Sızıntı Arşivi

Mart 1990 · s. 82 · 3 dakikalık okuma

Ölçü veya Yoldaki Işıklar

Sızıntı · ÖLÇÜ

Dünyanın en kıymetli varlığı hayattır. Bütün canlılar, hayatlarını korumak ve devam ettirmek için çalışır, uğraşır. İnsanın hayatını aydınlatan, insanın varlığına bir anlam veren, hayat mücadelesinde ona yol gösteren ‘Din”dir. Onun için de insan, hayatını dinin ruhuna uygun ölçüler içinde yaşamak, korumak ve devam ettirmek zorundadır. Din bir nasihatlar sistemidir. İnsanoğlunun yaratılış hamurunda unutkanlık vardır. Çok ve çabuk unutan bu varlığa sık sık hatırlatmak gerekmektedir. İnsanın bu özelliğini dikkate alan din büyükleri, insana vazifesini hatırlatıcı kitaplar yazmayı vazife bilmişler. İmam Gazali “Eyyühel Veled’‘i, Muhyiddin-i Arabi “Adâbü’l— Mürid’i, Ebül Kasım el-Isfahâni “ Mutluluğun Kazanılması’ nı. ibn-i Haceril Askalâni ‘Münebbihat”ı yazmışlardır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün. Batıda da buna benzer, yani kendi toplumlarında fertlerin hayata intibaklarını kolaylaştırıcı, onları kendi dinlerinin veya hayat anlayışlarının dışına sapmaktan koruyucu, onlara yol gösterici birçok kitap yazılmıştır. Bunların yurdumuzda da bir hayli tercümelerini görmek mümkün. Ne yazık ki, son yüz- yüz elli yıldır, okuyan insanımızın (aydınlarımızın) hayat anlayışlarına bu tür kitapların ışığı düşmüş, rengi vurmuştur.

Sanırım,Ali Fuad Başgil Hoca da Gençlerle Başbaşa”sını bu durumu görerek kaleme almıştır. Ali Fuad Hoca gençlerle başbaşa vermiş ama gönül gönüle, kalb kalbe verip onların ruhlarına girememiş, sadece zihinlerine yönelmiş, zihinlerini yönetmiş.

‘Milletle, İnsanlıkla Başbaşa” diyebileceğimiz, bir kitap var elimizde. Bir Hak Dostu’nun bir gönül kitabı: ‘Ölçü veya Yoldaki Işıklar’’. Kitap, iki cilt.(üçüncüsünün çıkacağını da duyduk) Birinci ciltte “Ötelere Seyahat Üzerine’ başlıklı bir yazı ile kucaklanıyorsunuz. Her şeyin kaynağı olan yüce âlemlerin esrarıyla kendinden geçtiğini ifade ederek, insanı ilâhi huzura yükseltecek yolları işaret ediyor. Hemen hemen hayatın—şahsi, ailevi, milli, insâni— bütün kareleriyle ilgili ilim, insan, ihtiyat, meşveret, sır tutma. müsamaha, gâye ve vasıta, rahata düşkünlük, cismaniyetle gönül, hizmet insanı gibi daha birçok konularda akıl, kalb, ruh mahsulü, hayat tecrübesiyle ilgili veciz ölçülerden sonra ilk kitap Sonsuzluk Yolunda” başlıklı bölümle kapanıyor. Bu bölümün bir yerinde şöyle deniyor: “İnsanoğlu, çepeçevre madde ile sarılı bir dünyada varlığa erdiği için, ilk defa “duyu organları” ile tesbit ettiği şeylere inanır, sonra da bunların ifade ettiği mânâlarla, benliğinin boynuna dolanmış tasmayı kırarak, vicdanındaki hakikati görmeye çalışır. Ne var ki, bazen bu ince zincire takıhp kalanlar ve hayatlarının sonuna kadar, bir adım ilerlemeye muvaffak olamayanlar da az değildir. Onun içindir ki etrafımızı saran eşya, her ele alınışında bir kitap gibi okunmalı ve bir koro gibi dinlenilmelidir. Okunup dinlenirken de kitabı yazan, senfoniyi idare edenden katiyyen gaflet edilmemelidir. Aksine vicdanındaki hakikatin soluklarını duymadan, kâinatı didik didik eden ve delillerle boğulan budala, huzuruna eremiyeceği gibi, Onun beyan ve kitabıyla, göz ve kulağındaki perdeleri delip; vicdanındaki hakikata yükselemeyen talihsiz ruhlar da O’nu tanıyamıyacaklardır.” Fert ve millet olarak ötelere seyahat ederken sonsuzluk yolunda takılıp kalmamak, yoldan sapmamak için konulmuş hayati ölçüler birer şiir âhengi içinde takdim ediliyor.

Kitap cepte taşınacak ebatta. İlk ciltte 137 sahife içerisinde 24 mevzu’ ile alâkalı altın ölçüler gösterilmiştir. “Aç herkese, açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun! İnançla geril ve insana sevgi duy, kalmasın alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül.” diyerek insanı huzura çekip ölçüyü koyuyor:

‘Hakkın sana karşı muamelesini ölçü kabul edip, halka karşı öyle davranmalısın. O zaman halk içinde Hakla beraber olur, her iki yalnızlığın vahşetlerin den de kurtulursun..’’

“Yaratıcının nazarında ne olduğunu, gönlünde O’na ayırdığın yer ile, halk katındaki mevkiini de onlara karşı olan tavırlarında tartıp değerlendirebilirsin. Hak’tan bir lahza gafil olma! Ve insanlar içinde insanlardan bir insan ol’

İkinci ciltte 142 sahifede 59 konu ele alınıyor. Bu cildin ilk yazısı ‘Birleşme Noktaları” başlığını taşıyor. Toplumumuz, can alıcı dertleriyle teşrih masasına konuyor. Otuz beş sahifelik bu bölüm tekrar tekrar okunup üzerinde derin derin düşünülmelidir. Anne, baba, muallim, mürşid, idareci, işci her kesimden insanın muhtaç olduğu hayati ölçüler, bunlar.

“İNSAN, yüksek duygularla mücehhez, fazilete istidatlı, ebediyete meftun bir varlıktır. En sefil görünen insan ruhunda dahi ebediyet düşüncesi, güzellik aşkı ve fazilet hissinden meydana gelen gökkuşağı gibi bir iklim mevcuttur ki, onun yükselip ölümsüzlüğe ermesi de mahiyetindeki bu istidatların geliştirilip ortaya çıkarılmasına bağlıdır.” diyen yazar, bir doktor, bir muallim, bir mürşid tavrıyla yakaladığı insan.., insanımızı hedeflediği ufka yükseltecek ölçüleri gösteriyor, bize.

Ölçüsüzce bedeni hazlarına takılıp giden, başka varlıklarla aralarındaki mesafeyi daraltıp sınırları zorlayan günümüz insanının yeniden ruhuna dönüp yücelere, layık olduğu yüceliklere kanat açması için neler gerekiyor, diye soruyorsanız, ‘Ölçü veya Yoldaki Işıklar” a bakın. Göreceksiniz.

(*) Ölçü veya Yoldaki Işıklar, M. Abdülfettah Şahin, T.Ö.V. Yayınları, 1988 İzmir.