Sızıntı Arşivi

Ocak 1992 · s. 543 · 3 dakikalık okuma

Toprağın Ücretsiz İşçileri

İsmail Uğurlutaş · Tabiat

Çoğu zaman ehemmiyetsizliğin ve lüzumsuzluğun simgesi gibi vehmedilen bu yaratıklar, kendilerine verilen toprağı işleme vazifelerini en mükemmeliyle yerine getirip toprağın üstünü bağ-bostan, gül-gülistan etmekle meşguller... Kendi yaratılış gayesini görememenin ötesinde diğer yaratıkların yaratılışını da anlayamayanlar keşke en az bu solucanlar kadar olsun bulunduğu toplumda iyilik ve güzellik tohumlarının yetiştiricisi olabilseler...

Bazen kızılacak bir şey yapan basit kimseler için "solucan" tabirini kullanırız; fakat bu günahsız hayvanın insanlara ve çevreye yaptığı faydalı işleri bilseydik herhalde kızdıklarımıza değil takdir ettiklerimize "solucan" dememiz gerekirdi.

Hiçbir canlıyı gayesiz ve hikmetsiz yaratmayan Kâinatın Sahibi, solucan gibi kör, âciz ve zayıf bir mahluku bile, insana hizmet için vazifelendirirken Rahim, Rezzak, Hakîm ve Kuddüs isimleri başta olmak üzere birçok ismindeki güzellikleri nazarlara vermiştir.

Siz de bu yazıyı okuduktan sonra artık solucanı asla küçümsemeyeceksiniz. Dünyanın her tarafından mütehassıslar, çiftçiler ve iş adamları, artık solucanların kıymetini anlamaya başlayarak, ondan daha fazla nasıl istifade edebileceklerinin planlarını yapmaya başladılar.

Meselâ, Özbekistan'da ziraatçılar çöl toprağını iyileştirmek için kamyonlarla solucan bakımından zengin toprağı uzak yerlerden getirip onlardan faydalanmaktadırlar. İskoçya'nın tepelerinde, solucanlar toprağın kalitesini ve bitkilerin miktarını artırmış, dolayısıyla da bir koyun sürüsünün veriminde % 50 artışa sebep olmuştur. Galler'de açık kömür ocaklarında talan edilmiş toprağı, solucanlar yeniden ıslah etmektedirler.

İyi bakılan çiftlik arazisinin her hektarında toprak üstündeki hayvanlardan iki misli daha fazla toprak altında yaşayan solucanlar vardır. Bir araştırıcı, solucanların kıymetini yıllarca yapmış olduğu müşahedelerden sonra daha iyi anladı. Bu araştırıcı, evinin yakınlarındaki bir çayıra kireç tozu serpiştirdi. Yirmi beş yıl sonra tarlanın bir başından öbür başına kadar bir çukur kazdı ve 20 cm. derinlikte bir kireç tabakasına rastladı. Solucanların kireç tozunu yılda 8-9 mm. dibe doğru gömerek üstteki toprağı alta, alttaki toprağı da üste doğru aktarmalarındaki rolü müşahede etti.

Ziraatte mühim bir yeri olan, toprağın alt kısımlarındaki mineralleri ve besleyici maddeleri azalmış bölgeleri üst tarafa çıkarma, üst kısımdaki mineralce ve humusça zengin toprağı alt kısımlara aktarma gibi çok gerekli bir hâdiseyi, hiç durmadan ve aksatmadan devam ettiren solucanların beyin ve göz gibi organlarının bile olmaması ne kadar hayret verici bir durum değil mi? Yeni Zelandalı toprak mütehassısları solucanlardan zirai alanlarda geniş çapta istifade eden ilk kişilerdir. Koyun besleyen çiftçiler çalılıkları temizleyip otlak haline getirdikleri zaman, Avrupa'daki aynı toprağın yüksek verimliliğine ulaşmayı başaramadılar. 1940 başlarında bir çiftçi ise kendisine ait meyve bahçesinin yanındaki, yine kendine ait çayırın çok daha kaliteli olduğunu farketti. Burada yapılan incelemeler neticesinde bu çayırın Avrupa'dan getirilmiş solucan türleri bakımından zengin olduğu ve bu solucanların da meyve bahçesinden yayıldıkları anlaşıldı. Bu yeni solucan türlerinin, yeni Zelanda'ya ilk sömürge günlerinde bitkilerle birlikte getirilen toprağın içinde var olduğu ortaya çıktı.

Bir toprak parçası içinde, çimenlerin üzerinde ölmüş bitki maddelerinden ibaret kalın bir tabaka meydana gelir. Solucanlar bu tabaka üzerinde beslenmeye, onu dağıtmaya, toprakla karıştırmaya ve ölmüş bitkilerde kalan besinleri gıda olarak kullanmaya başlarlar. Mineral ve besleyici maddece zenginleşen toprak, bitkilerin büyümesini arttırır. Fakat besleyici maddeler tüketilir tüketilmez, bitkilerin büyümesinde beklenenden daha hızlı bir azalma görülür. Buna kıyasla solucanlı topraktaki verimlilik artışı solucanların toprak yapısındaki umumi iyileştirmesine bağlanabilir. Zira her gün toprak yiyerek içindeki besin maddelerini süzen ve tekrar artıklarını toprağa atan solucan hayatı boyunca toprağı alt-üst eder; sonunda ölünce de kendisi çürüyerek toprağın besin maddesi bakımından zenginleşmesine vesile olur.

Hollanda gibi denizi doldurarak toprak kazanılan ülkelerde de solucanlara ihtiyaç vardır. 1971de Wageningen Ziraat Fakültesi'nden M. Hoogerkamp ve meslektaşları, bu arazilere solucan getirerek on yıllık bir müddet içinde takip ettiler. Solucanların bir çok faydaları görüldü. Hoogerkamp'ın üzerinde deney yaptığı sahaların kızılötesi fotoğrafları solucanların satıhdaki maddeyi dağıtırak yaydığını göstermiştir. Denizden kurtarılmış bu arazilerde, solucanlar Yeni Zelanda'daki kadar olmamakla beraber çayır zenginliğini % 100 artırmıştır.

Sovyetler Birliği de solucanların kıymetini son zamanlarda anlamıştır. Türkmenistan ve Özbekistan Cumhuriyetleri'ndeki çorak arazilerde yüksek randımanlı tahıl ürünlerini üretmek için sulamaya ihtiyaç duyulmaktadır. Sulama, solucansız toprağı, solucanların yaşayabileceği uygun toprağa çevirir. Bu ülkede araştırmacılar, solucanların yayılmasını kolaylaştıran bir aşılama programı uygulamışlardır.

Solucanların toprakta bol olarak bulunmasının ekolojik faydalarından biri de, bu hayvanların köstebekler tarafından yem olarak kullanılmalarıdır. Bol solucanlı bölgelerde köstebekler de çoğalacağından, bilhassa taban suyunun yüksek olduğu bölgelerde, onların değişik yönlerde açmış olduğu tünellerle sun'i bir drenaj yerleştirme lüzumu ortadan kalkabilir.