Eylül 1985 · s. 14 · 6 dakikalık okuma
Mürekkep Balıklarında Tepkili Yüzme

Mürekkepbalıkları kemiksiz deri duvarlarındaki radyal ve dairevi kaslarının sayesinde suyu alıp püskürterek yüzerler. Kaslarındaki elastik lifler püskürtme kuvvetini arttırır.
En hızlı, en uzağa koşan, en iyi yüzen veya uçan hayvanlar omurgalılar ve böceklerdir. Bu hayvanların hızlı hareket etmeleri kemik gibi sert maddelerden inşa edilmiş şekil değiştirmeyen iskeletlere sahip olmasına atfedilebilir. Bu kemikler kasların kasılmasını destekler ve böylece hareketli eklemlerin yardımıyla düzenli hareketlere dönüşürler. Bazı iskeletsiz hayvanlarda iskelete ait vazifeyi hidrostatik basınç yapar. Bu tip hayvanlar kasları için gerekli desteği sağlayamadıklarından ötürü hızlı hareket edemezler.
Mürekkepbalıkları harikulade bir istisnadır. Birçok balık kadar güzel yüzebilirler. Başlarının iki tarafındaki açıklıktan silindirik iç deri boşluğuna çektikleri suyu ince bir borudan yüksek basınç altında püskürtürler ve meydana gelen tepki ile ters yöne hareket ederler. Bu tarz bir hareket, momentumun korunumu prensibine dayanmaktadır. Yüzbinlerce yıldan beri mürekkepbalıkları aynı sistem ile hareket ettiklerine göre acaba bu prensibi insandan önce mi keşfetmişlerdi? Bu yüzme tekniği hem hız hem de dayanıklılık için en uygundur. Japon mürekkepbalıkları "Todarodes paciticus" 2-5 ay süren 2000 kilometrelik göçleri esnasında ortalama 0.3 metre/saniye veya 0.9 vücud uzunluğu/saniye hızla hereket ederler. Kısa mesafelerde mürekkepbalıkları sabit 3 metre/saniye hızla hareket ederler. Bazı büyük cinslerin ise 3 kat daha hızlı yüzdükleri tahmin edilmektedir. "Loligo Vulgaris"in larvaları gibi çok küçük mürekkepbalıkları tehlike anında saniyede 25 vücud boyu gibi bir hızla hareket edebilirler. Hızlı seri kasılmalar sayesinde kendilerini avlamak isteyen düşmandan ani ivme ile kaçabilirler, ve arkada sadece bir mürekkep bulutu bırakırlar.
Mürekkepbalıkları av üzerine de hızla saldırabilirler. Aktif avcıdırlar ve fizyolojik özellikleri salyangoz ve deniz tarağı gibi diğer yumuşakçalardan ziyade balığınkini andırmaktadır. Karmaşık bir merkezi sinir sistemine ve insanlarınkine yakın mükemmeliyette gözlere sahiptir. Yüksek basınç, kapalı dolaşım sistemi ve ideal solunum sistemi ,suyu püskürtme için ihtiyaçları olan yüksek metabolik hıza sahip olmalarını mümkün kılar. Bu yüzden bir bakıma mürekkepbalıklarının balıkla yarışabilmesi şaşırtıcı değildir.
Mürekkepbalıkları suyun püskürtülmesi ile oluşan tepki ile yüzen tek hayvan değildir. Onlarla aynı takımdan olan ahtapotlar da benzer vasıflara sahiptir. İkisinin de yüzme mekanizması temelde aynı olmasına rağmen aradaki farklılıklar bilgi verici mahiyetdedir ve bunlar hayvanların değişik davranış şekillerine tesir etmektedir. Ahtapotlar aktif yüzücü değildirler; zamanlarının çoğunu deniz diplerinde yarıkların ve kayaların içinde veya etrafında dolaşarak geçirirler.
