Sızıntı Arşivi

Haziran 1989 · s. 31 · 4 dakikalık okuma

Meteoroloji Tahminleri

Harun Avcı · Ziraat Yük.Müh. · İnceleme

haz89

Zir. Yük. Müh. Harun Avcı

Yarın Güneş yine bilinen vakitte doğacaktır. Ama aynı şeyi, hava durumu için de söyleyebilir miyiz? Yarın, iki gün sonra veya on gün sonra hava durumu ne olacak, yağmur yağacak mı, yağacaksa hangi saatte yağacak?

Orta Avrupa Hava Tahmin Merkezi (ECMWF), sahip olduğu ileri teknoloji sayesinde altı, yedi hatta on günlük zaman dilimlerini içine alacak şekilde nisbeten güvenilir tahminler yapabiliyor. Şu andaki yedi günlük tahminlerin güvenilirliği, 1970'li yıllardaki iki günlük tahminlerin güvenirliği kadardır. Bu konuda gerçekleştirilen istatistikî bir çalışma, kış aylarında yapılan hava tahminlerinin yağış zamanları için %60, sıcak dönemler için %66 nisbetinde doğrulandığını göstermiştir ki, bu, büyük bir başarı olarak kabul edilmektedir.

Sık sık meydana gelen ve büyük tahribatlara yolaçan âni ve mahalli fırtınaları en başarılı tahminciler bile önceden kestiremez. 1987 yılı Aralık ayında Georgia (ABD) kıyılarında istakoz avına çıkan üç kişinin âni ve şiddetli bir fırtınada ölmesinden, Federal Mahkeme yargıcı, Meteoroloji servisini sorumlu tuttu. Mahkeme, meteoroloji uzmanlarını, sağlıklı bir inceleme ve tahmin yapmadıkları gerekçesiyle, ölenlerin yakınlarına verilmek üzere 1.25 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum etti. Ancak, meteoroloji servisinin yetkilileri, fırtınanın 6-12 saat içinde ortaya çıkan alçak basınçtan dolayı meydana geldiğini, bu kadar kısa zamandaki âni hava değişiminin gerçekten tahmin edilemeyeceğini İspatladıktan sonra mahkeme, vermiş olduğu kararı bozdu.

Sağlıklı hava tahminlerinin yapılması, insan –ve diğer canlı türlerinin– hayatı için olduğu kadar, ziraat, inşaat, denizcilik, ticaret ve seyahat sektörlerindeki çalışmaların, diğer yandan açık hava toplantıları vb. faaliyetlerin plânlanmasına yön vermede de tesirli olmakta ve zaman zaman milyarlarca liralık tasarruf sağlamaktadır. Bu itibarla, yüzyıllardan beri hava tahmin çalışmaları yapılmış ve 1940'lardan sonra tahminlerde matematik modeller de kullanılmaya başlanmıştır.

Atmosfer hâdiselerinin sebepleri ve mekânizması genel olarak yıllardan beri bilinmektedir. Yeryüzü'nün farklı bölgelerinin farklı derecelerde ısınmasından dolayı farklı rüzgâr, buharlaşma ve basınç hareketleri ortaya çıkar. Hava normal olarak ekvator yakınlarında daha sıcak, kutuplarda daha soğuktur. Eğer Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki dönüşü olmasaydı, ılık ve soğuk hava kütleleri birbirine doğru hareket ederdi.

Dünya sathının engebeli, dolayısıyla, hava akımlarının geçtiği bölgelerin farklı sıcaklıklarda olması sebebiyle hava akımları kompleks özellikler gösterir. Diğer yandan hava katmanları devamlı hareket halindedir. Atmosferin bu tür davranışları yıllarca önceden bilinmekte ve İncelemeler buna göre yapılmaktaydı.

Meselâ, matematikçi John Neumann hava akımlarını fizik kanunu gibi formüle etmeye ve bu formüle göre çözümler getirerek hava tahmini yapmaya çalıştı. Bugünkü hava tahminleri de bu esasa dayanmakta ve çalışmalar bilgisayarlarla yapılmaktadır.

