Sızıntı Arşivi

Haziran 1995 · s. 205 · 2 dakikalık okuma

Robotlar

Mahmut Uludağ · Mühendislik

1970’li yıllarda televizyonda robot haberlerini duyanlar kısa bir za­man sonra etrafta robotların dolaşmaya baş­layacağını sanır ve belki de heyecanlanırlardı. O ilk insan şeklindeki robotlardan biri Shakey’di. Shakey, özel olarak hazırlanmış odalarda dola­şabiliyor, radyo dalgalarıyla gönderilen görevlere göre odadaki kutuları itmek suretiyle bir yerden bir yere götürebiliyordu. O günlerde Shakey büyük bir başarı olarak algılanmıştı. Shakey’de bulunan özel­likler daha da geliştirilerek yakın zamanda in­san fiziksel özelliklerini daha çok yan­sıtan robotlar yapılabileceği sa­nılmıştı. Çünkü Shakey benzeri robotlar üzerlerindeki kameralarla etraflarını görebiliyorlar, alıcıları vasıtasıyla radyo dal­galarını dinliyor, üzerlerindeki basit bilgisayarlarla bu me­sajları değerlendiri­yor ve mesajlar doğ­rultusunda iş yapı­yorlardı.

Fakat robotlar sanıldığı şekilde değil başka şekillerde gelişti. Me­sela günümüzde tam otomasyonlu depolar gibi özel olarak tanzim edilmiş mekânlarda hareketli robotlar başarıyla kullanılırken, her ortamda kullanıla­bilen robotlar üretilememektedir. Bu vak’ayı MIT (Massachusettes Institute of Technology) Sunî Zekâ Laboratuarı başkanı Rodney Brooks şöyle izah ediyor: Shakey gibi robotların çalışabilmesinin tek nedeni, bu­lundukları çevrelerin çok özel tan­zim edilmiş olmasıdır. Bundan do­layıdır ki aradan geçen 20 yıla rağ­men aynı performansı daha genel bir çevrede, mesela bir büroda, gösterebilen robotlar üretilememiştir. Yani bir robot ancak hangi çevreler için programlandıysa oralarda kullanılabiliyor; bu çevreler ise pratikte hep özel çevreler olabiliyor. Hâlbuki tabiatta sayısız böcekler, sinekler, kuşçuklar en güzel şekilde değişik yerlerde hem yürür hem de uçarlar, demek ki bu kuşçukları da, dolaştıkları yerleri de yapan birdir.

Robotlara soyut düşünmeyi öğretmeye ça­lışmanın boşa olduğunu savunan bazı bilim adam­ları, başlangıçtan beri kullanılan çevrenin modellenmesi esasına dayanan yaklaşıma alternatif olarak “davranış-esaslı yakla­şım” denilen yeni bir yaklaşıma yöneliyor­lar. Fakat her iki ta­raftan da bazı araştırıcılar diğer yaklaşımın insan seviyesindeki ze­kâya yakınlaşa­bilmek için uy­gulanamayacağı­nı (ilgisiz olduğu­nu) ileri sürmekte­dirler. Mesela yapay görme sistemi üzerinde çalışan ve bir sineğin görme özelliğini, buzdolabı büyüklüğün­deki ve devamlı kontrol gerektiren bir ci­hazla gerçekleştiren Thomas Paggio, Brooks hak­kında şunları söylüyor: “Yaptığı şeylerin çoğu, 1950’lere dönüşten başka bir şey değil. Biz, tep­kisel hareketin, bir robotu sağa-sola çarpmaktan koruyacağını zaten biliyoruz, önemli olan, irade sahibi bir insan gibi, bir nesneye çarpıp da dönme yerine bir yol ayrımına geldiğinde sağa mı, sola mı gideceğine karar verebilecek daha ileri bir zekâ modeli kurabilmek.”

KAYNAKLAR

1.Rodney, A. Brooks. ‘Inteligence Without Reason,12th IJCAA, 1991, Australia, Sydney.

2.Luc Steels, The AL roots of Al, AL Journal, Vol. 1,1. MIT Press, Cambridge.

3.Bayram, Murat, ‘Yeni Nesil Robotlar’, Bilim Teknik Dergisi, Mayıs/93.

4.Discover,Mart 1992