Sızıntı Arşivi

Mayıs 1991 · s. 152 · 5 dakikalık okuma

Tenkit Üzerine Bir Deneme

Cemal Doğan · Edebiyat

Tenkit lügatta "Bir kimse veya bir şeyin iyi ve kötü taraflarını bulup meydana çıkarıp değerlendirme" anlamına gelmesine karşılık, Osmanlıcada bu söz bıraktığı menfi tesirler açısından değerlendirildiğinden pek rağbet görmemiş ve "Muaheze" (azarlama, alay eder tarzda karşısındakini küçümseme) kelimesi ona, müteradif "eş anlamlı" olarak seçilmiştir. Bu da "Birşeyin sadece kötü yanını gösterme, azarlama, çıkışma ma'nâlarını taşımaktadır."

Aslında tenkit iyi niyetle yapılırsa istişareyi tamamlayan bir unsur olur. Böyle bir tenkide gelişmekte olan bir cemaatin ya da cemiyetin daima ihtiyacı vardır. Fakat hakikatin araştırılmasını bir ihtiyaç olarak kendi iç âlemlerinde bütün şiddetiyle hisseden sağduyu sahibi insanlar, bu ihtiyacın iktizasını yerine getirebilmek için iyi bir tenkit terbiyesiyle mücehhez olmaları gerekir. Aksi takdirde tahkiksiz tenkide düşerler ki; bu da onları "tahkiksiz tenkit zulümdür" kuyusuna düşürür. Bu kuyuya düşenlerin en bariz özelliği tenkidin ne olduğunu bilmedikleri halde tenkit yapıyoruz diye, itham, şikayet, dedikodu, gıybet, zan, tezyif, takbih, tahkir ve tahrik etmişler ve yapıcı şekilde yapıldığı zaman istişareyi tamamlayan bu unsuru yıkmada bir vasıta olarak kullanmışlardır.

Tenkit bir bilme ameliyesinin meyvesidir. Mezkûr mes'ele hakkında bilmeden tenkit edenler ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar daima yıkıcı olmuşlardır. Bu hususta iyi niyet asla yeterli değildir. İyi niyetin yanında tenkidin teknik ve usulünü de çok iyi bilmek gerekir. Bu zaviyeden tenkitçi, sistematik bir fikir sistemine sahip olmak zorundadır. Bu sistematiği, münekkidin şahsiyeti, tenkit edilenin şahsiyeti, tenkit edilen konuyu tamamıyla anlamaya çalışmak ve tenkit edilmek istenen hususların ortaya konulması bakımından incelersek, ancak gerçek ma'nâda yapıcı bir tenkit ortaya koymuş oluruz.

Yapıcı tenkit için, bir eser tetkik edilirken dikkat edilmesi lazım gelen en önemli nokta şüphesiz incelenen esere bakış tarzıdır. Mezkur eserde yazar neyi kastetmiştir, eserde orijinallik var mıdır, eser hangi türe girmektedir, muhteva nedir, kullanılan kelime ve cümlelerle anlatılmak istenen şey tam anlatılabilmiş midir, kullanılan dil okuyucu tarafından anlaşılabilecek açıklıkta mıdır, gibi sorulara cevap bulmak incelenen eserde objektif bir değerlendirmeyi netice verir ki, bu da bizi yapıcı tenkide çıkarır. Bu konular enine boyuna tetkik edilmeden ortaya konan tenkitler ise geçersiz bir takım isnaddan başka bir ma'nâ ifade etmezler. Ayrıca münekkidin tenkide kalktığı eserde değerlendirme yaparken yazarın gayesine göre bir değerlendirme yapması gerekir. Münekkidi, tenkit ettiği zatın yerine kendini koymalı "ben böyle bir eser yazsaydım nasıl yazardım ve gayem ne olurdu" gibi sualleri sormalı ve cevabını aldıktan sonra tenkide yönelmelidir. En önemli hususta, münekkit yanlış veya noksan diyerek ortaya attığı fikirleriyle tenkit ettiği esere alternatif oluşturmalıdır. Bunu ortaya koyarken sübjektif nazariyelerden çok objektif veriler ve kıstaslarla hareket etmeli, başı sıkışınca kaçış yolları arayacağım diye cerbezeye kaçmamalıdır. O zaman "En müthiş maraz ve musibetimiz cerbeze ve gurura dayanan tenkittir" hakikatıyla yüzyüze geliriz. Münekkit bir eseri tenkit ederken eseri yazan insanın gayesi ve niyetini de içice düşünmelidir. Çünkü bu oluşa ait esas tenkitte temel bir norm teşkil etmezse gerçek ma'nâ anlaşılmadığından değerlendirmede sapmalar kaçınılmaz olur. Bir eserde değerlendirme yaparken yazarın hayatı da göz önüne alınmakla beraber yazarın içinde bulunduğu durum, zihniyeti ve ruh haleti de göz önüne alınmalıdır.

