Nisan 1990 · s. 123 · 2 dakikalık okuma
Ötelere İnanma İhtiyacı

İnsanlığın hayatını tanzim etmesi ve huzur bulması ölümden sonraki hayata inanmakla mümkündür. Geçtiğimiz günlerde ABD’ de, Andrew M. Greeley (National Opinion Araştırma Merkezi) tarafından yapılan bir araştırma sonucu “öldükten sonraki hayata inanıyor musunuz? “ sorusuna %71 oranında evet, %20 oranında hayır, %9 oranında kararsız cevabı verilmiştir. Ahirete inanma oranı gittikçe artmakta ve insanlar bu inancın birçok faydasını bu araştırmalarda anlatmaktadırlar.
Bu konuda Fransız felsefeci Blaise Pascal “Öldükten sonraki hayata inanma büyük bir hadisedir ve insan hayatını çok farklı kıldığı inkâr edilemez bir gerçektir” demektedir. Bu inanışın hayatı nasıl farklı kıldığı, batılı felsefeci Schleiermacher tarafından şöyle
ifade edilmektedir: “İnsanların özlediği ve şu andaki hayatta sahip olabileceği ölümsüzlük ancak öldükten sonraki hayata inanmakla mümkündür”. “Cemiyetin bütün kesimlerinde bu hayata inananların mutluluğu görülmektedir.”
Evet, gerçekten toplumdaki bu iki farklı kesimin hadiselere bakış açıları, o kadar farklıdır ki: inanmayanlarda yılgınlık, hezeyan, inkisar, hayal kırıklığı ve topyekün bir yıkılış varken, inananlarda ötelere ait bir parıltı, ümit ve şevk, heyecan ve aşk kol gezmektedir. Yaptığı bütün araştırmalarda bunu hisseden araştırmacı felsefeci William James şöyle demekten kendini alamamıştır: “Öldükten sonra dirilmeye inanış, hayatın akışını değiştiren ve en menfi şartları bile altüst eden bambaşka bir inanıştır. Bu inanışla insan hayattaki bütün hadiselere kolaylıkla mukavemet eder.”
Şu anda batıdaki birçok ilim adamı öldükten sonraki hayata inanmanın insanlar üzerindeki tesirini görüp etkilenmişler ve inanmasalar dahi asırlardır bundan daha güzel bir hayat modeli bulamamışlardır.
Araştırmacıların sosyoloji ve cemiyet psikolojisinde her fırsatta karşısına çıkan bu müthiş inanış, insanoğlunun yaratılışından beri Peygamberler tarafından telkin edilegelmiş, 1400 sene evvel gerçekten hayata sirayet etmiş ve mükemmelliği her geçen gün daha iyi anlaşılmış âlemşümul bir modeldir. Bu modeli genç- ihtiyar-çocuk-aile-hasta vs. bütün insanlara uygulayabilir ve bütün toplumu huzurlu kılabilirsiniz. Zira o zaman gençler düzen ve intizam içine girecek, çocuklar mahzun olmayacak, ihtiyarlar diğer hayatı düşünerek, huzur içinde yaşayacak, hastalar ölümden korkmayacak ve aileler diğer hayata inanmanın mutluluğu ile birbirine daha çok bağlanacaklardır.
Evet, ölümün hayat vazifesinden bir terhis, paydos, yer değiştirme, baki bir hayata davet ve ebedi bir hayatın başlangıcı olduğunu anlayabilenlere ne mutlu.