Kasım 1988 · s. 410 · 3 dakikalık okuma
Tarihte Çevre Dezenfeksiyonu

Sağlığın korunmasında temizliğin ne derece önemli olduğu hepimizin malumudur. Temizlik için beden ve elbise temizliği yeterli değildir. Çevredeki mikropların beden sağlığını tehdit etme durumu da söz konusudur. Mikropların giriş yollarından biri de teneffüs edilecek havadır. Tarihte bu alanda yapılmış mühim icraatlar vardır ki, ancak bugün ilmi araştırmaların ışığı altında değerleri anlaşılmıştır. Önce bu alanda Yüce Rehberimizin yaptığı icraatı aksettiren mübarek beyanlarına göz atalım, daha sonra da bunların ilmi analizini yapalım. Hz. Enes’ten rivayetle “Evlerinizi günlük ve kekik ile tütsüleyin”(1). Ebu Nuaym’dan rivayet edilen bir hadiste de, evde pelin otu yaprağının tütsüsünün çevredeki zararlı canlıları kaçıracağı ifade ediliyor (2) - Enes bin Malik’ten rivayetle başka bir kaynakta, günlük ve kekiğin yanısıra mürre (Myrrha) tütsüsünden de bahsedilmektedir. (2) Günlük’ün içinde organik asitler ve uçucu yağ bulunur, dumanı antiseptik (mikrop giderici) etkiye sahiptir. (3) Mürre’nin içinde ise rezin, uçucu yağ (%2-10) bulunur ve antiseptik özelliği vardır, tütsü şeklinde bu etkinin yanısıra parfümeri endüstrisinde de koku verici olarak tesir yapmaktadır (3) - Yani Peygamberimiz odanın mikroplardan arındırılması yanısıra güzel koku gayesini de düşünmüştür. Kekikle ilgili olarak da çok enteresan yayınlar bildirilmeye başlandı. Kekiğin içindeki uçucu yağın % 78’ini p-cymen+limonen, thymol ve carvacrol teşkil eder. Yapılan mikrobiyolojik araştırmalarda, kekiğin Klebsella pnemoniae, Stophylocaccus aureus, Alfa hemolitik streptrokok gibi sıkça, bulaşıcı hastalıklara sebebiyet veren mikroplara karşı Amoksisilin, Gentomisin, Sefalotin gibi birçok antibiyotik kadar tesirli olduğu gösterilmiştir (4) Özgüven ve Aksu isimli araştırıcıların bu araştırması, Peygamberimizin kekikli tütsü olarak oda antisepsisinde ne kadar isabetle kullandığını teyit edici mahiyettedir. Farag’a ait dış kaynaklı bir araştırmada da kekik’in uçucu yağında bakteri ve mantarlara karşı antimikrobiyal aktivite tespit edilmiştir(5) Pelin otunun ise bileşiminde uçucu yağ, acı maddeler (artabsin, absinthin) ve fiavon türevleri bulunur. Uçucu yağ ise thujon, thujilakol, terpen taşır.(6). Bu bileşimler de solucanlara karşı tesirlidir.(7)-
Solucanların çok geniş bir parazit grubunu içine aldığını, klasik kitaplar anlatmaktadır. (8) Oda antisepsisinde Yüce Rehberimizin pelin otunu kullanması da çok dikkat çekici bir husus olarak kendini göstermektedir. Yukarıdaki ilmi analizlere baktığımızda, Peygamberimizin ne kadar mükemmel bir oda antisepsisi yaptığını görürüz. Bu yolda ilerleyen ilim adamlarımıza da rastlıyoruz. Mesela Razi, (854- 932) vebalı evlerde kızgın çakıllar üzerine sirke döktürmek suretiyle formaldehit gazı elde edilerek evlerin dezenfeksiyonunu sağlamıştır(9). Vebada dezenfeksiyon gayesiyle ecdadımızın ödağacı yaktığını da görüyoruz(10). Ödağacının bileşiminde uçucu yağ ve rezin bulunur. Tütsü halinde, antiseptik olarak kullanılır (3b, 6b). Son asırlarda enfeksiyon hastalıklarında tedavi usullerimiz, gerileme devrinde olmamıza rağmen batıdan iyiydi. Napolyon 1798’de Akka kalesini muhasara ettiği zaman, ordusunda veba zuhur etmiş ve hastalığa karşı çaresiz kalınca, düşmanı olan Müslüman Türklerden yardım dilenmek zorunda kalmıştı. O zamanki bir Fransız eserinde şöyle yazılmaktadır:
“Türkler ricamızı kabul ederek hekimlerini yolladılar. Bunlar tertemiz giyinmiş, nur yüzlü kimselerdi. Evvela dua ettiler ve sonra ellerini bol su ve sabun ile uzun uzadıya yıkadılar. Hastalarda zuhur eden hıyarcıkları neşterle yardılar. İçindeki sıvıyı akıttılar ve yaraları tertemiz yıkadılar. Sonra hastaları ayrı ayrı yerlere koydular ve sağlamların kabil olduğu kadar onlara yanaşmamasını tembih ettiler. Hastaların elbiselerini yaktılar ve onlara yeni elbiseler giydirdiler. En nihayet tekrar ellerini yıkadılar. Hastaların bulunduğu yerlerde ödağacı yakarak ve tekrar dua ederek ve bizden hiçbir ücret veya hediye kabül etmeden yanımızdan ayrıldılar”(10). Burada iftihar edeceğimiz pek çok husus vardır. Birincisi:
Mevzumuz olan dezenfeksiyondur. Bugün farmakognozi ilmiyle müessir maddesini ve tatbik şeklini tespit ettiğimiz ödağacının kullanılması takdire şayandır. Düşmanına yardım etme, ondan ücret almama düşman için Allah’tan şifa dileme, mikrobun daha görülmediği dönemlerde, bulaşıcılık anlayışının çok iyi idrak edilmesi, karantina işlemleri, antibiyotiğin bulunmadığı dönemlerde iyi bir tedavi yapılması, mikroba karşı korunma tedbirleri, hijyenik işlemler ve temizlik anlayışları bugünkü tıbbın takdir edeceği hususlardır.
Dr. Polat Has
Kaynaklar.
1-) İmam-ı Zehebi: Şifa Demetleri. Pamuk yay. İst. 5: 128.
2-) Sarı, N: Tıbb-ı Nebevi. Yeni Symposium 19 (2):74, 1981.
3-) Baytop, T. :Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi. İ.Ü.yay. İst 1984,s:239,241,332,
b) 344.
4-) Farag,R.et.al: Bioehemical studies on the essential oils of some medicinal plants.Fette, Seifen Anstrichmittel 88
(2):69, 1986.
3-) Baytop,T: Farmakonozi.Dilek mtb. İst. 1983, 2/295.
6-) Karamanoğlu,K: Farmasötik Botanik. A.Ü.mtb.Ank.977,s:401, b) 291.
7-) Çetin, E ve ark: Tıbbi Parazitoloji. İ.Ü. yay. İst. 1979, s:218—335.
8-) Şehsuvaroğlu, B. ve ark: Türk Tıp Tarihi. 1984 s:8
9-) Mevlana Halid-i Bağdadi: Herkese Lazım Olan İman. İhlas yay.İst
987,s:113
10) Özgüven,M., Aksu ,F:ANKEM. 1(3) .2 73,275; 1987.