Sızıntı Arşivi

Ağustos 1999 · s. 41 · 3 dakikalık okuma

Kitaplar Arasında

Sızıntı · Kitaplar

Nihat Dağlı

Yüz kıvrımlarında, ışıltılı bakışlarında, naif yüreklerinde, narin ve serin ellerinde geçmiş zamanın gizemi dolaşan haminnelerin seslerinden yoksun evlerde, masal ne arasın? Haminne, masal ve çocuk sesinden yoksun ve yoksul evlerdir buralar. Hayatı genişleten, güzelleştiren yaşanılır kılan çok şeyden mahrum bu yerlere doğanlar; masal nedir bilmiyor, masal dinlemiyor, masal okumuyor ve artık masala da inanmıyorlar.

Murathan Mungan'ın Lal Masalları'nda söylediği gibi, 'masala inanmayan gerçeğe inanır mı?' Evet masala inanmayan bugünün çocukları gerçeği kavrayamıyor, onu da çarpıtıyorlar. Dijital seslerin çarptığı, ekranlardan yayılan ışıkların düştüğü duvarların ortasında mahsur kalmışlar; ne menem bir şey olduğunu kestiremedikleri bir başarının arkasında koşturuluyorlar. Bilgisayarları, atari oyunları ve yoğun sınav programlan var, ama bir Kemalettin Tuğcu'ları yok. Koparılan fırtınaların, gizli bir despotizmle dayatılan gündemin, tüketime sunulan jelatinli 'doğru'ların altında kalan ve çokça unutulan sahici hayattan bîhaber büyüyorlar.

Çocukluk gerçeğine vurgu yapıp, bu zenginliği bir kez daha hayatın içine çekmek için çırpınan bir kaç güzel adam, 'yitirilen çocukluk'tan bahsediyorlar: Çocuklar, çocukluğu yasamadan ve büyümeden büyüyorlar. Çocuklar ama , aslında değiller; büyümüş gibi davranıyorlar ama, aslında öyle değiller. Narin ve kırılgan dünyaları, büyüklerin anlamsız takıntılarıyla yorgun düşüyor, kirlenip zedeleniyor.

Masalsız büyüyen çocukların dünyasında gelişen, büyüyen ve kendisini dayatan bir gerçeklikte, hayatın gizemine ve şiirine vurgu yapmak. İnadına boyun eğmemek ve kendi yüreğinden vazgeçmemek. Şiir okumak. Artık masai dinlemek mümkün olmasa da, masal okumakla bu boşluğu doldurmak. Memleket türküleriyle biraz daha dinginleşmek. Borsanın yükseliş ve iniş trendine yabancı kalırken; karın dağa inişini sokağa düşüşünü, çok, ama çok önemsemek. 'Ya-zı'nın unutulduğu, 'söz'ün 'söz' olmaktan çıkıp 'gürültü'ye dönüştüğü modern zamanlarda, kelimelerin yazı olup aktığı ve yürüdüğü çizgide olabildiğince yürümek... Bu hiç kolay değil. Böyle bir tercih sizi kalabalığın dışına atar. Edvvard Said'in altını çizdiği 'yabancı' ve 'sürgün' yapar. Kırkikindi'den beri okuru olduğum Ali Çolak'ın böylesine zor bir tercih yaptığını düşünüyorum.

Gülsaati'nde yayınlandıkları günlerde okuduğum denemelerin oluşturduğu İnce Sözler'i bir kez daha okurken, hayatın karmaşası içinde yorgun düşenlerin kaçırdığı ve hiç önemsemedikleri; şiiri, masalı ve anlamı olan ince hayattan fotoğraflarla karşılaşmanın sevincini yaşadım. Altı çizilen ve çokça vurgu yapılan kaygılara öylesine uzak bir gerçeklikle kuşatılmış bulunuyor olmalıyız ki, kitap bende bir masal etkisi bıraktı, işte masalsı hayattan koku taşıyan konular: Kar, ses ve mekân, ev ve seyahat, komşuluk, koku, aşinalık, kaldırım çiğnemek, mezarlar, tren yolculuğu; eylül, şehirler, memleket türküleri, hayatı şiir (roman değil) olan adamlar, binbir sırrı ve gizemi saklayan günlükler; sözlükler, defterler, şiirlerin ilk dizeleri, deneme, sahaflar, kitabevleri, şahsî kütüphaneler, imza günleri, hatıralar, masallar... Ve de ince sözlerde buluşan çok renkli isimler...

İnce Sözler, kültürel ve zihinsel coğrafyamızı sulayan, zenginleştiren çok renkli isimden yükselen farklı ses ve tınının birbirine karış(tırıl)masıyla oluşan bir senfoni. Albenili imajlarla gözlerimize sokulan, yığınların yoğun talebiyle bir gerçeğe dönüşen dijital ve sanal dünyanın salvolarına rağmen varlığını sürdüren bir masal adası. Okuyucunun kendisiyle ve hayatla daha çok yüzleşebildiği bir başka dünyaya işaret. Kibrin ve bencilliğin azdırdığı tüketim hastalığından yakasını kurtarmış kanaatkâr ve mutevazı insanların sesleri, şiirleri, acıları, hüzünleri... Ali Çolak, yoğun bir karmaşa ve kaosun içinde kalanlara, hayattan kovulan ve unutturulan bir sesle sesleniyor. Büyük laflar etmiyor; küçük ama güzel şeylerle büyüyen hayatlardan bahsediyor.

Çok isim ve çok sesten beslenen bir yüreğin; sokağın kalabalığında değil, kafasının kalabalığında yaşayan bir yazarın kaleminden İnce Sözler okumak bir kazançtır. Bunu deneyin. Ali Çolak'ın dördüncü kitabı olan İnce Sözler, Ötüken Yayınları (0.212.251 03 50) arasında çıktı.

GENEL DAĞITIM: GÖKKUŞAĞI PAZARLAMA VE DAĞITIM A.Ş. Tel: (0.212) 519 39 50 - Faks: 519 39 01