Sızıntı Arşivi

Kasım 1999 · s. 41 · 3 dakikalık okuma

Kitaplar Arasında

Sızıntı · Kitaplar

Nihat Dağlı

Yazarın konumunu, hayatın içindeki yerini anlaşılır hâle getirmek için yapılan yorumlarda yazar deliye benzetilir. Yazar ve deli... Şöyle bir anekdot aktarılır: Birgün çok ünlü bir Fransız ruh doktoruna arkadaşı, hastaların, çok ilgisini çektiğini ve onlardan biri ile tanışmak istediğini söylemiş. Ertesi gün doktor hastasını ve arkadaşını yemeğe davet etmiş. Yemekte hastanın dışında biri daha varmış. Bunlardan biri zarif, çok derli toplu giyinmiş, bakımlı; diğeri şişman, saçları dağınık, çok konuşan, eğlenceli hikâyeler aniatan bir adam. Yemekten sonra arkadaşı doktora, 'Ne kadar eğlenceli bir hastan varmış, inanılmaz bir adam' demiş. Doktor da, o konuşan Balzac'tı, hastam diğeriydi, cevabını vermiş.

Hayatın çok içinde gibi görünen yazar aslında öyle değildir, deli gibi o da hayatın kıyısında durur. Süregiden hayatı tümüyle onaylamadığı veya onu tanımlayıp insana ve insanlığa yansıtmak istediği için kıyıda yaşar. Hem çok yaşamak hem de çok yazmak mümkün olmadığı için, yazar yaşamaktan çok yazmayı tercih eder. Çünkü hayatı yaşayanın, hayatı okuma ve yorumlama imkânı azalır; hay huyun içinde kaybolarak hayatın bir parçası olur. Yazar, okumalarıyla edindiği özgünlüğü korumak ve geliştirmek adına bu akıntıya karsı kürek çeker. Kıyıda olmakla gözlemlediği ve okuduğu hayatı yazar, düşüncelerini açıklar. Yapabileceği daha başka bir şey yok. Yazarken; yazdıklarım okunsun, üzerinde düşünülsün ve beraberinde bir dönüşüm gerceklestirsin şeklinde bir niyet de taşımaz. Yazılanlar birileri tarafından okunur ve etkili de olabilir. Ancak hiç okunmayabilir de. Sonuçta, yazar yazmak mecburiyetindedir, yazmazsa rahatsız olur.

Yazı, kişiyle kalabalıklar, yani insanlık arasında geliştirilen bir bağdır. İnsanlığa bireyin ne olduğunu, içinde hangi fırtınaların koptuğunu anlatır. Bireye, birbirinden farklı tekillerden oluşan insanlığın nasıl yaşadığını, ne gibi etkileşimlerle nelere dönüştüğünü gösterir, insandan insanlığa, insanlıktan insana haber taşır, ilişkiler kurar. En güzel tarifiyle yazı, iki uç arasında kurulan bir köprüdür.

İki farklı kitaptan hareketle bunları yazıyorum. İki kitap (Bu Senin Hikâyen / Komşum Ağlıyor) ve iki yazar (Mehmet Erdoğan / İdris Gürsoy).

Okuyucularıyla devamlı ruh ve kalb diyalogu içinde olduğunu söyleyen Mehmet Erdoğan, Bu Senin Hikâyen'in önsözünde, 'Sizin kalbinizin sesini yüreğimin uğultulu tepelerinde hissediyorum. İçimdeki göz yaşı ve hafakanın ifadesi olan bu kitabı sizinle paylaşmak istedim' diyor. Bireyi 'iyilik' ve 'hayr'a ayarlayan değerlerin insan ve insanlıkta yeşer(me)diği durumu konu edinen yazılar... Bu Senin Hikâyen'\ oluşturan yazılar, yazılmak mecburiyetinde kalınmış metinler gibi görünüyor. Sanki yazar her yazı öncesinde yoğun bir sıkıştırılmışlık duygusu yaşamış, yazmakla da bundan kurtulmuş.

Mehmet Erdoğan Su Senin Hikâyen'de insandan insanlığa haber verirken, İdris Gürsoy Gazeteci Gözüyle Doğu Anadolu/Komşum Ağlıyor'da, insanlıktan insana haber taşıyor. Daha önce yayımlanan ve okuyucudan yoğun ilgi gören Tuna Boyu Şehidi'nin yazarı İdris Gürsoy bir gazeteci. Türkiye'nin çok önemli bir sorununun yaşandığı ve dünyanın da gündeminde olan Doğu Anadolu'da uzun süre gazetecilik yapmış bir yazar. Kürt meselesi, terör, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun ekonomiksosyal fotoğrafı, sivil bir hareketin bölgede karşılık bulmuş ve basarılar yakalamış eğitim kurumları... Komşum Ağlıyor, otuz bin insanın öldüğü, yüz milyar doların savaşa harcandığı, ormanların yakıldığı, köylerin boşaltıldığı komşu bölgemizin çığlığını duyuruyor. Komşum Ağlıyor, İnsan ve insanlık, biz ve komşumuz arasında köprüler kuruyor. İdris Gürsoy, komşumuzun bizden saklanan yüzünü gösteriyor.

İnsana dair okumalarınız varsa, komşunuzun size ne söylediğini merak ediyorsanız ve komşu evdeki hüznü paylaşmak istiyorsanız bu kitapları okumalısınız!..

GENEL DAĞITIM: GÖKKUŞAĞI PAZARLAMA VE DAĞITIM A.Ş. Tel: (0.212) 519 39 50 - Faks: 519 39 01