Sızıntı Arşivi

Ağustos 1986 · s. 244 · 4 dakikalık okuma

Sadece Zahiri Güzellik Mi?

Selim Çaldıranlı · Dr. · Tabiat

Selim Çaldıranlı

Görünüş itibariyle sıçanlara, yaşayış tarzlarıyla da köstebeklere benzeyen postsuz “köstebek sıçanlar” Habeşistan, Somali ve Kenya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemiriciler takımından hayvanlardır. Tünel ve oyuklarda 10—300 sayılı koloniler halinde yaşayan köstebek sıçanları, köklerle beslenirler. Toprak yüzüne çıkmaya hiç ihtiyaç duymayan hilkat garibesi bu hayvanlar, Afrikalılar tarafından sadece yer elmalarını yiyen hayvanlar olarak bilinirler.

Tabiatta görülen en acaip ve çirkin hayvanlardan olan bu hayvanlar bir kraliçenin idaresi altında ve koloniler halinde yaşarlar. Hayat tarzları bakımından karınca, termit ve arılara benzeyen bu hayvan topluluğunda doğum yapacak olanı dişilerden sadece bir tanesidir. Diğer erkek ve dişilerin vazifeleri müdafaa ve yavruların beslenmesi için yiyecek temin etmektir. Kraliçe umumiyetle üçer aylık ara ile yirmiiki kadar yavru yapar. Doğumdan sonra 3—4 haftalık oluncaya kadar bu yavruları kendi sütü ile lıususi olarakbesler. Genç dişi işçiler de bu esnada kral içelerine gıda getirerek onun süt yapmasına yardımcı olurlar. Dört hafta sonra işçi köstebek sıçanlar bu yeni yavruları üç aylık oluncaya kadar yuvanın nizamı hususunda eğitirler. Bu devrede yavrular, işçilerin yediklerinden beslenirler.

Köstebek sıçanlarının (hemen hemen hiç görmemelerine rağmen) gözlerine, yuvasının sessizliğini bozan hava akımlarını hissetme kabiliyeti verilmiştir. Zemin üstündeki ayak sesleri gibi düşük frekanslı titreşimleri hemen tesbit edebilen bu hayvanlar, bir düşmanın yakın olup olmadığını yuva girişlerinde bekleyerek, çok zayıf olsa da, yaydığı kokudan anlayabilirler. Rahmeti Sonsuz tarafından kendilerine verilen hissetme ve işitme hassasiyetiyle onlar “Gözlerin olmaması bir eksiklik değil mi?” sorusunu cevaplandırmaktadırlar.

Köstebek sıçanları gıda olarak yer elması, havuç, patates ve diğer yumru kökleri yerler. Tünellerinin toplam uzunluğu bir mil veya daha fazla olan bu hayvanlar herhangi bir tehlike anında bazı delikleri tıkayarak yuvanın bir kısmını iptal edebilir ve böylece düşmanını aldatabilir. Vücutları yumuşak, pembe denli olan bu hayvanların derileri benekli noktalar boyunca kolayca kıvrılabilir. Yuvarlak yapılı tünellerde kolayca koşabilmek için arka bacaklarını büken bu hayvanlar avuç içleri yere dönük vaziyette dururlar. Rahatça tünel kazabilmesi için topukları ve uzun yumuşak parmak uçları sert kıllarla donatılmış olduğundan ayakları birkaç kat büyük görünür. Paytak bir yürüyüşle saatte iki mil yol kat edebilen bu hayvan cep sincabı gibi ileriye hangi hızla koşuyorsa -geriye de aynı hızla koşabilen nadide birkaç hayvandan biridir.

Memeli hayvanları parazitlerden koruyan en mühim faktör, elbise vazifesi gören postlarıdır. Kemiriciler içinde tek postsuz hayvan olan köstebek sıçanlarının toprak altında bol parazitli yerde yaşadıkları halde nasıl olup da parazitlerden korundukları halen bir muammadır. Köstebek sıçanının hafif kıvrık, uzun ve son derece keskin olan iki çift kesici ön dişleri genişçene kasları tarafından desteklenir. Dişlerin bu hususiyeti hayvanın sert toprağı kolayca kazmasına, sert kökleri yemesine imkân sağladığı gibi metal cisimleri eğecek kadar da güçlü kılar. Köstebek sıçanının bu harika dişleri kırılması halinde birkaç gün içinde yenisi çıkacak kadar süratli büyüyebilir. Saatte beş altı defa devriye gezen kraliçe hariç, köstebek sıçanları hayatlarının üçte ikisini uyumak ve birbirlerine sarılı halde durmakla geçirirler. Kraliçe köstebek sıçanı, diğerleri üzerindeki hâkimiyetini dışkısından salgıladığı koku ve kimyevi maddelerle ve diğerlerine göre daha büyük olan vücuduyla sağlar.

