Sızıntı Arşivi

Ekim 1999 · s. 38 · 2 dakikalık okuma

Kıyamet Mektubu

M. Garib · ŞİİRLER

Onyedi ağustos, yıl doksan dokuz;

Saatin üçünde bir baktık, yokuz..!

Gecenin karanlık bağrında, birden,

Sanki kıyametler koptu derinden..!

Bir anda kükredi, patladı zemin;

Korkunç çığlıklarla çatladı zemin.

Sallanıp devrildi en muhkem evler;

Dümdüz oldu beton yığını devler.

Yarılıp, yılan gibi yürüdü yer;

Toz duman edip şehri kürüdü yer..

Sokaklar, caddeler enkaz yığını;

Mezar sanırsın solunu, sağını..

Her yerde analar ağlar evlâd ağlar;

Yükselen çığlıklar, yürekler dağlar.

Uykuda süt emen minik yavrular,

Taze fidanlar, gelinlik kumrular..

Elde tesbih, ak yazmalı nineler;

Dilde dua, ak sakallı dedeler..

Bir anda yok oldu o şen yuvalar.

Göğe yükseldi feryat ve dualar.

Yuttu sahilleri, yok etti sular;

Kaynadı her yanda sanki mağmalar..

Yalova, Gölcük'üm suya mı battı..?

Koptu İzmit-Adapazarı hattı..!

Bolu, Düzce ve Gebze'de toz-duman;

Avcılar semtinde bir sürü kurban..

Eskişehir, Bursa, Manisa, İzmir..

Baştanbaşa Marmara'da bir tedmîr..!

Bir gece ansızın geldi bu deprem;

Sinelere çarpıp deldi bu deprem..

Ruhlara ürperten korkular sardı;

İnsanlar, günlerce sokakta kaldı..

Koştu, koşabilen herkes imdada;

Koştuğu gibi her zaman feryâda!..

Kendini ifade etti milletim;

Yarayı sarmaya yetti milletim.

Meğer millette gizli bir ruh varmış;

Bu rûhu böyle anlarda duyarmış..!

Yıllarca hep uyuya kalmış bu ruh;

Mevsimi gelince uyanmış bu ruh..

Bu rûhu gafletten uyarmak için;

Kendini kendine duyurmak için,

Toprak ve su birden emirler aldı;

Gayz ve hiddetini her yana saldı..

Dümdüz etti ma'mur hanümânları;

Aldı götürdü en taze canları..!

Bir varmış bir yokmuşa döndü hayat;

Simsiyah örtüye büründü hayati

Anladık artık, bu dünya bir masal;

Encâmı belirsiz, aldatan hayal..!

Uyanıp hayalden. Hakk'a dayandık;

O yüce Kudret'i ta'zimle andık..

İbretler yaşandı ama, görene;

Bakar görmezlere bu ibretten ne..!

İnanıp da giden canlar şehiddir;

Akıbetleri de Hakk'a aittir.

Yok oldu denen mallarsa sadaka,

Eğer tövbe ile yönelmişse Hakk'a..

Anlayan anladı, yanlışlık bizden;

Arz u semâ müşteki hepimizden.

Kul hakkı yiyerek, kullara çattık;

Değerlerimizi bedelsiz sattık..

Gel telâfi eyle her eksiğini;

Yenile dantelanı-mekiğini..

Namusa sahip ol, iffeti koru;

İyi bil ki, bu yol hakikat yolu..

Hakk'ın dostlarını incitme sakın;

Mevlâsı onlara her şeyden yakın.

Gel, Allah dostunun kalbini kırma;

Mazlûmu ezip, zâlimi kayırma!

Milletin ruhuna hürmetle eğil;

Bir millet ki, Hakk'tan hiç uzak değil.

Havaya, suya, toprağa, güneşe

Hükmeden Allah'tır var mı bir şüphe..?

Dünyalar insana hizmet için var;

Bunu bilip, buna inanan kullar..

Ondaki nizama gönülden uyar;

Rabb'e kulluktaki neşveyi duyar.

O Allah'a tam gönül vermiş bir kul,

Tekmil Hakk yoludur, izlediği yol

Dövene elsiz, sövene dilsizdir;

Gönlü Hakk'a vermiş, bir gönülsüzdür.

Şâirim şaşırıp, kimseye kızma!

Nefsinden gayrıya nasihat yazma..!

Bir görse hikmeti beşerin aklı,

Depremin devâsı derdinde saklı.

M. Garip