Ocak 1987 · s. 503 · 1 dakikalık okuma
Ümit Ve Gayret

Farika Teymur
Bazan neş‘e dolarsın, bozan hüzün yüreğim,
Nasıl da halden hale bürünürsün yüreğim,
Bazen ye ‘se düşersin görüp karanlıkları,
Dersin: “Daha çok mu var görmeğe ışıkları?”
Görerek tuzakları her köşede kurulu,
Haykırırsın adeta canevinden vurulu.
Kurbağalar ağlarında çırpınıp duruyorken,
Saadete susamış dudaklar kuruyorken,
Dersin: “Ya Rab! Ne olur, biraz gür olup sesim
Ulaşsaydı onlara, ulaşsaydı nefesim.
Şu taşan hislerimi anlasaydı herbiri
Kalplere can verseydi sonsuz hayat iksiri
Fakat işte ne hazin, yanlarımda ellerim
Sadece ızdırabla acı ile inlerim.”
Elbet hüzün dolarsın, elbet hüzün yüreğim
Fakat, bozan ümide bürünürsün yüreğim.
Görerek pembe pembe açan tomurcukları,
Bir müjde ümidiyle gözlersin ufukları.
Dersin: “Her kış ardından mutlaka gelir bahar
Her gecenin ardından aydınlanır ufuklar,
Çiçek solar, tohumlar saçılır da toprağa,
Taptaze renkler ile hazırlanır açmağa.”
Sen de heryer çiçekle dolsun istersen eğer,
Onlara sevgi ile şefkatle eğil yeter.
O zaman herbir tohum bin tomurcuk verecek;
Çiçekler açılacak, yapraklar yeşerecek,
Kalkıp yıkık çardaklar dört bir elden yukarı
Cennetten bir köşeye dönüvermiş bağları
Bir eşsiz ihtişamla süslenip donatacak
Güller sümbüller başka bir saadet katacak
İşte o dem, bir yeis bir ümid dolan kalbim
Tıpkı bir yaprak gibi titreyip solan kalbim
Diyecek ki: “ümitmiş herbir derdin ilacı
Ümitle hafiflermiş azalırmış her acı.
Ümit düşkün kollara bedenlere kuvvetmiş,
İnsanı insan yapan çalışmakmış, gayretmiş...
En menhus bela iken yeis, mahzun kalplere
Ümitle büyük ruhlar, ulaşmışlar zafere!”