Temmuz 1992 · s. 8 · 3 dakikalık okuma
Öğrenmede Alternatif Bir Metod: Grup Çalışması
![]()

Hüseyin Tobi
Son yıllarda gelişmekte olan bilimler arası diyaloğun neticesinde yeni yeni bilim dalları ortaya çıkmaktadır. Bunlardan biri de öğrenme, idrak-bilme bilimi diyebileceğimiz "Cognitive Science"dır. Bu bilim dalı, insan nasıl öğrenir, anlar ve bilir sorularına cevap aramaktadır. Bu yazıda, bu yeni bilim dalının doğruluğunu ispatladığı en iyi öğrenme ve anlama metodlarından biri olan grup çalışması üzerinde duracağız:
Hayvanlar üzerinde yapılan tecrübeler beynin büyük bir bölümünün anne karnındayken, geriye kalan kısmının ise doğumdan sonraki ilk 2-3 ay içinde tamamlandığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, insandaki beyin hücrelerinin gelişme ve farklılışmalarının standart olmadığı ve çevre faktörlerine bağlı olarak değiştiği tesbit edildi. Meselâ, yetersiz beslenmenin beynin gelişimini yüzde kırka varan nisbetlerde azalttığı bulundu. Daha kötüsü de bu gelişme bozukluğunun düzeltilmesinin, ilerleyen yaşlarda imkansızlaştığıdır. Son yıllarda ortaya çıkan önemli bir husus da, bebeğin daha anne karnındayken bile etrafında olup bitenlere ilgisiz kalmayıp tepki gösterdiğidir. Hamileliğin 22. haftasından başlayıp 3 yaşlarına kadar devam eden dönemde çevre şartlan ve beslenmenin beynin anatomik yapısını etkilediği ve hissi değişikliklere sebep olduğu tesbit edildi. Çevre şartlarının farklı farklı oluşu, insan beyninde farklı öğrenme-anlama modellerinin oluşmasına yol açar. Doğumdan birkaç yıl sonra gelişimini büyük nisbette tamamlayan bu öğrenme-anlama modelleri çevreden gelen her türlü bilgi ve sinyalin depolandığı ve değerlendirildiği bir düşünme çerçevesi oluştururlar. Dış dünyadan gelen bilgiler, teşekkül etmiş modeli değiştirmekten ziyade, model içinde kendilerine uygun bir yer ararlar.

Kişilerin öğrenme-anlama modellerinin farklı olması, zeka ve hafıza bakımından çok önemli değildir. Önemli olan, zeka ve hafızanın iş gördüğü mânâ dünyalarının ne kadar birbiriyle çakıştığıdır. Zira, iki insanın birbirlerini anlayabilmeleri (aynı kişinin kendine ait mânâ dünyası ile yabancı bir mânâ dünyasını irtibatlandırabilmesi) için bu iki mânâ dünyası arasında ortak noktalar bulunması gerekir. Mesela bir talebenin, öğretmenin anlattıklarım anlayabilmesi, öğretmenin derste kullandığı anlatım şeklinin, talebenin beynindeki anlama-öğrenme modeliyle uyum halinde olmasına bağlıdır. Hatta talebenin okulda veya bir öğretmende başarılı veya başarısız olması onun zeka seviyesini ortaya koymaktan çok, öğretmenin anlatım tarzı ile talebenin öğrenme-anlama modelinin uyum halinde olup olmamasına bağlıdır. Bunun delili de aynı öğrencinin bir öğretmen veya bir okulda başarısız olurken, bir başka öğretmen veya okulda başarılı olabildiğidir. Bu sebeple öğrenme-anlama modellerini, görmeye, işitmeye, uygulamaya, mücerret kelimelere bağlı anlatıma, konuşup tartışmaya dayalı öğrenme modelleri olmak üzere beş grupta toplayabiliriz. Bir konunun açıklanmasında birbirlerini bütünleyici anlatma yolları birlikte ne kadar çok kullanılırsa, konunun anlaşılması o nisbette artacaktır. Bu noktadan hareketle yukarıda adı geçen öğrenme anlama modellerinin en az iki-üçünün birlikte devreye girebildiği bir öğrenme-anlama, aynı zamanda çalışma metodu olan grup çalışmasının, eğitim ve Öğretimde kullanılması son derece önemli olmaktadır.
Verimli bir grup çalışması nasıl düzenlenmelidir?
Çalışma gruptan 4-6 kişiden oluşmalı. Grubun ahengini bozacak veya seviye itibariyle verimli bir çalışmaya engel teşkil edecek kimseler gruba katılmamalıdır. Grupta, hem bilgi seviyesi itibariyle hem de fıtraten grubu sürükleyebilecek grup lideri bulunmalıdır. Grup, her hafta belli konuda çalışmak veya belli soruları çözmek üzere sözleşip ayrılmalı. Bir sonraki beraberlikte, grup mesulünün sürükleyiciliğinde, konunun anlaşılamayan kısımları müzakere edilmeli veya çözülemeyen sorular çözülmeli. O oturumda halledilemeyen kısımlar bir üst seviyedeki bilene sorulmalıdır. Oturumda çalışmanın gayesi dışına çıkılmamalı. Dinlenme veya eğlenme adı altında zaman öldürmekten sakınılmalıdır. Programların asla aksatılmaması sağlanmalı. Bir oturumu aksatanın hem kendisinin grubun havasından uzaklaşacağı, hem de gruptaki diğer arkadaşlarının moralini menfi yönde etkileyeceği, dolayısıyla da manen mesul duruma düşeceği sık sık nazara verilmelidir. Çalışmalar belli periyotlarla kontrol edilmeli ve belli aralıklarla testle değerlendirme yapılmalı. Hatta, gruplararası yarışma yapılmalıdır.
İnsan, fıtraten insanlarla beraber yaşama mecburiyetindedir. Fakat, günümüzün okul programlan ilkokul dönemleri hariç ferdiyetçiliği esas almaktadır. Yardımlaşma teşvik edilmez. Aksine hafife alınır veya önemsiz görülür. Çünkü okul programlarında ve onu uygulayanların zihniyetindeki hâkim anlayış tek başına mücadele etme, tek başına kazanma, tek başına sevinme.. yani gurur ve kibir ikliminde toplumdan tecrit edilmiş "ben" olma sakat düşüncesidir. Halbuki grup çalışması ile sıcak bir atmosferde, anlatırken öğrenme, dinlerken öğrenme, tartışırken öğrenme, soru cevap tarzında öğrenme.. gibi çok geniş imkânlar ortaya çıkmaktadır. Böylece talebeye, birlikte mücadele etme, birlikte başarma, birlikte sevinme.. kısacası "biz" olma duygusunu kazanma fırsatı doğmakta ve müsait atmosfer hazırlanmaktadır.
"Mücadele"yi hayat ölçüsü kabul eden anlayışın ürünü olan eğitim sistemimiz bu önemli kaynağı gözardı etse de "yardımlaşma'yı hayat ölçüsü kabul eden idealist gençlerimizin; yardımlaşmanın, yol göstermenin, fedakarlığın.. tecessüm etmiş bir şekli olan grup çalışmasını ciddi olarak değerlendireceğini ümit ediyoruz.