Ekim 1987 · s. 5 · 3 dakikalık okuma
Mikroplara Karşı Örülen Duvar
Harun Avcı · Ziraat Yük.Müh. · Tıp

Ağaçlar hareket etme kabiliyetinden mahrum oldukları halde ateş, fırtına mikroorganizma, böcek, diğer hayvanlar ve insanlar gibi düşmanlarının tehditlerine rağmen hayatlarını devam ettirmektedirler. Bu tehlikelerden en mühimi, kök ve gövdelerin yaralanıp mikroorganizma saldırısına maruz kalmasıdır.
Ağaçların iç yapıları karakteristik bir desen arzeder. En dışta ağacı dış tesirlerden koruyan dış kabuk, bunun hemen içinde fluem adı verilen ve yapraklarda fotosentezle oluşan maddeleri aşağı kısımlara taşıyan doku, fiuemin iç kısmında kambium dokusu bulunur. Kambium, ağaçta yeni hücrelerin üremesini sağlayan silindirik bir tabaka olarak bulunur. Kambiumun iç kısmında odun tabakası (ksilem) bulunur ki, bu tabaka su ve suda çözünen maddeleri yukarı taşır. Ayrıca ağaç gövdesinin kesitinde koyu renklerle ayrılmış halkalar görülür ki, bunlar yıllık büyüme halkalarıdır. Ağaç gövdesinin kesitindeki hücrelerden bir kısmının uzun eksenleri ağaç eksenine diktir. Bunlar"ışınsal parankima" hücreleri olup ağacın merkezinden dışa doğru bir ışın (çizgi) oluşturur. İşte bu ışınların ve yaş halkalarının ağaçların mikroplara karşı korunmasında son derece mühim rolleri vardır.
YAŞ HALKALARI GÖVDEYİ NASIL KORUR?
Ağaç yaralanıp mikroplar musallat olunca zaten ağacın en sert kısmı olan yaş halkaları ve parankima ışınları daha da sertleşir. Bu sertleşmenin sağlanmasında adeta köselenin taninlenmesine benzer bir fonksiyon olur. Bu dokuları sertleştirecek kimyevi reaksiyonlar devreye girer. Odun hücrelerinden gallik asit ve tannik asit gibi moleküller çıkar. Bunlar hücre duvarlarını zenginleştirir, bu esnada odunun rengi kırmızı, yeşil veya mavi olur. Ayrıca bu bileşikler mikropların çoğalmalarını önler. Böylece ağacın korunması için iki yönlü bir yardım yetiştirilmiş olur. Aslında salgılanan bu maddeler ağacı da zehirler. Ama mikropları önleme amacıyla ağaç bir kısmını zehirlemeye razı olur.
Yaş halkaları, mikropların ağacın içine doğru ilerlemesine mani olurken, parankima ışınları yanlara doğru ilerlemeyi önler. Bu, ağaç gövdesindeki desenlerin bile ne derece lüzumlu ve bir hikmet eseri olduğunu göstermez mî? Mikropların yayılmasını önleyecek tedbir tek yönde değil her yönde alınmıştır.
Odun boruların içinden "düşey" yöndeki ilerlemeyi önlemek için yaralanan bölgenin uç kısımlarında borucukların uçları kapatılır. Bu kapatmada ya hücreler delikleri kapatacak şekilde balon gibi içe doğru şişer veyahutda buralara kristal veya tanecikli materyaller tıkanır ve sonra kimyevi maddelerle sertleştirilir. Eğer mikroplar yaş halkaları veya diğer duvarları geçerse ağacın gövdesinde çürüme olur. Ama ağaç yine de ölmez. Ancak gövde ağacı taşıyamayacak kadar çürürse ağaç kırılarak ölüme mahkum olur.
MİKROPLARA KARŞI YENİ DUVAR
Ağacın korunması gereken en mühim yeri kambiumdur. Çünkü yeni hücreleri bu kısım oluşturur. Yaş halkaları ve parankima ışınlarından oluşan duvar daha önceden var olmasına rağmen kambiumu koruyacak bir duvar yoktur. Bu duvarı oluşturacak gerekli enerji ve genetik kapasite daha önceden kambiuma verilmiştir. Bu sayede kambium yeni bir duvar oluşturur ki, bu duvar hastalanan kısımla sağlıklı kısmı birbirinden ayırır. Bu yeni oluşan duvar sert olmamakla beraber mikroplara karşı mühim bir duvar teşkil eder. Bu sayede ağaç yeni gelişme döneminde daha da kalınlaşarak sağlam bir doku oluşturur.

Ayrıca ağacın dal ile gövdesinin birleştiği yerin çevresinde bir şişkinlik vardır. Aslında bu şişkinlik, dalı koruyucu bir bölgeden ibaret olup kimyevi maddelerle mukavemeti artırılmıştır. Yanlış budamalarla bu bölge zedelenirse mikropların saldırısına ve çürümeye zemin hazırlanmış olur.
İnsanoğlu tabiatta ehemmiyetsiz gibi görünen kısımları bile araştırıp mikroskop altında inceleme hassasiyetinde tetkik edebilirse hem kendi menfaatına yarayacak sırları keşfedecek hem de hadiselerin arkasındaki (gizli) programcıyı bulup aklı tatmin olacaktır.
Ziraat Y. Müh. Harun Avcı