Ağustos 1986 · s. 247 · 2 dakikalık okuma
Geleceği Avlayan

M. Garib
Zulmün, haksızlığın bir gece gibi çöktüğü tarih dönemleri, her zaman “Kitab”larla aydınlanmıştır.
Toplumların birer sürü haline dönüştüğü, fertlerin insanlık vasıflarından soyunduğu, birbirinin kurdu haline dönüştüğü her dönemde “Kutlu Kitablar” doğuyor, onları yeniden insan olmaya çağırıyor. Böylece insanlar yeniden karanlıklardan aydınlığa çıkıyor, yeniden kendini buluyor, kendisi oluyor.
İnsana aydınlık taşıyan, insanı aydınlatan kitabtır. İnsanı insana yaklaştıran, insanın geleceğini sonsuzluk sabahlarına çıkaran kitabtır.
Bir mütefekkirimiz, “geleceği avlamaya yarayan fikir mancınığının biricik ses güllesi.” diyor, kitablar için. Bu gülleler kalb potalarında dökülür. Onları fırlatacak mancınıklar da kafalardır. Ruhlar, bu silahlarla avlanır. İnsanın geleceği bu silahların hedef tahtasıdır.
Kitab, her çağda en güçlü silahlardandır. Ruh avına onlarla çıkılır. Ruhları tam onikiden, kafa ve kalb noktasından onlar vurur. Ruhlar, ya Rahman’ın ya da şeytanın avıdırlar.
Çok zalimdir insan. Çok da mağrur. Giyom Tell’in oğlu gibi kafasını hedef tahtası yapmaktan zevk duyar. Ok da her defasında isabet eder. Elma ya sağına ya da arkasına düşer. İnsan, kitabını ya sağından ya arkasından alır. Böylece o, avlanmış biri olarak Rahman’ın veya şeytanın yanında olacaktır.
İnsanlık tarihinde aydınlık her çağın ışığı kitabtır. Ama ölü değil sağ kitab... Arkadan değil önden gelen kitab.. Arkadan verilen kitablar, ölü kitablar, insanın ruhunu şeytana satmış, esir etmiş, geleceğini kapkara karartmıştır. Onlar, şeytan fısıltılarından dökülmüş zehirli ses gülleleridirler. B4tün işleri, “geleceği” şeytan ve onun nesli adına avlamaya çalışmaktır.
Rahman soluğu ve Cibril nefesiyle kalb potalarında dökülen İsrafil soylu, Mesih sesli gülleler de insan ruhunu Hak ve Hakikat adına avlamak için gökten gelirler. Ruhların ab-ı hayatıdır onlar. Ruhların diriliş şuurudurlar. Onları atan avcı ne şanlı avcıdır. Onun gülleleri insanı kalbinden vurur. Beynine sancılar verir. Büyük düşüncelerle, ideal rüyalarla mayalar. Yepyeni bir ruh oluşturur. Sonsuz âlemin nurlu kapılarını işaret eder. Mutlak güzellik ve kemalin kucağına çeker ve aylar.
Zulüm gülleriyse bir başka vurur. Ruhta hiç bir büyük hesap düşünce ve endişesi bırakmaz. İnsan olma şartlarının hepsini tahrib eder. Kalb mefluç ve ruh müflistir artık. Reklâmla propaganda payandalı şeytan sayfalarında ruhlar, sabahsız gecelerin yarasaları haline dönüşürler. Yalan isportacısı şeytan sesiyle büyülenmiş insan, ruhi felcin ve cinnetin kucağındadır.
Semavi soluklarıyla ruh donmalarını önlemeye koşan gönüller, şeytan pazarını dağıtan ebed tacirleridirler. Ruhları İsrafil suru gibi tutarlar. Işık soyludurlar, Ateşi söndürür, karartırlar. Toplumun kararan gönül ve ruh ufkunu ağartmak için nurlu ses ağlarını dalga dalga genişletip her yön ve mekâna salıp gererler.
Celal ve Cemal tecellilerine akortlu bu sesler, Davudi edalarıyla bütün ruh iklimlerini tutarak, gayb-aşina bir keyfiyet içinde ruhları her cephede teshir edip aylar. Gelecek onlarındır artık. Sonsuzluk menbaından çıkan bu sesler, bütün kaosları, kosmosun şanlı orkestrasına dönüştürürler.
Kaostan kosmosa yürüyen ise aşktır. Ses, aşkın sesidir. Kitab, aşkın kitabıdır. Onunla insan ruhu dirlik ve düzene kavuşacaktır. O, gönlün Hızırıdır. O kitab, ruhtur, hayattır. O, kâinatın kalbidir, çekirdeğidir. Geleceğin fetih gönüllüleri, fatih ruhları, onun kor sayfalarında aşk dersi okuyanlardır. Onlar da geleceğin güzel avcılarıdır. Gönülleri ise aydınlık seher sayfalarıdır. Onların gülen yüzlerinde Rahman ders verir. Sonsuz geleceklerin ve sonsuz mutlulukların dersini. Ruhların mutluluğu ve selameti için gelecek avlansın diye.