Mayıs 1987 · s. 34 · 2 dakikalık okuma
Nezle Virüsleri Felce Uğratılabilecek mi?
Sabahaddin Darcan · Biyomühendislik

İlim adamlarıyla virüslerin savaşı yıllardan beri devam etmektedir. Her derde bulunan devaya karşılık, yepyeni bir derdin ortaya çıkması veya virüslerin buna karşı tedbir alıp başka yandan saldırıya geçmeleri, yani bu mikro canlıların basit yapılarıyla insanlara meydan okumaları, üzerinde derin olarak düşünülmesi gereken ibret verici bir hâdisedir. İşte bu savaşın yeni bir perdesi...
Amerikalı ilim adamları partikül hızlandırıcısı ve süper bilgisayarla iç yapılarını meydana çıkarmak için, virüsleri vücuda yaklaştırıp onları kılıflarından çıkartıyorlar. Böylece nezle virüslerini felcetmek yollarını araştırıyorlar.
Takriben 100 değişik tipi bilinen rinovirüsleri insanda nezleye sebebiyet verirler. Her tip, değişik bir iç yapısı olan satha sahiptir ve böylece vücudumuz aynı enfeksiyona karşı her defasında yeni bir antikor oluşturmak mecburiyetinde kalır. Aynı silah daha sonraki virüs vakasının hücümuna karşı korunmada kullanılamaz.
Bugüne kadar yapılan araştırmalar rinovirüslerinin kılıfları hakkında bir malumat vermemiştir: Elektron mikroskobunda virüsler bulanık küreler olarak görünmektedir. Ancak Purdue Üniversitesi'nden Michael G. Rossmann ve Wisconsin Üniversitesi'nden meslekdaşı Roland Ruec-kert 1985'te, röntgen strüktür—analizi (bir elektron hızlandırıcısından çıkan röntgen şualarıyla) ve bilgisayar hesaplan vasıtasıyla insan Rinovirüs—14 tipindeki virüsün kılıfının üç buudlu içyapısını keşfetmişlerdir.
Nezle virüsünün muntazam geometrik bir şekli vardır. İçlerinden herbirinin üç protein molekülünden teşekkül ettiği 60 eşkenar üçgen bir "çok yüzlü" halinde terkib edilmiştir. Üçgenlerden yalnız birinin içinde çıkıntılar ve oyuklar vardır. Daha yüksekte bulunan kısımlar kolay değişebilir antijenlerdir. Oyuklarda (kanyonlar), hastalık zamanı rinovirüs— 14'ün hücum ettiği hücrenin sathına tutunmak için kullandığı reseptörler bulunur.
Bu kanyonlarda bu arada çözümlenen hayvani ve nebatî RNA virüsleri aynen yapılırlar. Kanyonların 25 angström (Bir angström 1 mm.nin 10 milyonda biridir) derinlikte ve 12.5 angström genişlikte olduğu anlaşılmıştır.
Esasında Michael Rossmann bir ecza firmasıyla ortak çalışmasında kanyonlara yerleşebilen bir madde grubunu keşfetmiştir. Bu madde sayesinde virüs "derisinden dışarı" çıkamamıştır. Protein kılıfını yaramamış ve RNA'dan oluşan kalıtım maddesini hücre içine sokamamıştır.
Rossmann, iyon akışının virüs kılıfı tarafından durdurulduğu ve bu sayede kılıfın çözülmediğini sanmaktadır. Bu yüzden de nezle virüsü yok edilemiyecektir. Fakat mütemadiyen yenilenen antijenlere iş düşmeden bir rinovirüsünü felce uğratma ihtimali büyük bir ilerleme olacaktır.
Belki Rossmann'in ümit ettiği gibi, kanyonlar ilaçla tamamen kaplanabilir. Bu kanyonların, Hepatitis, Lösemi ve AİDS virüsleri gibi diğer hastalık yapan virüslere benzerliği nazarı itibara alınırsa, bu başarı vadeden bir gelişme olarak görülebilir.
İnsanoğlu her derdin devasının verildiğini unutmadığı ve bu yolda gayret göstermeye devam ettiği taktirde bu gayretinin neticesini alacaktır.
Sabahaddin Darcan