Eylül 1989 · s. 9 · 6 dakikalık okuma
Tarihte Bulaşıcı Hastalıklar

Yrd. Doç. Dr. Polat Has
Çocukluk çağı içerisinde problem teşkil eden en önemli hastalıklar enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu alanda ilk klinik tanımlamaları yapan ve tedavi alanında söz söyliyen hekimler Müslüman hekimlerdir. Çocukluk çağı bulaşıcı hastalıklarından biri olan boğmacayı Müslüman hekimler tanımlamıştır.
Rey'li bir hekim olan Muhammed Hüseyin eserinde boğmaca öksürüğünü mükemmel bir şekilde tasvir etmiştir (1). Önemli bir enfeksiyon hastalığı olan şarbonu da ilk defa İbn-i Sina tarif etmiştir (2). Bu sahada ilk söz söyliyenlerden birisi de Ali İbn Abbas'tır (3). Kızılı tarif eden hekimlerin ilki de Râzi'dir (4). Bu sahada ikinci olarak söz söyleme şerefi de İbni Sina'ya aittir (2-5-7). Yine bu alim akciğer tüberkülozunu muhtelif devirlere ayırdığı gibi hastalığın bulaşıcılığını da ifade etmiştir (8). İbni Sina'nın Kanun isimli eserinde adenit tebürküloza ait kayıtlar dikkati çekmektedir. Kulak arkasında, koltuk altında ve oyluklarda olan tüberkülozdan bahsedilir (2). İbn Zühr de akciğer vereminin bulaşıcığılından söz eder (9). Hacı Paşa da daha sonraları tüberkülozu ayrı bir konu olarak ele almıştır (10). Abbas Vesim'in de tüberkülozun bulaşıcı olduğunu söylemesi tıp tarihi açısından takdire şayandır (11).
Râzi'nin en enteresan yönü kızamık ile ilgili kitabıdır. Bunun batıdaki ismi "Liber de Varioli et Morbi-lis"dir. Bir diğer ifadeyle tarihte kızamığı en mükemmel tarif eden hekim Râzi'dir(l, 9b, 12-17). Bu izde yürüyen ikinci hekim ise İbni Sina'dır (5,6,7,18). Bu sahada diğer önemli bir isim olarak Ebu Sahi İbn Yahya'yı görüyoruz.1000 yılında ölen yazarın kızamık ile ilgili bir eseri vardır. Diğer mühim bir sima da İbn El-Cassar'dır. Batı'da Algizar olarak tanınır. Yazar 1009 yılında ölmüştür. Zad-al Musafir isimli eseri Constantinus Africanus tarafından Latinceye tercüme edilmiştir. Eser 1749'da Amsterdam'da St. Bernard tarafından basılmıştır. İbn Al-Cessar eserinde kızamığa da geniş yer vermiştir (19). İbni İshak 14 asır önce Arabistan'da kızamık ve çiçek hastalığını ve bunun kritiğini yapıyor. Bu kritiğe Elmalılı'nın tefsirinde rastlıyoruz (20). Çiçek ve kızamık ayırımını yapan bir hekim de Razi'dir (21). Çiçek hastalığı ayrı bir makalede ele alınmıştır. Kızamık mevzuu 15. asırda yazarı bilinmeyen Cerrahname isimli eserle Ali bin Osman'ın Kitab-ı Mualecat (Fasıl 48) adlı eserde de ele alınmıştır (15b) 17. asırda ise çiçek ve kızamık konusunu Şaban Şifahi "Tedbiri mevlüd" isimli eserinin altıncı bölümünde ele almıştır. Aynı eserin yedinci bölümünde kolera ve veba incelenmektedir (22).