Ahtopotun iç derisi bağımsız birbirine dik üç kas sisteminden oluşan silindirik bir çanta gibidir. Uzunlamasına olan kaslar silindirik çantanın ekseni doğrultusunda derinin iç ve dış yüzü boyunca uzanırlar; dairevi kas halkaları çantanın etrafında uzanırlar ve çap doğrultusundaki kaslar (radyal kaslar) silindir eksenine dik tirler. Bu üç kas grubu birlikte kasıldığı zaman içteki suyun basıncı artar ve deri sertleşir. Eğer bir grup kas diğerinden daha kuvvetli kasılırsa vücud şekil değiştirir.

Suyun püskürtülmesi esas olarak dairevi kasların kasılması ile olur. Bu kaslar vücud çapını azaltır ve suyu iç boşluktan püskürtür. Kaslar sadece kasıldığında mekanik iş yapabildiklerinden dolayı zıt bir kas grubu vücudu genişletmesi gerekir ki böylece suyla tekrar dolabilsin. Ahtapotta bu vazifeyi radyal kaslar yapar. Püskürtme sırasında dairevi kaslar kısaldığında genişlikleri artar çünkü kas hacmi sabit kalmak mecburiyetindedir. Aynı anda ahtapot uzunlama kaslarını gerginleştirip vücudun uzamasını önler. Bu yüzden deri duvarı kalınlaşır ve radyal kasları gerer. Püskürtmenin sonunda radyal kaslar kasılarak vücud duvarını inceltir, iç boşluğun çapını arttırır ve tekrar su ile dolabilmesini sağlar.

Mürekkepbalıklarındaki kas sistemi benzerdir. Fakat mühim bir farklılık vardır. Duke Üniversitesinden Stephan A.Wainw-wright ve Diana Valieta'nın açıkladığı gibi ahtapottaki uzunlamasına kaslar mürekkepbalığının vücudunun iç ve dış yüzlerinde tunik adı verilen lif tabakaları ile yer değiştirmiştir. Mürekkepbalığının lif tabakalarındaki lifler vücudu birbiriyle kesişerek tıpkı bir ağ gibi sarmışlardır. Bu lifler yerlerine geçtikleri kaslardan çok daha sert ve kuvvetlidirler. İki mühim vazifeleri vardır:
Birincisi, uzunlama kaslarda olduğu gibi bu lif tabakaları dairevi ve radyal kaslar kasıldığında vücudun uzumasına mani olurlar. Ahtapotun uzunlama kaslarını gere-bilmesi için metabolik enerji harcaması gerekirken mürekkepbalığı için aynı durum mevzubahis değildir. Çünkü lif tabakaları uzunlamasına şekil değiştirmez. Aynı zamanda sağlam olmaları sebebiyle incedirler. Bu sayede vücudun daha büyük bir kısmı esas suyu püskürten dairevi kaslarla techiz edilebilir. Dairevi kaslar toplam hacmin yüzde doksanını teşkil eder, Mürekkepbalığının iç ve dıştaki lif tabakaları deri duvarının sadece yüzde birini teşkil ederken ahtapotta aynı vazifeyi gören uzunlamasına kaslar deri duvarının yüzde 15-20'sini teşkil ederler. Böylece mürekkepbalığının hemen hemen bütün kütlesi harekete tahsis edilmiştir.
İkincisi bu lif tabakaları radyal kaslar için sağlam bir yüzey teşkil ederler. Karşılaştırırsak ahtapotun iç ve dış yüzlerindeki püskürtmeden sonra radyal kasların daha kuvvetli kasılmalarını sağlarlar böylece vücud boşluğunu daha hızlı doldururlar. Mürekkepbalıklarına ihsan edilen bu lifler onları ahtapotlardan daha iyi bir yüzücü yapmıştır. Bunun tersine lif tabakalarının sertliği mürekkepbalıklarının kolay eğilmesine kıvrılmasına engel olurlar. Bu sebepten ötürü ahtapotlar okyanus tabanındaki çatlaklara yarıklara sızmakta yerleşmekte çok daha beceriklidirler. Dikkatle incelendiğinde her iki hayvanın kas sistemide kendisi için en uygun, en ideal bir yapı arzetmektedir. Karmakarışık tesadüflerin biraraya gelerek her iki hayvan içinde en uygun yapıyı ortaya çıkardıklarını söylemek, raslantılar sonucu bir jet motorunun kendi kendine varolduğunu söylemekten çok daha zordur.
