılık namına ne varsa kurutmuş, yok etmiş. Bir yağmura ihtiyaç var, sağnak sağnak yağacak bir yağmura... Metafizik yönden esecek bir bahar meltemine gönüller dolusu ihtiyaç var. Musa (as)’nın sihirli değneğinin dokunduğu taşlar nasıl parçalanıp su akıtıyorsa, dualarımızın buğusu göklere yükselip arşa dokunmalı. Tıpkı bir sihirli değnek gibi. Sonra yanlan göğün arasından sıcacık tatlı bir bahar yağmuru çisil çisil yağmalı yeryüzüne.
Suya hasret gönüllerin susuzluğunu gidermeli. Çatlak çatlak olmuş kuru dudakların kuruluğuna son vermeli.
Resul-i Ekrem’in gül parmaklarından akan bahar çiğleri gibi bir yağmur boşanmalı gökten yere. Bir şafak vakti... Her gönül, her ruh: “Doydum ya Resûlallah” deyinceye kadar bu metafizik iksir çağlayanlar gibi akmalı göğün yamaçlarından.
Eyyub (as)’un zahiri yaralarından daha fazla yaralı ruhumuzu tedavi edecek bir ilaç gerek bize. Bir Hızır soluğu gerek yeşillendirmek için beldelerimizi. Bir Mesih nefesi gerek ölü ruhlarımızı diriltmeye. Bu nefes öyle bir dolaşmalı ki cihanı, “yandım!” diyene su, “bittim!” diyene derman, “ölüyorum!” diyene can olmalı.
Susuzluktan bitkin ve bitab ruhlarımızla kapına geldik, Ya Rab! Bizi bu yakıcı çöl ikliminde kurutup harap etme. Kalbimizi aşk ve şevk yağmuruyla yumuşat. Verimsiz toprağa dönmüş gönüllerimizi, meleklerin metafizik parmaklarıyla kabart. Ta ki manevi tohumlar gönül tarlalarımızda yeşersin. Hayat iksiri taşıyan meyveler versin. Ve iç dünyamızı cennetasa bir bahara çevirsin...
Hasretin şarkısı bu
İsmi bahar yağmuru
Her damla bir kelime
Yer mektubu buğulu
Çölde biter mi çiçek?
O dur Hızır soluğu
Yağ kutsi bir pınardan
Âşık kalbinden duru
Yağ yağmur, yağ da yağ
Bütün yürekler kuru
Çağlayan olup da yık
İblis’e ait suru
Bu çöllere tek çare
Çare Mesih soluğu
Kâinat burçlarında
Dua rahmet oluğu
Susuz kalmışlar bildi
Bildi Hakk’a kulluğu
Sur sesleri yükselsin
Çalsın İsrafil suru
Bir diriliş başlasın
Benzerlerinden ulu
Kaosları defetsin
Göklerin yerin Nur’ u
Mehmet ERDOĞAN