Sızıntı Arşivi

Ekim 2000 · s. 446 · 6 dakikalık okuma

Sanal Dünya Gerçek Dünyayı Ele Geçirecek mi?



Bilgi Çağına Adım Atarken
İnsan, yaratılışı gereği sürekli bir arayış içinde olmuş, hiçbir zaman elindekiyle yetinmemiştir. Hususiyle günümüz insanı bu arayışı en zirve noktada temsil etmektedir. Bilim ve teknoloji dünyası baş döndürücü bir hızla yeni gelişmelere sahne olmakta, hayal gücümüzün sınırlarını zorlamaktadır.
Bütün bu yenilikler içinde en göze çarpanı ve muhtemelen gelecek asra damgasını vuracak olanı da bilgisayarlardır. Öyle eski bir mazisi olmamasına rağmen bilgisayarlar hayatımızın pek çok alanında kullanılır hale geldi. Son yapılan araştırmalara göre Amerika Birleşik Devletleri'nde ortalama her üç kişiden biri, Japonya'da (belki şaşıracaksınız ama Japonlar bu alanda ABD'nin hala bir hayli gerisindedirler) her on kişiden biri bilgisayar kullanmaktadır. Her ne kadar Türkiye çoğu olumlu konuda olduğu gibi bu alanda da dünya sıralamasında oldukça gerilerde olsa da, bu süratli teknoloji devriminden bütün bütün nasipsiz de kalmadı. Ülkemizde de ortalama her iki yüz altmış kişiden biri bilgisayar dünyasına girmiş bulunmaktadır.

İlk elektronik bilgisayarlar koca bir odayı dolduracak kadar büyük, tonlarca ağırlıkta ve fazlaca ısınan hantal aletlerken bugün onların yaptığı işleri fazlasıyla yapan ve masamızın bir köşesine sığışan bilgisayarlarımız var. Çok küçük ve güçlü mikroçiplerin üretilmesiyle birlikte, saatlerden kameralara, taşınabilir bilgisayarlardan otomobillere ve hatta robotlara kadar pek çok ürün bundan faydalanmaya başladı. Evlere, ofislere, okullara süratle giren bilgisayarların internet yoluyla birbirlerine bağlanması ise dünyamızı global bir köy haline getirdi.

Gülün Dikenleri
Bilgi teknolojisindeki gelişmeler insanlara robotlar yapma fikrini de ilham etti. Ancak, daha sonra robotlarla alakalı iki kanaat hakim hale geldi: Birinci kanaate göre, robotlar emirlere anında itaat eden, kurallara uyan, sadece programlandığı gibi çalışan, ama kendi başına herhangi bir şey yapma veya düşünme yeteneğine sahip olmayan makinelerdi. İkinci kanaate göre ise, bunlar potansiyel bir düşman ve hakimiyet sahibi, kendi hareketlerini kendisi kontrol edebilen insanüstü yeteneklere sahip varlıklar olarak tasavvur edildi.

Mary Shelley'nin 1818 yılında yayınladığı Frankenstein: Modern Prometheus adlı eserinde Baron Frankenstein'ın bir cesetten, yıldırım gücü ile hayat vererek ortaya çıkardığı yaratığı her ne kadar bir robot değilse de, robotlarla ilgili bilimkurgu eserlerine bir ilham kaynağı oldu. Patricia Warrick'in robotlar ve androidlerle alakalı çalışmasında2 Shelley'nin eserinden ortaya çıkan ve modern bilimkurgu eserlerini de etkileyen unsurlar anlatılır. Samuel Butler, Erewhon3 adlı eserinde bu unsurlardan biri olarak insanlar ve makineler arasındaki ilişkiyi ele alır. Yazar, Erewhon toplumunun makineleri yasaklama nedenleri olarak sunulan faktörleri irdelerken, asıl korkulması gerekenin şu an mevcut olan makineler değil, bir gün bunların çok hızlı ve tahmin edilemeyecek şekilde gelişmesi olduğunu ifade eder ve henüz bu aletler ilkel bir haldeyken kontrol edilmesi, sınırlandırılması ve yok edilmesi gerektiğini savunur.

Bunlardan yaklaşık elli yıl kadar sonra yazılan diğer iki ütopik eser, (Aldous Huxley'in Brave New World/Cesur Yeni Dünya ve George Orwell'in 1984) geleceğin toplumunun yapısıyla ilgili daha genel konulara değinmiştir. Cesur Yeni Dünya'da doğum olaylarını, 1984'te ise her insanı izleyecek şekilde tasarlanmış iki yönlü bir iletişim ağını kontrol eden makineler, yani gücü elinde tutan bilgisayarlar anlatılmıştır. Hatta bundan sonra 1984, bütün her şeyin devletin iç ve dış, gerçek veya hayali düşmanlarına karşı korunmasına adandığı, tamamen totaliter yapıya sahip toplumlar için kullanılan bir tabir olmuştur. "Büyük Abi (Big Brother) sizi izliyor" vurgusu özel hayatın ve kişi özgürlüğünün tamamen ortadan kaldırıldığı istibdat toplumları için bir uyarı anlamında kullanılmıştır.

Yirminci yüzyılda, insanların ve insan benzeri makinelerin problemlerini yansıtan ve robot kelimesinin ilk kez kullanıldığı eser Karel Capek'in R.U.R'udur (Rossum's Universal Robot/Rossum'un Evrensel Robotu).4 R.U.R'de insanoğlu robotlara o kadar bağımlı hale gelir ki, robotlar artık itaat etmez olunca insanlık için hiç ümit kalmaz. Ancak, robotlar da nasıl üreyeceklerini bilmemektedirler. Yok ettikleri insanlıkla beraber çoğalmaları için gerekli formülü de yok etmişlerdir ve dolayısıyla kendi sonlarını da hazırlamışlardır.