Yeni yiyecek bölgelerini keşfetme sırasında yardımlaşma içinde ve çok fazla çalışan bu hayvanlar “hayat bir mücadeleden ibarettir” sapık düşüncesini en güzel şekilde yalanlamaktadırlar. Yuvalarındaki 80—85 °C’lik sıcaklık ve yüksek nem sebebiyle çıplak olan derileri kolaylıkla ısı alışverişinde bulunabilirler. Böylece üşüdüklerinde güneşe doğru olan yuva ağzına yaklaşıp birbirlerine sarılarak sıcaklıklarını muhafaza ederler. Hava çok sıcak olduğunda ise toprağın derinlerine inerek serinlerler. Kudreti ve Rahmeti Sonsuzun postsuz aciz bir mahlûku böyle koruması oldukça manidardır. Yuva yapma işinde azami tasarruf prensibini uygulayan bu hayvanlar yuvalarını, yağışlı ve toprağın yumuşak günlerinde, çalışma veriminin en yüksek olduğu sabahın erken ve akşamüstünün serin zamanlarında hep beraber kazarak yaparlar.

Tünel kazma işindeki yardımlaşma ve ustalık çok harikadır. Kazma işini yapan bir numaralı ferd, kazıcı olup en önde durur ve dişleriyle toprağı kazar, kazdığı toprağı boynunun altından geçirirken burun delik/erini ve gözlerini kapatarak, toprağın içine kaçmasına mani olur. Arkasında duran iki numaralı fert, bu toprağı iyice ufalar ve karnı ile bastırarak paketler halinde derilerinin kıvrımı yardımıyla ayaklarına getirir, ayaklarından da üçüncü ferde geçen toprak bunun arka ayaklarından süratle dışarı fırlatılır. Birinci ve sonuncu fert arasındaki taşıyıcıların meydana getirdiği zincir, açılan tünelin boyuna göre uzaltılıp kısaltılabilir.

Kazma esnasında önlerine büyükçe bir kök çıktığında derhal küçük gruplara ayrılan köstebek sıçanları kökün etrafını araştırarak diğer yan dalları temizlerler ve ortadaki kökün etrafını temizledikten sonra bütün olarak dışarı çıkarırlar.

Bu cemiyetin en enteresan hususiyetlerinden biri de en küçük ve genç olanların en fazla çalışmalarıdır. Bu gençler, tünel duvarlarındaki küçük kökçükleri temizleyerek tüneli emniyete almanın yanında zemini de kuyruklarıyla vurarak tesviye ederler. Ayrıca büyükçe bir yumru kök bulduklarında onu küçük, parçalara ayırarak zayıf ve yaşlılara getirip onları beslerler. Köstebek sıçanlarının koloni içindeki rolleri ihtiyarlamaları ile değişmeye başlar. Yaşça daha büyük ve vücutça daha iri olanları az, fakat daha riskli işler yapar. Mesela bilinmeyen bir arazide yuva yapmak için keşfe çıkılması veya düşmana saldırmada öncü kuvvet olma gibi bütün tehlikeli işler yaşlıların vazifeleridir. Yuvaya saldıran bir düşmana karşı bu yaşlılar vurucu timler olarak yuva ağızlarını tutarlar. Mesela bir yılan yuvaya girmeye teşebbüs ettiğinde bu yaşlılar sağlı sollu olarak aynı anda saldırarak onu çeşitli yerlerinden ısırıp parçalarlar.

İnsanların sahip olduğu içtimai hayat gibi yaşayışa sahip bulunan ve Yüce Yaratıcı’nın birçok isminin üzerinde tecelli ettiği bu hayvan bizlere adeta “Ben kâinat kitabından bir harf olmama rağmen dikkatlice bakarsanız içimde nice kitapların yazılı olduğunu görebilirsiniz” dem ektedir.