Menenjiti modern tanımlamasına yakın bir şekilde tarif eden ilim adamı ibni Sina'dır. İbni Sina menenjiti beynin bir çeşit sıcak inflamasyonu olarak nitelendirir. Hastalık menenjlerde belirince ilk araz meydana çıkar. Huzursuzluk, başta ve ensede şiddetli sancılar olur. Ağrı boğaza, gözlere yayılır. Renk soluk sarıdır. Hasta ne söylediğinin farkında olmaz. Teneffüs gayrimuntazamdır. Bağırır aydınlığa tahammül edemez. Son zamanda konuşamaz.Umumi bir hissizlik olur. Nihayette etrafın soğuduğunu ve hastanın öldüğünü belirtir. Bu gün için bu menenjit tarifine ve kliniğine eklenecek bir söz yoktur (lb, 2,4,5, 23,24). İbni Sina menenjiti menengismustan ayırdebilmiştir (9b). Daha sonra menenjit mevzuunu Hacı Paşa "Sersam" başlığı altında ele almıştır (10b). Ayrıca İbn Şerif "Yadigâr" adlı eserinin II. Bahis (I ve II. Babında) "Sersam—menenjitte—ısı baş ağrısındadır", "Sersam-ı barid—ateşsiz menenjit ilacındadır" başlığı altında incelemiştir (25).
İbni Sina dizanterinin tanımlamasını yapmış ve bunun bazı sularla geçtiğini bildirmiştir (2). İbni Sina tetanozun da klinik tasvirini yapmıştır (18).
Enfeksiyon hastalıklarının klinik tasvirine katkıda bulunan bir hekimimiz de Şerafeddin Sabuncuoğlu'dur. 15. asırda yaşamış bu hekimimiz "Cerrahiye-i Haniye" adlı kitabının II. Bab, 91. Fasıl'da yılancık hastalığı (erizipel)nı şu şekilde tarifler " Bu hastalığın sebebi çok ufak kurtlardır. Bu hastalığın alâmetinde baldır kızarır, ateşlenir, çok yanar, yani yüksek ateş olur, sonra kızarıklıklar kabarır, sonra ot kökü gibi kabaran damarı görebilirsin" diyerek halk dilindeki yılancığı yani erizipeli tipik bir şekilde tarif ettiği gibi, erizipelin sebebi olan streptokoksik mikroorganizmaya da işaret ediyor" (26).
Bulaşıcı hastalıklarla ilgili en önemli husus bundan korunmadır. Şüphesiz bu noktada en önemli husus bu hastalığın bulaşıcı olduğunun bilinmesidir. Tarihte birçok alim bu hususta fikir yürütmüştür. Meselâ İbni Sina cüzzam, uyuz, çiçek, veba ve iltihaplı yaranın bulaşıcı olduğunu, bulaşıcı hastalıkların kalabalık toplumlarda daha fazla olduğunu ifade etmiştir (2). İbni Hatip de vebanın bulaşıcı olduğunu vurgulamıştır (lc).
Bulaşıcılık hakkında fikir yürütülmesinin yanısıra bu durumun pratik hayata intikal ettirilmesi de sözko-nusudur. Mesela tarihte hastahanelerde ateşli ve bulaşıcı hastalıklar için ayrı bölümler tesis edilmiştir (27-29).
Bulaşıcılık mefhumu Peygamberimizin yol göstermesi ile özellikle dikkatleri çekmiştir. Mesela Peygamberimiz karantina kavramını getirmiştir (30). Hastalığın bulaşması hususunda Peygamberimizin tedbirlerine göz atacak olursak, O'nun aksırdığı zaman ağzını kapatarak bu yolla çevreye saçılma olmasını önlediği görülmektedir. Bu hususta "Birinizin, balgamı gelir ise herhangi bir mü'min'in cildine veya elbisesine bulaşmaması için onu kaybetsin" demesi ibret vericidir. Ayrıca: "Cüzzamlıdan arslandan kaçar gibi kaç", "Bir yerde taun (veba)un bulunduğunu işitirseniz, oraya gitmeyiniz. Bulunduğunuz yerde meydana gelmişse oradan da ayrılmayınız" demesi, kuduz, kisthidatik hastalığı vs. hastalıklardan korunma açısından başıboş köpeklerin imhası için emir vermesi Yüce Rehberimizin bulaşıcı hastalıklardan korunma açısından bizlere örnek olduğu ortadadır (32). Hastalıkların önlenmesi açısından yiyecek ve içeceklerin de temiz olması gerekir. Kur'ân-ı Kerim'de: "Ey insanlar yerdeki şeylerden helâl ve temiz olmak şartiyle yiyin" (33). "Ey iman edenler size rızk olarak verdiğim şeylerin en temiz olanlarından yiyin" (34) buyuruluyor. Suların temiz ve iyi olması için Peygamberimiz de "Su kaplarının ağzını ve içinde yiyecek bulunan kapların üstünü örtünüz". "Çatlak kaptan su içmeyiniz" "buyuruyor (31).
