Sızıntı Arşivi

Ekim 1988 · s. 361 · 3 dakikalık okuma

Şefkatte Yeni Buudlar

Alparslan Dinçer · Zooloji

Yavrularını besleyip büyütmek, dışarıdan gelen tehlikelerden korumak için yuva yapmak ve kuluçkaya yatmak; ancak bir kuştan beklenebilecek davranıştır. Aynı davranışı bir böcekte müşahede etmek ise oldukça hayret vericidir. Yavrularını koruyup kollamak kuşlar ve memeliler için tabii karşılanırken aynı ihtimamı omurgasızlardan görmek alışık olmadığımız bir hadisedir.

Omurgasızlar için bu ihtimam, beraberinde birtakım dezavantajları da getirmektedir: Böcekler, yumurtalarını korurken ikinci bir defa çiftleşme ve döl verme şansını da yitirmektedirler. Aynı zamanda yağmacılara karşı koymaya çalışırken onların midelerine inme riskini de artırmış olmaktadırlar. Bu arada beslenme için harcadığı zaman azaldığından, uzun vadede daha az döl verecektir. Bütün bunlar, bazen böcekler için bu ihtimamın, astarının yüzünden pahalıya mal olmasına sebep olmaktadır.

Yavrularına ihtimam gösteren böceklerden olan şeridi Pentatomidin (tahtakurusu) dişisi, yumurtalarını ağaç yapraklarının altına yapıştırır ve yumurtalardan yavru Pentatomidler çıkıncaya kadar onların başında bekler. Yumurtadan çıkan yavru Pentatomidler bir müddet daha kendilerini davetsiz misafirlere karşı koruyan anneleriyle beraber kalmaktadırlar. Bu yavrular büyüyüp de yanından ayrılınca, dişi Pentatomid ikinci defa kuluçkaya yatmaktadır.

Yavrularına ihtimam gösteren böceklere bir başka misal de sosyal hayatı olmayan Ceratina Japonica adlı arıdır. Bu arı yaptığı yuvasını gözetleyerek parazid eşek arasının sebep olduğu yavru arı telefatını büyük ölçüde mani olmaktadır.

Yavrularını koruyan bir çeşit gübre böceği de “Belidius Spectabilis”dir. Bu gübre böceği tuz bataklıklarının kıyılarında açtığı oyuklarda yaşar. Bu yüzden hayatı med-cezirlerle (gel-git) yakından alakalıdır. Med-cezirin gübre böceği için başlıca iki tehlikesi vardır: Su, yükseldiği zaman yuvayı bozabilir veya yuvayı enkaz haline getirip böceğin içeride mahzur kalıp boğulmasına sebep olabilir.

Dişi gübre böceği yavrularını her iki tehlikeden de korumaktadır. Yaptığı yuva ters şişe şeklinde olup hava dolu bir sığınak gibidir ki milimetre çapındaki dar boyun ancak dişinin geçebileceği büyüklüktedir ve yumurtaların olduğu daha geniş bir bölmeye açılmaktadır, Sular yükseldiği zaman dar kısmın üzerinden atlayarak bu geniş tarafa yerleşir. İçeriye su girmemesi için de suyun yüzey gerilimine yardımcı olup yuvanın duvarlarından taşıdığı çamurlarla girişi tıkayarak içeriye su sızmasına mani olmaya çalışır.

Fakat bu arada ortaya başka bir problem çıkar, çamurda barınan mikroplar çerideki oksijeni çok hızlı bir şekilde tüketebilirler. Bu yüzden içerideki hava ancak sular alçalıncaya kadar idare edebilir. Dişi gübre böceği, sular alçalır alçalmaz yuva ağzını açarak içeriye hava dolmasını sağlar ve yavruları boğulmaktan kurtarır.

Bu Spectabilis aynı zamanda yavrularını yağmacı ve parazitlere karşı da korur. Geceleri avlanan yağmacı “Dicheirotrichus gustavi kendi oyuklarını kazmak için bataklık yüzeyinde dolaşan B. Spectabilis larvalarını yakalayıp yer. Bu yüzden dişi gübre böceği yavrularına, yağmacılara karşı koyacak hale gelinceye kadar bakar.

Bazı omurgasızlar için ise B.Sectabilis’in tam tersine suyun az oluşu bir problemdir. Çöl tespih böceği “Hemilepistus reamuri”, kurak yurdundaki sıcaktan, ancak çöl yüzeyi içinde açtığı serin oyuklarda korunabilmektedir. Bu türde de yavrular aileleri tarafından ihtimam görmektedirler. Gene tespih böcekleri aileleriyle beraber oyuğun içinde barınarak hem sıcaktan hem de diğer tehlikelerden korunurlar. Çöl tespih böceği, bu şekilde çölde bile koloniler oluşturabilmiştir.

Yüksek sıcaklıklar gibi düşük sıcaklık da böceklerin hayat şartlarını zorlaştırır. Soğuk, özellikle genç böceklerin gelişme nispetini hızla düşürür. Buna rağmen bazı böcek türleri, hususiyle bir yabanarısı türü olan Bombus, Rahmeti Sonsuz’un kendisine bahşettiği lütufla soğukta dahi hayatını sürdürmeyi başarabilmektedir. Bu yaban arısının büyük bir çoğunluğu kuzey kutbu çevresinde yaşar.

Yabanarısı, karnının çıplak kısmıyla kuluçkaya yatan kuşlarda olduğu gibi, kuluçkanın sıcaklığını uzun müddet 22–30 derece arasında tutabilmektedir. Yuvanın izolasyonunun iyi olması da maliyetini oldukça düşürmektedir. Bu şekilde kuluçkasını ısıtmakla, yaban arısı ise B.Sectabilis’in tam tersine gelişmesini sürdürebilmekte ve kolonisini genişletebilmektedir.

Yavrularını gözeten omurgasızlara bir başka misal de “İngiltere’nin kayalık sahillerinde yaşayan “Asterika Pluylactica” adlı denizyıldızıdır. Bu denizyıldızı, yumurtalarını ve yumurtadan yeni çıkan yavrularını, kendi başlarına hareket edip hayatlarını sürdürecek hale gelinceye kadar muhafaza etmektedir.

Bütün bu saydığımız misallere bakarak, zayıf yavruların korunup gözetilmesindeki harika nizam ve ahengin, kâinatta her an tecellilerini müşahede ettiğimiz Rahmet ve Şefkatin kaynağını ve sahibini tanıma hususunda gayretimizi artırmalıyız.

Nev Scientist’den Alparslan Dinçer