Sızıntı Arşivi

Eylül 1985 · s. 19 · 1 dakikalık okuma

Neid Çöllerinden

Mehmed Akif · ŞİİRLER

"Ciğeri hasret ve iştiyâkla yanmış bir Sûdanlının koca tihâmiyi aşıp geldikten sonra, Ravza-i Tâhira karşısında Ö'nunla dertleşirken oracıkta aşk kılıcıyla şehit olmasını dile getiren bir destan."

...... — Ya Nebî, şu hâlime bak!

Nasıl ki bağrı yanar, gün kızınca sahrâ'nın;

Benimde ruhumu yaktıkça yaktı hicranın!

Harîm-i pâkine can atmak istedim durdum;

Gerildi karşıma yıllarca ailem, yurdum.

"Tahammül et!" dediler... Hangi bir zamana kadar?

Ne bitmez olsa tahammül, onunda bir sonu var.

Gözümde tüttü bu, andıkça yandığım, toprak;

Önümde durmadı artık, ne hânuman, ne ocak...

Yıkıldı hepsi... Ben aştım diyar-ı Sudan'ı.

Üç ay "Tihâme!" deyip çiğnedim beyabanı.

Kemiklerim bile yanmıştı belki sahrada;

Yetişmeseydin eğer Yâ MUHAMMED, imdâda;

Eserdi kumda yüzerken serin serin nefesin;

Akar sular gibi çağlardı her tarafta sesin!

Iradem olduğu gündür senin iradene râm,

Bir an için bana yollarda durmak, oldu harâm.

Bütün heyâkil-i hilkatle hasbihal ettim;

Leyâle derdimi döktüm, cibâli söylettim.

Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü...

Nücûma sor ki bu kirpikler uyku görmüş mü?

Azab-ı hecrine katlandım elli üç senedir...

Sonunda alnıma çarpan bu zâlim örtü nedir?

Beş altı sineyi hicran içinde inleterek,

Çıkan yüreklere hüsran mı, merhamet mi gerek?

Demir nikâhını kaldır mezâr-ı pâkinden,

Bu hasta ruhumu artık ayırma hâkinden!

Nedir o meş'ale? nurun mu? Ya Resulâllah!..

.............................................................................

Sukûn içinde bir an geçti, sonra bir kısa "ah!"

Ne gördüm, oh! Serilmiş zeminde Sudanlı...

Başında, ağlayarak bir zavallı Seylanlı.

MEHMED AKİF

Necid Çöllerinden