Sızıntı Arşivi

Nisan 1991 · s. 101 · 4 dakikalık okuma

Spor Bir İhtiyaç mı?

Şerafeddin Alan · Dr. · İnceleme

SPOR VE ÇEŞİTLERİ:

Değişen dünyâda hayat tarzları ve dü­şünme şekilleri de değişmekte ve ilerleyen bilim ve teknik insanı da bazen kendi çarkla­rına uydurmaktadır. İhtiyaç olmayan şeylerin ihtiyaç listesine girmesi, modaya uyma gibi suni faktörler insanın hayatta başarılı olması­nın ancak maddî imkânlarla olabileceği fikri sürekli işlenmektedir. Para, tavşan, insanda, tazı şekline getirilerek koşturmacaya başlan­maktadır. Bundan öte artık zaman, zemin ve her türlü imkân, bu suni şeylerin elde edilme­sine harcanmaktadır.

Bu dönemeçte durup konumuzu ilgilen­dirmesi yönüyle sporun bugünkü öneminden bahsetmek yerinde olur. Kendini zaman faki­ri haline getiren günümüz insanı, her türlü fa­aliyetini araba, asansör, tren, uçak vs. ile gi­derdiğinden âdeta yürümeyi unutup hareketsiz insan haline gelmiştir. Yukarıda sayılan sebeblerden dolayı strese bağlı beslenme rit­minin bozul­ması ve den­gesiz beslen­me ile aşırı ki­lo alma buna eklenince teh­like çanları çalıncaya kadar insan, bu gir­dap içinde dö­nüp durmakta­dır. İşte bura­da spor ve gü­nümüzdeki önemi açığa çı­kar.

Önceleri yürüyen, ko­şan, bedenen çalışan insanda ne oturacak hale gelme, ne de belki spora gerek yoktu, zira geniş anlamıyla zaten spor yapılıyordu.

Spor denilince, eklemleri ve dolayisıyle onlara gelen adaleleri çalıştırarak solunum ve dolaşımın iyileştirilmesi ve eklemlerin ki­reçlenmemesini netice veren ritmik hareketler grubu akla gelir. Böylece insan, normal hayatında da bir disipline girer.

Sporun bir meslek olarak profesyonelce icra edildiği durumlar konumuzun dışındadır. Biz burada herkesin yapabileceği ve yap­ması gereken sporun değişik yönlerinden bahsedeceğiz.

SPORUN İNSANA FAYDALARI:

Herşeyden önce spor, insanı zinde hal­de tutar. Bu durum, gerek solunumla oksijen-karbondioksit alıp vermenin daha düzen­li hale gelmesi, gerekse insanı bir disipline alıştırmasından dolayıdır.Kalb ve akciğerler daha iyi çalı­şır, eklemler­de kireçlenme görülmez, el, kol, ayak ve boyun adalele­ri güçlenir. Vücutta hasta­lıklara karşı direnç artar, kolay hasta­lanma durumu meydana gel­mez. Meselâ hipertansiyonun eksersizle te­davi edildiği durumlar mevcuttur. 3–6 aylık bir eksersiz döneminden sonra hâlâ tansiyon devam ediyorsa ancak o zaman ilâca geçilmeye müsaade eden görüş de hâlen geçerlidir.

Spor, kötü alışkanlıklara karşı da çok iyi bir kalkandır. Sigara, alkol ve benzeri kö­tü alışkanlıklar bu yolla bırakılabileceği gibi bunlara müptelâ kişiler de diğer metodların yanına sporu da ilâve ederek bu alışkanlıklar­dan kolayca kurtulabilirler. Kahvehane, oyun salonları gibi vakit öldürme yollarına da böy­lece başvurmaya gerek duyulmaz. Sporla, insan belli bir disipline girer. Zaten spor, bir anlamda disiplin demektir. Bu disiplini kişi, özel hayatında ve çalışma hayatında da kulla­narak daha verimli hâle gelir. Kilo kaybı, hipertansiyon ve tedavisi, kalb-damar hastalıklarına yakalanma riskinin azalması, stres ve sıkıntının giderilmesi yine sporun faydaları arasındadır (6).

YAŞA VE DEĞİŞİK DURUMLARA GÖRE SPOR:

Yapılacak spor çeşidi, süresi ve ağırlığı kişinin yaşına ve vücudunda herhangi bir ra­hatsızlık bulunup bulunmamasına göre deği­şir (5). Gençler, daha aktif sporları daha sık periyodlarla yapabilirler. Yaş ilerledikçe kalb, akciğerler ve eklemleri yormayan daha hafif sporlar tercih edilmelidir. Vücutta her­hangi bir hastalık mevcutsa ilgili hekimin tavsiyesine göre hareket etmek gerektir. Dengeli beslenme ve aşırı yemekten kaçın­ma da sporla beraber yapılması gereken du­rumlardır.

