Temmuz 1992 · s. 7 · 3 dakikalık okuma
Petrol ve Gaz Kapanları
Nazım Altaş · Jeo.Müh. · İnceleme

Petrolün oluşumu ile ilgili pekçok teori mevcut ise de daha çok deniz ve kara canlılarının bunun temel hammaddesini oluşturduğu kabul edilmektedir. İndirgen ve anaerobik bir vasatta çökelmiş ince taneli "ana kayaç" deniz yosunlan, diatomeler, mantarlar, algal sporlar gibi bitkilerin ve foraminiferler, süngerler, mercanlar, omurgalılar gibi organik maddelerin fizikî ve kimyevî değişimlere uğrayarak petrolü oluşturdukları bir zemindir.
Petrolün ana kayaç içerisinde oluşumu tamamlandıktan sonra yer değiştirme hâdisesi başlar. "Petrolün göçü" de denilebilecek bu hâdise iki kademede gerçekleşir: Birincisi "Primer göç" diğeri ise "sekonder göç" tür. Petrol ve gazın göçü deniz tabanına yayılarak veya göç sırasında bir engele takılarak son bulur. Birinci şekilde, yani deniz tabanına yayılmasıyla ekonomik bir petrol yatağı oluşmakta ancak, bir tür sedimanlar oluşmamaktadır. İkinci durumda, yani petrol ve gazın bir engele takılmasıyla ise önemli ekonomik potansiyele sahip "kapanlar" oluşmaktadır. Bir'den çok şeyi, çok şeyden de bir'i ortaya koyan Kudret-i Sonsuz'un çeşitli canlı türlerinin kendilerine has faaliyetlerini ve onlardaki normal hayat seyrini, günümüzde hesabına büyük politikalar oluşturulan petrol gibi önemli bir nimetin oluşumuna da vasıta kılması düşünenler için çok şey ifade etmektedir.
Hazne kayaç içerisinde bulunan petrol ve gazın, keşfedildiği andan işletilmeye açılacağı zamana kadar, bulunduğu yerde muhafazası gerekmektedir. Bunun için de önce bazı jeolojik şartların uygun olması gerekmektedir. Meselâ, öncelikle kapan tavanının petrol-gaz akıntı ve sızıntılarına karşı muhafaza edici cinsten bir örtü tabakası ile örtülmüş olması şarttır.

Yoğunlukları açısından petrol ve gaz sudan hafif olduklarından hazne kayacın üst kısmında birikirler. Petrol kapanının yanlan, örtü kayacı niteliğinde geçirmez bir kayaç ile çevrilmiş olabileceği gibi, fay düzlemleri ile de sınırlanabilir. Genellikle fay düzlemleri petrol ve gaz çıkışını engelleyen geçirmez bir düzlem durumundadır. Bazen, nadiren de olsa, bu fay düzlemleri, önceden geçirir karakterde olsalar bile sonradan, petrol sızıntılarının katılaşması ile, yeniden geçirmez hale dönüşebilmektedir.
Bir petrol kapanının alt kısmında geçirmez bir kayacın her zaman bulunması şart değildir. Bu gibi durumlarda petrol kapanının alt kısmında, petrol ve gaz sızıntılarını önleyen bir su tabakasının bulunması şarttır. Suyun, yoğunluğunun petrol ve gaza nazaran büyük olmasından dolayı, daha çok petrol kapanının altında yer aldığı görülmektedir.
Su basıncının da tesiriyle petrol ve gaz kapanda hapsedilmiş olur. Bu durumda petrol, gaz ve su görünüşte kaba tabakalı bir yapı gösterir. Şekil-1'de şematik olarak gösterilen bu vaziyet ile ağaçtaki meyvenin, kovandaki balın ne farkı var; hepsi de tek bir Düzen Koyucu tarafından eşref-i mahluk nâmı ile şereflendirilen insan için hazırlanmış hazır bir sofraya benzemektedir.
Şekilde görüldüğü üzere gaz ve petrol alanları ince bir geçiş zonu ile ayrılmıştır. Bu zona "Gaz-Petrol Düzlemi" denir. Petrol ile suyun birbirinden ayrıldığı düzleme ise "Petrol-Su Düzlemi" denilir. Kapanda bazen petrol olmayabilir. Bu durumda ise tabii gaz doğrudan doğruya suyun üzerinde yer almaktadır. Bu iki fazın ayrıldığı düzleme ise "Gaz-Su Düzlemi" denir. Petrolün alt kısmında bulunan suya "Taban suyu' denir.

Bazı durumlarda petrolün altında taban suyu bulunmayabilir. Taban suyu olmadığı zaman ise petrol, geçirmez bir kayaç üzerinde yer almıştır. Böyle durumlarda kapanın yan devamında yalnızca "Kenar Suyu" bulunur. Eğer rezervuar (Hazne) içerisinde, petrolün alt kısmında bulunan taban suyu hareketsiz ise petrol-su düzlemi yatay durumdadır. Aksi halde yani, taban suyu hareketli ise petrol-su düzlemi suyun hareket yönüne doğru bir eğimlilik kazanır; yani, taban suyunun vaziyeti petrol-su düzlemini doğrudan etkisi altına almaktadır. Bir rezervuar içerisinde değişik noktalardan rezervuar basınç ölçümleri yapılabilmekte (Şekil-2); ve bu ölçümler vasıtasıyla "pizometrik haritalar" ortaya konabil-mektedir. Pizometrik haritalar yardımıyla ise rezervuar içindeki taban suyunun akış yönü belirlenebilmektedir. Rezervuar içerisindeki petrol-gaz düzlemi daima yatay durumdadır; taban suyunun hareketliliği, petrol-gaz düzleminin yatay vaziyetini değiştirecek kadar etkili değildir.
Semânın derinliklerinde her an akıllara durgunluk veren binbir ahenkli seyr-ü sefer ve halden hale geçiş cereyan etmektedir; kim diyebilir ki, yerküremizin altında da aynı seyr-ü seferler vuku bulmuyor. "Petrol ve gaz kapanları" konusu bunlardan yalnızca küçücük bir misâl...
KAYNAKLAR:
1. Özçelik, O., 1990, Petrol Jeolojisi Ders Notlan: Cumhuriyet Ünv.
2. Dünya Enerji Konferansı. 1982, T.K.İ.
3. Beckman, H., 1976, Geology of Petroleum:, Vol:2,
4. Sonel, N., 1985. Petrol Jeolojisi: A.Ü. Fen Fak., Yayın No: 141