Münekkidin tenkidine maruz kalan şahıslar ise ortaya koydukları eserleri tenkit edilirken asla öfkeye kapılmamalıdırlar. Münekkidi sükûnetle dinlemeli, yapılan tenkidin ilmî olup olmadığına bakmalı, yapılan tenkide cevap vermesi gerektiğinde de alabildiğine müsamahalı olmalıdır. Bu bazda tenkit edilen zat, kendisinin de hata yapabileceğini düşünmeli, esere başkalarının nasıl baktığını da öğrenmek için onlara imkân tanımalıdır. Bu husus, eserinin güzel olma ve kemal bulmasında ölçü kabul edilebilecek geniş bir bakış ufkuna sahip olmalıdır. Aksi halde hep "Ben en iyisini bilirim, başkası bu hususta birşey bilmez" gibi bir tavırla inhisar-ı fikre düşer ki, bu da onun yapması gereken istişare yoluna sed çeker. Tenkide maruz kalan zat, tenkit edilen noktaları enine boyuna tahlil edip eserini yeniden ele almalıdır. Burada üzerinde duracağı en önemli husus tenkit edilirken kullanılan ölçülerin yerinde olup olmadığı ve doğru dürüst kullanılıp kullanılmadığıdır. Yapılan tenkit doğru ise, tenkit edilen zat bunu bir nimet bilmeli ve hatasını gösterip telafiye imkân tanıdığından dolayı da tenkit eden zata teşekkür edecek bir kadirşinaslığa sahip olmalıdır. Bu hususta "Sana yolunun önünde kuyu var diyen kişi senin gerçek dostundur" sözü müspet tenkitte ne güzel bir ölçüdür.

Tenkitte hisse ve öfkeye asla yer vermemelidir. Zira his plânında yanılma ve yanıltmalar her zaman düşülen hatalardandır. His ve öfkeyle yapılan tenkit başkalarına çelme takma, diskalifiye etme gibi kötü neticelerin oluşmasına mani olamaz. Öfke ve hissin atmosferine kendisini kaptıran münekkit kolay kolay hiçbir şeyi beğenmez, herşeyde ve her yerde mutlaka kusur bulmaya çalışır. Hele hele böyle bir münekkit kendisine yapılan en ufak öz eleştirileri yapıcı dahi olsa kolay kolay kabul etmez. Zira bu tavırda o mükemmel, herkes ise kusurludur. Böyle bir tenkitçi söylenen her şeye itiraz etme marazına yakalanmış demektir. Çünkü söylediği yahut tenkidini yaptığı şeyin doğruluğu için değil, itiraz etmenin, tenkit etmenin gereği saydığı için bir takım sözler söyler. Hâdiseleri ilmi yönden tenkit etmeyip hissi esas aldığı için bir müddet önce karşı çıktığı meseleye bir müddet sonra gayet hararetle müdafaa eder vaziyetine düşer.

Tenkitçinin düştüğü başka bir varta ise kendisinin çok yüksek bir ilme sahip olduğunu ortaya koymak için başkalarını küçültme, onların ortaya koydukları eserlere alaycı nazarlarla bakma ve kendini her sahada söz sahibi kabul ettirme yoluna girmesidir. Bu zaviyeden karşısına ne çıkarsa sadece kusurlarını ortaya koymaya çalışır ki, bu da münekkidi hakikatten uzaklaştırır. Böyle bir tenkit ruhu hem fertleri hem de içinde bulunduğu cemiyeti huzursuzluğa iter.

Hasılı, münekkit tenkit edeceği eseri enine boyuna iyice tetkik etmeli, iyi bir tenkit terbiyesine sahip olmalıdır ki, yapılan değerlendirmeler yapıcı tenkit mahiyetine bürünsün ve istişareye mesned teşkil edebilsin. Aksine iyi bir tenkit sistematiğine sahip olmadan ortadaki eseri ulu orta tenkit etme, zamanla münekkidin sözlerini laf-u güzaf seviyesine düşürür.

KAYNAKLAR:

1. Yeni Lüğat...

2. Hakikat Çekirdekleri...Bediüzzaman

3. Edebiyatta Üslup ve Problemeleri-Şerif Aktaş.

4. İçtimaiyat...H. Yıldırım

5. Sızıntı Dergisi-M.Uslu

6. Mesnevi Nuriye Tetkikleri...A.i.

7. Hunin Malzemeleri-Rasim Özdenören.