HERKESİN YAPABİLECEĞİ SPOR ÇEŞİTLERİ:

Spordan önce mutlaka bir tıbbi kontrol­den geçmek gerekir. Böylece spor ânında olabilecek kazalar önlenmiş olur (1, 2, 4).

İlk ve orta tahsil boyunca gelişmeyi en­gellemeyecek, vücuda fazla ağır gelmeyen sporların yaptırılması, çocuğun ritm ve disip­line girmesine yardımcı olur. 25–30 yaşa kadar sporun her çeşidi, kaidelerine uygun şe­kilde herkes tarafından amatörce yapılabilir. Dolasıyısıyle genç yaşta edinilen bu spor di­siplini ileri yaşlarda doz ve şekil azaltılarak devam ettirilebilir. 30–50 yaş arası orta dere­cede spor, 50 yaştan sonra da tamamen dikkatli olarak seçilmiş sporlar yapılabilir.

Hiç imkân ve vakti olmayanlar için her sabah kahvaltıdan önce 15–20 dakika evde kültür-fizik denilen ve eklemlerin hareketle­rine yönelik hareketler yapılabilir.

Belli yaştan sonra ve özellikle herkesin yapabileceği bir spor da yürümedir. Ağırlıksız, düzgün adımlarla her gün veya gün aşın en az yarım saat bu şekildeki bir yürüme insanı aktif hâle getirmeye yeter. İmkân bulu­nursa haftada bir veya 2 gün açık havada ha­fif süratli koşu, yürümeye alışan bir kişi için bir zorluk getirmez.

Yüzme, vücudun en fazla verimlilik içinde ve en uygun biçimde yararlandığı bir spordur. Su içinde eklem ve adalelerin hareketi daha kolay olur ve zorlanma ol­maz. Bundan dolayı aşırı kireçlenme ve uzun süre yatalak kalan hastaların rehabilitasyonunda su içinde yapılan hareketlerin önemi büyüktür.

Atıcılık, özellikle açık havada yapılırsa belli bir dikkat ve konsantrasyon da gerektir­diğinden insanı dinçleştirir ve dinlendirir.

Hamilelik öncesi ve sonrası yapılan kültür-fizik ve yürüme annelerin sıhhatleri açı­sından önemlidir.

Evde jimnastik yapmak için bulunduru­lan âletler de insanı bu yönde motive ederek faydalı olurlar.

Namaz, spor olsun diye yapılmaz, bizâtihi Allah'ın emri olduğu için yapılır. Sayı­sız hikmet ve faydaları arasında spor yönüyle de faydalarını saymak mümkündür. Peygam­ber Efendimizin (sav) de atıcılık, binicilik ve yüzmenin yapılması istikâmetinde beyânları mevcuttur, kendilerinin de koşu yaparak ya­rıştığı bilinmektedir (3).

NETİCE:

Hayatta insanın yapması gereken belli gayelerin tahakkuku için vücudu ataletten kurtarmak, ona canlılık ve dinamizm kazan­dırmak amacıyla yaşa ve duruma göre belli periyodlarla düzenli olarak, insana hiç lâzım olmayacak zaman ve enerji kaybına sebeb olan sporların değil de belli sporların yapıl­masında birçok faydaların bulunduğu aşikârdır. Bize tevdi edilen bu emanet vücudu han­tallıktan kurtarıp aslî vazifelerini yapabilecek güç ve kapasitede tutmak, beyni de bütün fakülteleriyle birlikte çalıştırarak Yaratıcı'nın bizden istediği durumları yerine getirmeye vesile olacağından faydadan hâli değildir. Yeter ki, bu kalb-kafa bütünlüğünü anlayıp gereklerini yerine getirebilelim.

Kaynaklar:

1) Savoir se soignerbien viellir, Editions Gautier-Languereau, 1972, 53–54.

2) Larousse Medical,Librarie Larousse, Paris, 1048–1050.

3) Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Doç. Dr. İ. Canan, Gaye Matbaası, 1980, 249–266.

4) Sporcu Sağlığı, Doç. Dr. E. Karakaş.

5) Medicine and Science in Sports and Exercice, vol. 22, No. 2, April, 1990, 265–270.

6) The Physician and Sports medicine, july 1990, vol. 18, No. 17, 77–82, 113–122.