Ekim 1990 · s. 406 · 2 dakikalık okuma
Öldürücü Tırtıllar

Bütün tırtılların vejeteryan olduğunu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. İşte size kendinden büyük bir sineği yiyen tırtılın hikayesi.
Kudreti Sonsuz isteyince, en ağır hareket eden canlılardan biri olan tırtıl bile, sineği dahi yakalayacak kadar atak olabiliyor. Cam içerisine konan tırtıl, iki gün boyunca orada kalıyor ve yanındaki yaprakların hiçbirine dokunmuyor. Derken camın içerisine bir sinek atılıyor. Tırtılın gösterdiği reaksiyon gerçekten hayret verici... Sinek tırtıla doğru yaklaşırken, tırtıl yavaş yavaş kendini yükseltip, birdenbire yana doğru sallanarak sineği pençelerinin arasına alıp yutuyor. Geriye kalan sadece sineğin kanatları ve birkaç ayaktan ibaret.
Eupithecia Staurophragma tuzak kurarak sinsice yaklaşan bir hayvandır. Bu tırtıllar bazen çocuk gibi oynarlar. Kadir-i Zülcelalin her canlıya bahşettiği savunma teçhizatı bu tırtıllarda altı adet pençe tipi ayak ve onlara avlarını yakalama imkânı sağlayan yapışkan bir sıvı olarak tecelli etmiş. Bu vahşice görünüş zerafetlerini biraz olsun etkiliyor ama onları küçük bir eriği bile tıpkı insanların yediği gibi rahat bir şekilde yemekten de alıkoymuyor.
Yay gibi refleksleri Eupithecia Staruophagma'ya bir sineği yakalayıp tutma imkanı sağlar. Hareket hızı saniyenin 1/12'si kadardır. Eğer sinek kaçmaya çalışırsa tırtıl dört pençesiyle sineği tutar ve diğer ikisiyle sineği tutar ve diğer ikisiyle içeri alır.
Tırtıl küçük bir çubuğu arka ayaklarıyla kavrar ve kendini ileri doğru iter. Daha sonra arkasını önüne yanaştırır. Hareket bu şekilde devam eder. 5 çift göz ona karanlığı ve aydınlığı ayırdetme imkanını sağlar. Değişik bir mevkiye hareket etmek istediğinde ise yavaşça hareket eden bastonlu bir körden farkı yoktur.
Bu yaratıklar en çok Oahu denilen bir adada yaşarlar. Nemli ve karanlık yerleri seven bu tırtılların yirmi civarında türleri vardır.
Hayatları enteresan hâdiselerle dolu o-lan bu tırtılların bir başka garipliği de yaprak üzerinde biriken su içerisinde sağa sola yuvarlanmaları ve bazende kafalarını eşek arıları ve diğer düşmanlarına karşı dağ keçilerinin yaptığı gibi kullanmalarıdır.
Kanatlı bir yetişkin kuluçka dönemi 14 gün kadar sürer, yaklaşık 100 yumurta yapar. Yumurtalar teker teker ya da 2 veya 3 yumurtalık gruplar halinde boşalır. Yumurtaların bu şekilde boşalması yine bir hikmet-i ilahi olarak larvalar arasındaki yamyamlığı önlemiş olur.
Bütün bunların yanında Eupithecia Orichloris dört kez kabuk değiştirir. Vücuduna sıkı sıkıya geçmiş olan deriyi çatlatır ve yarım saat süren bir mücadeleden sonra içinden çıkar. Üçüncü deri değişiminde etraflarına koza örerler ve üç hafta sonra tekrar deri değiştirerek kelebek olarak çıkarlar. Kelebek olduktan sonra işe uzun hortumlarını kullanarak, aynen diğer kelebeklerin yaptığı gibi çiçeklerdeki nektarı emerler.
Diğer yandan Eupithecia rhodopyra adlı türün yaşadığı yere göre renk değiştirdiği görülmüştür. Fakat bu tırtılların deri değiştirerek mi yoksa doğuştan mı bu özelliğe sahip oldukları henüz ortaya çıkarılamamıştır. Bununla beraber değişmeyen şey kanun-u ilahi Sani-i Zülcelalin sağladığı bu kamuflaj tekniği sayesinde en aciz canlılardan biri olan tırtıl bile kendisini koruma imkanı bulmasıdır.
En aciz varlıklarda en mükemmel korunma ve savunma tekniklerinin bulunması; kendini akıllı ve üstün zanneden insanın ise birçok basit hâdise karşısında âciz kalması; bize acizliğini kabul etmiş her canlıya, onların derdini en iyi bilen bir zât tarafından Kudret Eli'nin uzandığım ve onu yalnız bırakmadığını göstermiyor mu?
Küçük bir sinek karşısında âciz kalan insanlığa ibret olması dileğiyle!