Mayıs 1988 · s. 169 · 5 dakikalık okuma
Konuşan Balıklar
Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji

Bizim hiç önemsemediğimiz, hatta varlığından bile haberdar olmadığımız canlılarda akıllara durgunluk verecek mekanizmalar mevcuttur. Yarasanın, sesin yansıma prensibini kullanarak yolunu ve avını bulması, başka canlıların ancak şu anda anlayıp kullanmaya başladığımız lazer tekniğiyle aylarını bulmaları, güvercinlerin pusula kullanır gibi güneşi kullanarak yollarına devam etmeleri, karıncaların un kokulardan istifade etmeleri, bize çok mükemmel olarak ayarlanıp kâinat sergisine sunulmuş tabloları müşahede ettirmekte ve bu tabloların yapıcısının kudretinin büyüklüğü hakkında anlayış sınırlarımızı taşan ve ancak hayranlıkla değerlendirebildiğimiz hadiseleri göstermektedir.
Son zamanlarda, bazı tatlı su balıklarının, zayıf elektrik sinyalleri yayarak bunlar sayesinde karanlıkta yollarını buldukları, kendi aralarında anlaşabildikleri ve daha başka şekillerde bu sinyalleri kullandıkları tespit edilmiştir.
Elektrikli balıkların varlığı eskiden beri bilinmektedir, Mısır mezarları üstünde bugün 500 voltluk elektrik potansiyeli oluşturarak avlarım öldürdükleri bilinen balık figürleri bulunmuştur. Buna karşılık dışarıya elektrik akımı verdiği güçlükle tespit edilebilen tatlı su balıkların varlığı ancak bu asrın ortalarından itibaren ortaya çıkarılabilmiştir. Bu canlılar, gerçekte elektrik potansiyellerini birbirleriyle anlaşmak ve karanlıkta yol bulmak için kullanırlar.
Kedi balıkları veya diğer elektrik üreten türlerin aksine, düşük potansiyelli bu balıklar, sadece 2 veya 3 voltluk organik elektrik deşarjları yaparlar ve bunu bütün hayatları boyunca devamlı şekilde sürdürürler. Her deşarj, balığın kuyruk kısmında bulunan bir elektrik jeneratörüyle olur ve özellikle bir elektrik alanı doğurur. Yakın çevrede bulunan eşyalar az çok bu alanı bozarlar; bu da hayvana söz konusu varlığın boyu, iletkenliği ve hareketi hakkında bir bilgi verir. Yani tam manasıyla bir radar sistemidir. Balığın etrafındaki elektrik alanının dağılmasına ara vermeden kontrol eden binlerce elektroreseptör (alıcı) vardır. Deride bir çeşit iletici delikleri teşkil eden bu elektroreseptörler iki ayrı vazife görürler. Bir yandan ileticiliklerinden dolayı kuyruk kısmındaki elektrik organının oluşturduğu akımın çıkış delikleridir ki, bu akım suda dıştan içe eğimli bir yol takip ettikten sonra balığa doğru tekrar gelir ve kuyruk ucundan girer. Diğer yandan, bu deliklerin tabanında yerleşmiş olan alıcı hücreler, hayvanın etrafındaki elektrik alanının şiddetini devamlı bir şekilde kaydeder ve bunları direk olarak sinir uyarısı haline çevirirler.
Bu sahada bulunan herhangi bir cisim, bunu bozarsa cisme en yakın deri bölgesinin hassas hücreleri tarafından hissedilir. Bu yer algılaması, deri yüzeyinde bir çeşit elektrikli bir hayal projeksiyonu şeklinde kendini gösterir (şekil). Bu algılamanın değişik tipleri vardır. “Ampuller” denilen alıcılar, çevrede elektrikli olmayan balıkların yüzme kaslarının ve böcek larvalarının doğurduğu düşük frekanslı elektrik sinyallerini alırlar, 0 halde bu reseptörler, sudaki düşman veya ayın varlığını hayvana bildirirler. Böylece bu balıklar bu yolla aynı zamanda sadece hemcinslerinin yerini tespit etmekle kalmayıp,tür, yaş, büyüklük ve cinsiyete göre çok değişik elektrik mesajlarıyla anlaşabilmekte ve duruma göre tehdit, boyun eğme, rıza gösterme gibi davranış biçimlerinde bulunabilmektedirler. Yoksa derin sularda, birbirinden uzakta, birbirine benzeyen binlerce balık türü içinde birbirlerini bulup türlerini devam ettirmeleri herhalde mümkün olmazdı.

Organik elektrik deşarjının hususiyetlerinden biri, belki de en önemlisi şekillerinin oldukça çeşitli oluşudur. Bu zayıf, elektrikli tatlı su balıklarının itici ve dalgalı tipte deşarj yapan iki grupları vardır. İtici türler, az veya çok uzun aralıklı kısa deşarjlar yayarlar, dalgalı türler ise, deşarjların süresine aşağı yukarı eşit sürede çok kısa aralıklı, birbirinden ayrı çok düzenli deşarjlar oluştururlar. Bu son grupta elektrik yayımı belirgin bir şekilde devamlı kalan, frekansı 1 KHz’e çıkabilen sinüzoidal bir dalga şekline benzer. Her bir alt grubun altında da tekrar özel değişiklikler vardır. Deşarjların şekli elektrositlerin yani balığın elektrik organındaki jeneratör hücrelerinin yerleşme durumuna bağlıdır. Elektrositlerin fizyoşimik yapısındaki farklılıklar, balığın dışında kaydedilen akım şekillerinin farklılığını meydana getirir.

