Sızıntı Arşivi

Ağustos 1987 · s. 4 · 2 dakikalık okuma

Öğle Uykusuyla Açılan Bir Perde

Yıldırım Yalçıneli · İnceleme

ag87-4.jpg

Öğle uykusu öğleyin fazla yemenin bir neticesi olarak düşünüldüğünden tembellikle eş tutularak bugüne kadar hususiyetle karikatürcüler başta olmak üzere bir çokları tarafından tenkit edilmiştir. Bununla birlikte Münih'te Max Planck Gesellsachft Psikiyatri Enstitüsü'nden uyku üzerinde araştırma yapan iki ilim adamı öğle uykusunun fıtri olduğunu açıkladılar.

Jurgen Zulley ve Scott Campbell insanların öğle uykusuna ihtiyaçları olacak şekilde programlanmış olduklarını ve önlerinde engelleyici bir sebep olmadığı takdirde öğle sıralarında fıtri olarak uykuya karşı temayülleri olduğunu ifade ettiler.

Yıllardır uyku sahasında araştırma yapanlar öğle uykusunu hep ihmal ettiler ve değişmeyen yirmidört saatlik bir periyod içinde sadece gece uykusunu çalışmalarında esas tuttular. Max Planck Gesellschaft Davranış Fizyolojisi bölümünün yeraltı odalarında, uyku periyodları araştırılmak üzere gönüllü olarak müracaat eden kişilere öğle uykusuna yatmamaları söyleniyordu.

Bu tür araştırmaların neticeleri son derece şaşırtıcı olmuştu. Tecrübelere katılan şahıslar yanlarında saat olmadığı halde 30 saat kadar uykusuz kalıyorlardı. Araştırıcılar ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar öğle uykusu bir türlü bastırılamıyordu. Tecrübeye katılanlardan yarısı öğle uykusu uyuyordu. Bunlardan bir kısmı araştırmacılar tarafından görülmemek için yerde yatıyorlardı. Bir kısmı ise yataklarıyle laboratuvarı birleştiren kabloları keserek kendilerini saklamak pahasına da olsa öğle uykusundan vazgeçmiyorlardı.

Antropolojistler (insanbilimciler) tarafından yapılan araştırmalarda ise iskandinavya ülkelerinden Tropikler'e kadar dünyanın dört bir köşesinde kırlık bölgelerde yaşayan insanların öğle uykusuna yattıkları tespit edildi.

Zulley ve Campbell oldukça sıkıcı bir başka araştırma düzenlediler. Tecrübeye katılanların üç gün içerisinde yeraltı odalarında herhangi bir iş ile uğraşmaları yasaklanmıştı. Okumak, yazmak ve müzik dinlemek yasaktı. Elbise değiştirme, yemek veya duş gibi günün muayyen saatlerini hatırlatan şeylerde yasaktı. Alkol, kahve ve çay dahi içilemiyordu.

Zulley'e göre bütün bu yasaklamalar uyku kaçıran sebebleri bertaraf etmek içindi. Uykusu gelenler hemen yatabiliyordu ve uyku şiddetini ve derecelerini ölçmek gayesi ile beyin dalgaları ve göz hareketleri kaydediliyordu. Bu arada vücud hareketleri ve sıcaklık gözleniyordu.

Neticeler kesindi: Gece uykusundan başka öğle uykusu şeklinde saat 13.00 civarında ikinci bir uyku periyodu ortaya çıkmıştı. Gündüzleri çay, kahve içmek veya alışkanlık ve meşgaleler gibi sebeblerle öğle uykusu bastırılıyordu. Yapılan araştırmada öğle uykusu umumiyetle 1.5 saat kadar sürüyordu ve bu değer en çok 3.5 saate kadar uzayabiliyordu.

New Scientist'den

Yıldırım Yalçıneli