Sızıntı Arşivi

Nisan 1988 · s. 102 · 3 dakikalık okuma

Yaban Arılarından Mesajlar

Ali Halid Aslantürk · Zooloji

Tropik bölgelerde, hususan Amerika kıtasında farklı mimari stilleri olan yabanarısı çeşitlerine rastlanır. Mesela polybia dölü ve akrabalarında, yuvanın dış kaplaması sert ve dayanıklıdır. Dikdörtgen veya tüp şeklinde olan bu yuvalarda petekler yuvanın dış sathına sıkıca bağlanmış ve bir muvazene kazanmıştır. Muvazene gereği petekler ve dış satıh arasında bölmeden bölmeye geçiş odaları bulunmaz. Bunun yerine, polybia ve akrabalarının meskenlerinde, her peteğin merkezinde bir irtibat boşluğu bırakılmıştır. Tropik ormanlarda, yüksek ağaçlana dallarında, birer sucuk gibi asılı duran bu sanat harikalarını gören insan hayretini gizleyemez. Kötü hay şartlarına rağmen bu yuvalar senelerce bozulmadan kalabilir. Polybia emaciata’sının (resim 1–2) görülen yuvası kağıttan değil kilden yapılmıştır. Bu sanatkârlar kıvama getirdikleri saf kile ustaca modeller vererek oda ve peteklerini inşa ederler. En üstteki petek tutucu gövde ile yuvayı bir dala bağlayıp, başka bir destekle de dalı, harçlı sathın kubbeli tepesine monte etmiştir. Aşağıdaki petekler ise dış sathın kenarlarına bağlanmıştır. Bu meyanda yuva Chartergus (resim 3) unkine benzer ancak ondan farklı olarak petekler ve dış satıh kaplaması arasında bir yarık bırakılmıştır.

Poybia singularisin yuvasında ise dahili irtibat problemi daha değişik bir şekilde hallolunmuştur. Uçuş deliği hemen hemen bütün peteklerden kolayca ulaşılabilen uzun bir yarıktır. Bu hayvancıklar, o kısacık boylarına rağmen insanı hayrette bırakan dev binalar inşa edebilirler. Mesela resim 4’de görüldüğü gibi yuvanın eni 30 boyu 50 cm. ve tam 1350 gram gelmektedir. Üstelik onların cüsselerine göre bizim gökdelenlerimize denk olan bu yapı öyle alelade bir maddeden de yapılmamıştır. Yukarı Amazon bölgesinde bulunan bu yuvanın yapımında çok kaliteli bir kil kullanılmış ve bu kil seramik kiline dönüştürülmüştür. Şu halde seramiğin de asıl mucidinin bu yaban arıları ve insanlara da bu ilhamını onlar vasıtasıyla gelmiş olabileceği,söylenebilir.

Seramik yuvadan sonra, muhtelif kağıt yuva şekillerini de incelersek bu yuvalarda da muazzam bir çeşitlilik ve harikuladelik görürüz. Mesela Metapolybia pediculata’nın kağıttan yuvasını yuvayla temas etmeyecek şekilde kağıttan bir çatı ilave edilmiştir. Çatı, dairevi bir duvarla desteklenmektedir. Bu ilave dış kaplamanın en enteresan tarafı, yanlarına ve üstüne sıkça serpiştirilmiş olan, takriben bir ila üç milimetre çapındaki minik pencerelerdir. “Pencere camı ise yabanarılarının kâğıt yapımında yapıştırıcı olarak kullandıkları salgının sertleştirilmesi ile elde edilmiştir. Bu hayvancıkların yuva içini hangi sebeple aydınlatmak istedikleri hakikaten bir muammadır. Bazı ilim adamlarına göre bu pencereler, aydınlatmadan ziyade kamuflaj maksadına matuftur. Yapılan müşahedelerde, hakikaten de bu küçük pencereciklerin yuvanın üzerinde optik bir kamuflaj sağlayıp; yuvayı, etrafını saran şeylerden farkedilmeyecek derecede sakladığı tespit edilmiştir.

Polistes isimli yaban arısının kağıttan yuvası da enteresandır. Yağmur yağdığında- su, yabanarıları tarafından emilir ve dışarı çıkarılır. Çok sıcak olduğunda bu defa da peteğe su taşırlar. Küçük koloniyi çevresindeki çalılar ve yuvanın duvarları muhafaza edecek mahiyette olmadığından muhafaza işi tamamen yuva sakinlerinin mesuliyetindedir.

Kışın hayatını sürdürüp bahara ulaşmış bir tek kraliçe, baharda inşaata başlar. Aynı nevin değişik kolonilerinin kraliçeleri de ona katılıp inşaat ve yumurtlama işlerinde yardımcı olabilirler. Fakat her nasılsa, açıklanamayan bir şekilde, yaban arıları arasında bir hiyerarşi doğuverir. Bu evvelki dişi en büyük yumurtaları yumurtlar ve diğerleri tarafından yumurtlanmış olanları yer. Böylece sonradan gelmiş olanlar işçi veya yardımcı statüsüne konulmuş olur. Saltanat sürmekte olan kraliçenin ilk yavruları doğduktan sonra diğer kraliçelerin hepsi dışlanır. Çünkü artık onların vazifesi bitmiştir, yuvada kalmaları, ancak anarşi doğuracaktır.

Yaban arıları kainatta ari men-i müdahale prensibine uygun olarak ilahi ilhamla bir merkezi sistem oluşturmuşlardır.

Derleyen Ali Halid Aslantürk