Temmuz 1993 · s. 38 · 3 dakikalık okuma
Teknolojinin Bugünü
Sızıntı · Fen Ve Teknoloji Dünyasından
TEKNOLOJİNİN BUGÜNÜ
GÜNEŞ ISINIYOR VE AYDINLATIYOR
Gazetedeki haberi görünce, aklına gençlik yılları geldi. Canım hiç olacak şey mi idi evin bütün enerjisini güneşten sağlamak. Hadi suyu ısıtsın kabul, aydınlatma ve diğer cihazlar için güneşten elde edeceği elektrik yeter miydi hiç. Arkadaşı ise bütün istihzalarına karşı ciddiyetini ve hedefini değiştirmezdi. “Güneşteki o muhteşem enerji, dünyamızı nasıl ısıtıp aydınlatıyorsa benim evimi de, gerektiğinde depolayarak, enerjisi ile ısıtıp aydınlatabilir..”
Evet dediğini yapmış ve hedefine ulaşmış. Çevre koruma kuruluşunun verdiği yüklüce para da herhalde bugüne kadar yaptığı masrafları karşıladığı gibi, o, enerjisini artık ücretsiz elde ettiği evini de gayet güzel ve modem bir şekilde tefriş etmişti.
“İnsan çalışıp gayret edince neler elde edebiliyor” dedi kendi kendine. Gidip tebrik edeyim, hem de o günler için özür dileyeyim diye geçirdi içinden. Bu iş için önündeki hafta sonu, gayet uygun bir fırsattı. Haberi okumaya devam etti, arkadaşının umumi enerji sistemlerinden bağımsız evinde hem su ısıtma hem de güneş pillerinden elektrik elde etme sistemleri bulunuyordu. Bir mekanizmanın, güneşi takip ettirdiği parabolik aynanın odağındaki ısı toplayıcı, gün boyunca 210 lt’ye kadar hacimdeki suyu yeterli sıcaklıkta ısıtabiliyordu. Aynanın güneşi takip etmesi ile etmeyenlere göre %70 verim sağlamıştı. Elektrik eldesi ise 36 adet 50 Watt güç sağlayan 24 Voltluk amorf silikondan yapılmış güneş pilleri ile gerçekleştirilmişti.
Haberi okuduktan sonra gayr-i ihtiyari, güneşin ne kadar büyük bir nimet olduğunu düşündü. Belki daha büyük gayretlerle güneşten çok daha fazla istifade edilen sistemler elde edilecekti...
S.Rıza SAYIN
MUTFAK TEKNOLOJİSİNDE ÇARPICI BULUŞ
Sıcak yaz günlerinde içeceklerinizi hiç kaynatarak soğuttunuz mu? Gelişen teknoloji bu konuda hayatımıza bir alternatif sunmuş durumda.
Amerikalı “Isarel Siegel”in buluşu olan mekanizmanın geliştirilmesinde, üç temel bilgiden faydalanılmış, hava basıncı ne kadar az olursa, buharlaşma o kadar düşük sıcaklıkta olur. Dağda kaynatılan suyun kaynama noktası 100°C’nin altındadır. Bir vakumun içinde suya basınç yapan havanın ağırlığı “yok” denecek kadar azdır. Bu bilgilerin ışığı altında O°C’nin biraz üstünde bile su buharlaştırılabilmektedir.
Bilinen bu hakikatlerden faydalanmak üzere, 2 haznesi olan bir mekanizma geliştirilmiştir. Haznelerden üst bölmeye içecek yerleştirilir. Bu bölmenin üzerindeki hava emilir. Altta, buharı absorbe etme vazifesi gören Kalsiyumsülfat tabaka bulunur. Bu iki oda birbirine bir boruyla bağlıdır. Diyafram tabakasından açılan yol, borunun içinde bir vakum yapar. İçeceğin üstündeki buhar, bu vakumdan Kalsiyumsülfatlı tabakaya çekilir ve orada emilir, Bu anda su kaynamaya başlar. Borunun tıpası açık olduğundan (vakum) suyun kaynaması devam eder. Buharlaşma esnasında içecek çok çabuk soğumaya başlar. İçecek öyle soğur ki ısısı O°C’ye kadar düşer.
İçeceğiniz buz gibi olmuştur.
Mekanizma bir defaya mahsus veya sürekli kullanılan tiplerde üretilmektedir.
Yüksel UYSAL
ÖRÜMCEK AĞINDAN ÇELİK YELEK

İpek örümceğinin ördüğü ağlardan kurşun geçirmeyen çelik yelek imal edildi! Teknoloji geliştikçe mükemmel yaratılan hayvanlar kimbilir insanlığa daha ne harikulade hizmetler sunacaklar! Yeni dünyanın en büyük ipek örümceği olan altın ipek örümceğinin (Nephila clavipes) ağları, kurşun geçirmeyen yelekler için hammadde olarak keşfedildi. Bu ağlar daha önceleri bölgenin yerlileri tarafından balık avlamak için kullanılıyordu.
Panama ve Costarica’da yaşayan ve yaklaşık 2,5 cm. uzunluğundaki örümceğin sarı
renkli ipeği, normal kullanılan suni liflerden çok daha dayanıklı. O kadar dayanıklı ki tropik ağaçlar arasına ördüğü yapışkanlı ağlarına böcek ve haşerelerden başka bazı küçük kuşlar ve yarasaların da yakalanmasına rağmen incecik lifleri kopmuyor. Aynen kurşun geçirmeyen bir yelek gibi bu örümcek ağı da hızla kendisine çarpan bir cismi çarpar çarpmaz lifleri hızlı bir şekilde geriliyor ve hareket enerjisini sıcaklığa dönüştürüyor. Sonra lifler, avı geri tepmeyecek şekilde, yavaş yavaş tekrar büzülüyor.
Altın ipek örümceğinin ağları yüzde 15’e varan bir esneme kabiliyetine sahipken, suni lifler sadece yüzde dörtlük bir gerilmeden sonra kopuyorlar.
Bundan sonra ise geriye yeterli miktarda ipeğin nasıl kazanılacağı kalıyor. Bu da şimdilik her örümcek tek tek sağılarak ve incecik ipeğinden bir tel alınıp hayvana zarar verilmeksizin elektrikli motor vasıtasıyla bir makarayla sarılarak yapılıyor. Böylece her gün 320 metre uzunluğunda 3 ila 5 miligramlık bir ipek elde ediliyor.
Kudret-i Sonsuzun örümceğin içine yerleştirdiği harika bir sistemle insanın hizmetine sunduğu böylesine mükemmel ve dayanıklı ipeği, suni olarak üretmek için araştırmacılar kolları sıvadılar bile.
Muhammed MERTEK-Yavuz AKDENİZ