Robotlar ve insan-robot ilişkileriyle ilgili pek çok kısa hikayeler yazan Isaac Asimov da bu karamsar fikirlerin etkisinde kalmıştır. Bu nedenle 1942'de yazdığı Runaround 5 adlı eserinde robotların üç temel kuralını tanımlar:

1. Bir robot bir insana zarar veremez veya bir işi yapmayarak zarar görmesine yol açamaz.

2. Bir robot bir insanın emirlerine ilk kuralla çelişmediği sürece itaat etmek zorundadır.

3. Bir robot kendi mevcudiyetini birinci veya ikinci kuralla çelişmediği sürece korumak durumundadır.

Asimov bu kuralların robotun insanlara karşı davranışlarını düzenleyerek onların insanlara bir zarar vermesini engelleyeceğini iddia etmektedir. Hikayelerinin çoğunda da bu kuralların uygulamalarından bahsetmektedir.

İnsanların dikkatini robotlara çeken ve uzun süre de gündemde kalmalarını sağlayan en önemli hadise ise Star Wars/Yıldız Savaşları serisi oldu hiç şüphesiz. Buradaki 'R2D2' ve 'C3PO' gibi robotlar hiçbir kötü niyeti olmayan, tamamen sahiplerine, yani insanlara boyun eğen ve hizmet eden robotlardı. Dolayısıyla iyimser görüşleri destekler mahiyetteydi.

Sanal Dünyadaki Hakimiyetin Devamı
Zaman içerisinde robotlarla ilgili değişik fikirler ortaya atılıp duruldu. Yazarlar, çizerler, sinemacılar bu konudan bol bol malzeme çıkardı ve para kazandılar. Bilgisayarların icadı ve her alanda kullanılmasıyla yeni görüşlerin ortaya çıkacağı ve daha pek çok şeyin yazılıp çizileceği de muhakkak.

Bilgi teknolojilerinin hayatımıza getirdiği yenilik ve kolaylıklar her ne kadar hoşumuza gitse de, medyanın olağanüstü gayretleriyle kafamızda birtakım soru işaretlerinin oluşmasının önüne geçemedik. Dünyanın ileride bilgisayarlar ve robotlar tarafından ele geçirileceğine ve sanal kıyamete dair spekülatif hikayeler, makaleler ve özellikle de filmler sıkça gündeme gelir veya getirtilir oldu. Derken bir de baktık ki bu hayali senaryolara inanmaya başlayanların sayısı oldukça artmış. Bu tip hayallerin ve kötümser yaklaşımların, bir kısım karanlık ruhlu ve karanlık düşünceli insanların içlerindekinin dışarı yansıması olduğu ve insanların bu yönde kanalize edilmesi için kasıtlı olarak ortaya atıldığı akla geliyor ister istemez.

Teknolojik gelişmeler yanlış ellere geçtiği zaman insanlık aleyhine işleyen birer vasıta haline gelmiştir ve tarih bu olguyu destekleyen pek çok vak'aya şahit olmuştur. Ama insanlığa hizmet için yola çıkanların bizlere sayısız imkanlar ve kolaylıklar sunduğunu da kimse inkar edemez. Evet nükleer enerji üretmek müthiş bir keşiftir, ama bunun atom bombası yapımında da, enerji ihtiyacını karşılamada da kullanılması mümkündür. Şimdi böyle bir gelişmeye, insanlara zarar verecek yönde kullanılabilir endişesiyle karamsar bir şekilde yaklaşmak, sele neden olabilir kaygısıyla yağmurun yağmasından korku duymak kadar yanlıştır. Dolayısıyla yanlış ellere geçerse zararlı olur düşüncesiyle bazı şeylerden tamamen kaçınmak yerine -ki tamamen kaçmak zaten mümkün de değildir, er veya geç insanlık bu gelişmelere doğru gidecektir-, onları doğru şekilde kullanacak olan, insanlığa hizmet aşkı ve şevkiyle dolu kişilerin bir an önce harekete geçerek bu imkanları hayırlara kanalize etmelerini sağlamak gerekir. "Canavarca düşüncenin elinde daima denizler bataklık, akarsular zift kanalı ve atmosfer kirden bir tavan haline gelmiştir ve gelecektir de... İnsanlık meleğin elindeki silahtan zarar görmemiştir. O zararı canavar ruhlardan, hakkı kuvvette görenlerden, doyma bilmeyen hırslardan görmüştür. Bundan böyle de o, iman ve ilmi mezcedip kendi dünyasını kuracağı ana kadar aynı şekilde devam edecektir."6

Sonuç olarak güzel gören, güzel düşünen insanlar sözüm sizedir. Haydi iş başına; insanlık sizlerin Allah'ın inayetiyle çağın gereklerine göre yapacağınız hayırları, nefesini tutmuş bekliyor!

Dipnotlar
1.On-line alıntı listesi: Telif hakkı Kevin Harris, 1995.
2.Patricia S. Warrick, The Cybernetic Imagination in Selence and Fiction, Cambridge. MA, MİT Press, 1980.
3. Samuel Butler, Erewhon, New York, New American Library, 1960.
4. Karel Capek, R.U.R, London, Oxford University Press, 1923.
5. Isaac Asimov, "Runaround", in I, Robot, London, Granada, 1968.
6. M. Fethullah Gülen, İlim ve Tekniğe Küskünlük, Çağ ve Nesil-l, TÖV Yay., İzmir, 1996.