Organik elektrik deşarjlarındaki bu farklılık, özellikle aynı yerde yaşayan türlerde çok belirgindir. Böylece aynı vasatta yaşayan binlerce balık, birbirlerini kolayca tanır. Yoksa anlaşmak mümkün olmazdı. İnsanlar bile birbirlerinin dilinden anlarlarsa konuşabiliyorlar. Ayrıca giyim, kuşam ve adet farklılıkları bulunduğu için birbirlerini tanımaları daha kolay oluyor. Balıklarda bu son özellikler olmadığından birbirlerini tanıyabilmeleri ancak bu şekilde mükemmel bir mekanizmayla halledilmiştir. Akımdaki bu farklılıklar özellikle, miktar, süre. polarizasyon (kutuplaşma) ve amplitüdü (genlik) ilgilendirir ve bu şekilde şimdiye kadar 120’ye yakın çeşit tespit edilmiştir. En önemli hususiyet de deşarjların süresi ile alakalı olanıdır. Bu da 50 mikrosaniye’den (saniyenin milyonda biri) 10 milisaniyeye (saniyenin binde biri) kadar değişik. Aynı zamanda bu akımların hususiyetinden dolayı da o tür kolayca tanınabilmektedir. Bu fark, erkek ve dişilerde bile kolayca tespit edilebilmektedir. Her bir türün deşarj şekli kabaca aynı olmakla beraber, alt gruplara ve erkek ve dişi oluşuna, yaşa göre küçük değişiklikler göstermektedir (şekil).
Yumurtadan çıktıktan sonraki 8. günde bu akımlar başlar. 40. güne kadar zayıf özellikte olurlar, bundan sonra normal yetişkindeki karakteri alırlar. İlk gençliğe ait bu akımlar, bu yavrunun anne—babasının hareketlerine oldukça tesir eder. Erkek, küçük yavruları yosun ve alglerden yapılmış bir yuvada saklar ve yolunu şaşırmış genç bir yavruyu arayıp yuvasına getirmek için yegâne ve kesin yol bu akımlardır. Aksi halde bu küçükler yuvalarına dönemez ve öbür balıklara yem olur giderlerdi. Bunların yokluğu da canlılar arasındaki dengeyi bozar, bu da daha başka karışıklıklara yol açarak kâinatta bir anarşi meydana gelebilirdi. Demek ki çok küçük gibi görünen bir ayarlama muazzam sistemlerin devamını temin etmektedir.

Normal zamanda bu deşarjların saniyedeki sayısı 10 iken bazen bu 100— 120ye çıkabilir. Bu durum bilhassa muhtemel av varlığında görülür. Yüksek frekanslı organik elektrik yayımı, süratli yüzmelerde görülür ve ekseriya karşıdaki hemcinsine de bir dikkat çekmedir. Bu bilhassa bir yerde hareketsiz av bekleyen balıklarda görülür. Bu tıpkı insanın kızınca hasmına yumruğunu sıkması veya köpeğin kızınca dişlerini göstermesi gibidir. Bu korkutucu sinyale karşı sıklıkla kullanılan cevap, deşarjların tamamen kesilmesi şeklinde olur. Başkaldırmayan düşman, yarım saniye gibi çok kısa bir süre bu organik elektrik akımını keserek boyun eğdiğini gösterir. Eğer çarpışma olursa ve düşman yaralanırsa elektrikli sessizlik yarım saat sürebilir. Deşarjların durması, oldukça tesirli bir sinyaldir.
Güçlü taraf, elektrik olarak sessiz olan tarafa çok nadiren saldırmaya devam eder. Demek ki hayvanlar arasında bile geçerli kanunlar var ve zayıf ve acizlerin korunduğu durumlar söz konusu. Zaten deşarjlarını kesen balığın yerinin tesbiti de çok güçtür. Bu elektrosensoriyel (elektrikli hissetme ağı) sistemin, hem lokalizasyon (yer tesbiti) hem de komünikasyon (haberleşme) olmak üzere 2 fonksiyonu vardır.

Aynı frekanstan deşarj yapan başka bir balığın varlığında, öbür balığın elektrosensoriyel sistemi hiçbir işe yaramaz hale gelir. Bu durumlarda bu balık, bozucu- ya karşı yayın ritmini derhal değiştirir. Buna karşı diğer bir taktik de aynı frekansta akımı olan balığa karşı diğeri kısa bir zaman sonra aynı frekansta deşarj yapar ve böylece yakayı ele vermemiş olur. Diğer bir çeşit de aynı cinsten diğer balıkların çok uzak mesafelerden gelen mesajlarını alma kapasitesine sahip olmalarıdır. Ayrıca bu balıkların beyinlerinde de bu yapı ve fonksiyonlarla ilgili merkezler mevcuttur.
Doç. Dr. Şerafeddin Alan