LİTERATÜR
1) Majör, R: History of Medi-cine.vol: 1 a)p: 247-249 b) 244, c) 258.
2) Erdoğan, Y:İbni Sina. Kayseri.1984 s:138 - 142.
3) Fielding, G: History of Medicine. 1929 p: 129.
4) Özden, A. M: Fatih Devri İst. ve Pariste Tıp Tahsili. İst. 1944 s. 2, 3.
5) Ha-sanoğlu, A: Çocuk Hekimliğinde İbni Sina. İbni Sina. Kayseri 1984 s: 74.
6) Barlas, O: Klinik Teşhis ve Semiyoloji. Filiz ktb. İst. 1965 s: 1.
7) Ünver, S, İbni Sina. Burnaneddin Erenler matbası İst. 155 s: 54-57.
8) İrdelp, ö: İç Hastalıkları. Cumhuriyet matb. 1946 s.5.
9) Hunke, S: İslâm Güneşi. Bedir yay. İst. 1975 a) 188, b) 187.
10) Ünver, S: Hacı Paşa, İst. 1953 a) 47 b) 27, 33.
11) Yurdakök, M:Türk Çocuk Hekimliği Tarihi. Katkı. 3(Ek sayı): 45, 1982.
12) Atabek, E: Ortaçağ Tababeti. Hilâl matb. İstanbul 1977 a) 16,
13) Victor, R: The Story of Medicine. The newhome, library Newyork 1943 p: 157.
14) Şehsuvaroğlu, B. N: Türkiyede asırlar boyunca klinik tanı. İst. Tıp, Fak. Mecm. 40: 217, 1973.
15) Şehsuvaroğlu, B: Türk Tıp Tarihi, Bursa, 1984 a)8 b) 56, 88.
16) Ünver, S:Tıp Tarihi Yıllığı, II, İst. 1983 s: 6.
17) Yurdakök, M: İslâmda Çocuk Hekimliği, Öztürk M. Ank. 1984 S: 129.
18) Fazlı, S.A:İbni Sina. Kayseri. 1984 s: 117.
19) Sorton, G: İntroduction to The History of Science. Washington, 1950 p: 233 682.
20) Yazır, H: Hak Dini Kur'ân Dili, Eser ktb. İst. 9/6123, 6129.
21) Benk, A(ed); Büyük Larousse. Gelişim yay. İst. 1988, 6/3496.
22) Tümay, S: Çocuk Hekimliği Tarihine Genel Bir Bakış İsmail Akgün matb. İst. 1946 s: 24.
23) Ünver, S: Tıp Tarihi ve Ehemmiyeti. Ahmet İhsan matb. İst. 1934 s: 11.
24) Sakman, E: Bilim ve Teknik Mec. 17(201): 41.
25) Demirhan, A; Hekim İbn Şerifin Yadigâr adlı kitabından bazı örnekler, İst. Tıp. Fak. Mec. 50377, 987.
26) Aşçıoğlu, Ö: Şerafeddin Sabuncuoğlu, Erc. ün. matb. Kayseri. 1985 s: 135.
27) Sarı, N: Türk Sağlık Kurumları Tarihi. s:2, 4.
28) Ataseven. A, Bezm-i Alem Valide Sultan Gureba Hastanesi. Vakıflar. İst-1984.s: 75.
29) Ural, Z. F: Koruyucu Hekimlik. A. Ü. matb. Ank. 1972 s: 4.
30) Ünver S: Türk Tıp Tarihinin Evolüsyonu Üzerine İsmail Akgün matb. İst. 1975 S: 5.
31) Denizkuşları, M: Peygamberimiz ve Tıp. Marifet yay. İst. 1981 s: 69,
32) Bakara suresi/168.
33) Bakara suresi/172.