İngiltere'deki Orta Avrupa Hava Tahmin Merkezi (ECMWF) 2.000 gemi, 600 uçak, ayrıca ekvator ve kutupların üzerine yerleştirilen uydularla meteorolojik bilgiler toplamaktadır. Dünya üzerinde oluşturulan meteoroloji gözlem ağına bağlı her bir noktadaki sıcaklık, nem, rüzgâr hızı ve yönü, barometrik basınç ve yağış değerleri her altı saatte bir, bu merkeze iletilmektedir. Bilgiler burada bilgisayarlar yardımıyla iki saat gibi kısa bir sürede değerlendirilmekte ve Türkiye'nin de dahil olduğu 19 ülkeye uydu aracılığı ile ulaştırılmaktadır. ABD'de de, bilgisayarlarla donatılmış, uzman bilim adamlarının çalıştığı ve ileri teknolojinin kullanıldığı bir hava tahmin merkezi vardır. Bu merkezde otuz gün veya daha uzun süreli hava tahminleri de yapılmaktadır. Fakat bunlardan tam bir doğruluk beklenmemelidir. Merkez'in ikinci başkanı Saylor, bu uzun süreli tahminlerin doğruluğunun yazı-tura atma ile elde edilenden çok daha iyi olmadığını itiraf etmektedir. İngiltere'deki merkezde çalışan Stefano Tibaldi ise, ondört gün için verilen detaylı tahminlerin doğruluğuna şüpheyle bakılması gerektiğini ifade etmektedir.

Hava tahminlerinde karşılaşılan zorluk, dünyanın pekçok noktasından toplanan meteorolojik bilgilerin değerlendirilmesinde değildir. Zira bu işlemler bilgisayarla kolayca yapılmaktadır. Esas zorluk, Atmosfer'deki hava hareketlerinin karmaşık ve kararsız oluşundan dolayı uygun bir matematik model oluşturulamamasındadır.

Aslında, belli bir bölgeye düşücek yağış, günlerce Önce ve binlerce kilometre uzaklıkta teşekkül etmeye başlar. Diğer yandan, hava tahmin merkezlerinde, artık "gaib" olmaktan çıkan ve zamanı yaklaşan bir yağışın ne zaman ve nereye düşeceği belirlenebilir. Hatta kimi insanlar da, vücutlarının bazı hassas özelliklerinden dolayı, gelecek yağmuru yirmidört saat öncesinden hissedebilmektedir. Fakat, daha teşekkül etmeye başlamamış bir yağmur öncesi safhanın, dolayısıyla, hiçbir belirtisi olmayan bir yağmurun —veya bir diğer Atmosfer hareketinin— yağma vaktini bugünkü teknolojik İmkânlarla bile tesbit edebilmemiz mümkün değildir.

Varlık, hayat ve rahmet gibi bazı hakikatlar belli sebep ve kâidelere bağlı olmaksızın, doğrudan doğruya İlâhi Kudret'e bakar. Bir tek insan için bile olsa ölümün yokedilemeyişi, bazı durumlarda, herhangi bir canlının ölümünü açıklamada sebeplerin yetersiz kalışı, istenildiği zaman yağmurun yağdırılamayışı, "bazı hadiselerin tamamen ve her ne olursa olsun sebepler zincirine bağlı olarak açıklanabileceği" gibi inançsız bir bilim anlayışının temelsizliğini ortaya koymaktadır. Buna, yukarıda verilen misâlde de görüldüğü gibi, bütün değerlendirme ve tahminlerimizde sadece kendi sınırlı ve yetersiz müşahade ve verilerimizin "herşey" demek olmadığı da eklenirse "acz-ı mutlak" sırrı herhalde daha iyi anlaşılır.

Yağmur, hayatın esası ve menşei olan "rahmet"tir. Buna binaen, belli bir kâide ve vasıtaya bağlı bırakılmamıştır, ayrıca bu vasıta ve kanunların mevcudiyeti yağmurun yağması için her zaman yeterli olmamaktadır; dolayısıyla yağmurun vakti de bilinmemektedir. Böylece insan, her an duâ ve şükür ile, yağmurun, isteği dahilinde bulunduğu Yüce Yaratıcı'ya yönelmektedir; daha doğrusu, aczine binaen yöneltilmektedir.