Mürekkepbalığının radyal kaslarının liflere sıkı olarak tutturulması ivmeli hareketler yapabilmesi için gerekli bir şarttır. Ani kaçışlarda radyal kaslar kuvvetle kasılırlar ve vücud duvarı incelir, Kasların toplam hacminin sabit kalması gerektiğinden ve aynı zamanda vücud uzayamadığından dolayı mürekkepbalığının dış çapı yüzde 5-10 arası kalınlaşır. Bu aşırı şişkinlik maksimum miktarda suyun vücud boşluğuna alınmasını sağlar.
Püskürtme sırasında dairevi kasların kasılması vücud boşluğundaki basıncı 25 ki-lopaskala yükseltir. (Normal insanın kalpteki kan basıncı 16 kilopaskaldır). Dış çap yüzde 30 küçülür, vücud duvarı yarısı kadar daha kalınlaşır, iç çap ise yaklaşık yüzde 40 düşer. Hemen hemen bütün su vücud boşluğundan çıkarılmıştır. Tekrar dolma hemen başlar; bu sırada vücud boşuğundaki basınç negatif olur ve -1 kilopaskal civarındadır. Bu hareketler 6-10 kere tekrarlandığında balık kaçmış olur. Kendisine verilen bu kabiliyet onun düşmanlarından hızla kaçmasını sağlar.

Mürekkepbalığı bu hızlı kaçışını, vücud boşluğundaki suyu dar tek bir boruya hızla yönlendirmesi sayesinde başarır. Su vücud boşluğuna düşük hızla taşın yanındaki iki büyük açıklıktan girer. (Resim 1-b) Mürekkepbalığının başının altından uzanan ince boru esnektir. Bu sayede arkaya öne ve istediği her yöne sadece bu boruyu o yönün tersine çevirmekle gidebilir.
Püskürtme ile hareket sistemi çok yönlü ve kuvvetlidir; fakat verimli değildi. Bunun yanında yüzen bir balığın dalgalandırma hareketi nisbeten daha büyük kütlede suyu ivmelendirir. Bir mürekkepbalığı ise vücud boşluğuna giren sudan fazlasını ha-reketlendiremez. Dalhousie Üniversitesinden Ronald K. O'dor sürekli yüzen mürekkepbalıklarının oksijen tüketimini ölçtü ve sonuçları hemen hemen ayni büyüklükteki alabalığın ki ile karşılaştırdı.
Birim kat'edilen mesafede birim vücud ağırlığının harcadığı enerji olarak ifade edilen yavaş ve sürekli yüzmenin metabolik harcaması mürekkepbalığında alabalığınkinden 4 kat daha fazla idi.
Görünüşte mürekkepbalıkları balıklara nisbeten yüzme verimi yönünden son derece avantajsızdırlar. O halde milyonlarca yıldan beri balıkların yanında mürekkepbalıklarıda nesillerini nasıl devam ettirebildiler.
Bu sorunun cevabını tabiatta kurulmuş olan mucizevi dengede aramak lazımdır. Bu dengeyi kuran Zat her hayvana ayrı ayrı birçok hususiyetler, korunma sistemleri bahşetmiştir. Mürekkepbalıklarınada yüzme verimsizliğini dengeleyecek birçok hususiyetler verilmiştir. Herşeyden önce hususi solunum sistemi püskürmedeki zayıflığı dengelemektedir. Yüzgeçlerinin yaptığı dalgalanma hareketi özellikle hızlarda hidrodinamik verimliliği arttırıcı ikinci bir güç kaynağı olmaktadır. Tepkili yüzme sayesinde ani ivmeli kaçışlar yapabilmekte manevra kabiliyeti çok artmaktadır. Saldırıldığında arkasında bıraktığı mürekkep bulutu düşmanının kendisini bulup yakalamasını çok zorlaştırmaktadır.
Kainatı bir kitap gibi düşünürsek; bu büyük kitabın bir sahifesindeki bir harfi hükmünde olabilen mürekkepbalıkları incelendiğinde, bu birtek harfin içinde ince ince bir kitap yazıldığını açıkça görebiliriz.
Mehmet Pakçelik