Ağustos 1999 · s. 42 · 6 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan
![]()
Uçurumlarda kanatsızım.
Uzun gecelerin sabahında,
Gözlerimde umudun feriyle,
Uyanmak zor;
Sabahlan Gül kokmadıkça.
Uçurumlarda kanatsızım.
Bir şahan beklerim;
Kekik kokulu dağlardan,
Aşırsın beni Sana.
Başım döner, korkarım,
Herşeyden vazgeçmedikçe.
Şahan kanatlarım.
Göz yaşlarım sıkışır gözlerime;
Nedenini bilmeden,
Hapsolurum pınarlara.
Ben Gül'süz kanatsızım.
Umut / Manisa
Şiirinizin en müthiş söyleyişi son bölüm. Sanki bütün şiir son bölüm için söylenmiş gibi..
"Göz yaşlarım sıkışır gözlerime;
Nedenini bilmeden,
Hapsolurum, pınarlara.
Ben Gül'süz kanatsızım."
İşte bu dostum. Sesi yakalamak, orijinal söyleyişi, imajı, farklı ufku yakalamak bu. Belki tenkitler ufuksuz olabilir ama, şiirde güzelllik ve orijinalite ufkunu yakalamış şairler yetiştikçe münekkidin de gönlünde ümit ufkunun gülleri açıyor. Bu, His ve Düşünce'nin geleceğin zirve şairlerine dayelik yapacağının bir işaretidir.
Sizden özellikle çok ciddi çalışmalar bekliyorum. Gül kokusunu almış ve gerçek sevgiye ulaşmış bir şairin bunu başaracağına inanıyorum. Sevgi ve selâmlar...
![]()
Ilık güz akşamlarında, yeşil pancurlu evimin damında yıldızları seyrettiğim o esrarengiz gecede buluyorum kendimi.
Rüzgârın ıslıkladığı yüzüm, yıldızlara göz kırpan garip gönlümde tuhaf heyecanlar meydana getiriyor. Derken, gönlümdeki kıvılcımla-şan duyguların ufuklarına doğru küheylanlar gibi savruluşunu temâşâ etmek için, serî bir poyraz esiyor. Sonra... sonra rüzgârla zifafa giren yıldızların, kutlu bir doğum sancısı çeker gibi gönlüme rüşeym tomurcuklarını hediye etmesi, beni hayata yeniden bağlıyor. Hayallerimin nirengi noktasıdır, bu izdivaçtan mütevellid meyvelerim. Onların göbekbağını -talihleri yâver gitsin diye- ebemkuşağına ben kestirdim. Şimdi onlar, kavsi kûzeh tayfları altında güneşle saklambaç oynuyorlar.
Baharı andıran bu güz mevsiminde ve güneşin kızıllığını güne hediye etmesiyle başlayan gurûb vaktinde, gönlümde selvilerle oynaşan sevdalarım yaprak dökümünü yaşıyor. Uzaklarda, taa uzaklarda bulunan yârenime ipek mendil gönderiyorum, bu yitik sevdamın kayıp türküleriyle. Onları, bahan muştulayan bıldırcınların yanık sesiyle güz'e "elveda" dediği bu vakitte, yasemenlerin hoş kokulu reyhanıyla yeni bir iklime "merhaba" derken buluyorum.
Gönlüm mü?...
Ahh, o garip gönlüm!.. yine eli böğründe kaldı, "sahilde oynaşan dalgaların gizli sevdasını setrederken."
Mahmud Yıldırım / Kayseri
Şiiriyet yönü ağır basmış yazınızın.. Sanki hayaller fikir ve hislerin üzerine fazla abanmış gibi bir romantizm rüzgârı esmiş cümlelerinizde... Eskilerin süslü nesir dediği bir tarz bu.. Bence siz şiir denemelisiniz dostum. Böyle bir madeni iki yönlü kullanmalısınız... Şiirdeki sınırsız söyleme tılsımı dokunmalı sizin hislerinize, düşünce ve hayallerinize... O zaman hem nefes almanız daha kolaylaşır hem de içinizdeki enginliği dışa yansıtmanız daha rahat olur. Bir deryayı bir çeşmeden akıtmak nasıl zor ise tabiatı şairane olanların duygu ve hislerini de nesir ile anlatması ve okuyucuya sunması o kadar müşkildir.
Bu demek değildir ki siz nesirde zayıfsınız. Hayır; yine düz yazı denemeleri de yapın, ama şiir sizin asıl yöneleceğiniz ufuk olsun... Selâm ve sevgiler sunuyoruz...
![]()
Zifiri karanlık, mehtabım kesti;
İdilin koynunda, kala kalmışken.
Saye-banım uçtu, sadağım yitti;
Vahada ahunun, yolun kesmişken.
Zifiri karanlık, mehtabım kesti.
Bîçare gönlüme fettan bakışın.
Yol buldu gözümden, kalbime girdi.
Pürmelâl gönlümde sessiz akışın
Bir yolunu bulup, beynime indi,
Biçare gönlüme fettan bakışın.
Bakışın bir mızrak, bağrımı deşti
Tolgamı fırlatıp, zırhdan çıkmışken,
Aynalar isyankâr, aksımı kesti
Kendimden bihaber serden geçmişken
Bakışın bir mızrak bağrımı deşti.
Erguvan rengârenk, mor içinde al,
Savruldu ummana; külleri yandı
Pembe hayallerin yıkılsa da kal
Makberim lâlezar, gonca gül açtı
Erguvan rengârenk mor içinde al.
Mustafa Cankılıç / İstanbul
İlk ve son mısrada. iki ve üçüncü mısradaki fettan bakış imajına destek mısralar var. Gönül isterdiki bu bakış kelimeleri oralarda da geçsin. Böylece şiirin her seviyedeki insana seslenen bir yekpareliği söz konusu olurdu. Fakat bu da ayrı bir tarz tabiî ne demeli..
Son dörtlüklerde ilk ve son mısraların tekrarı bir tarz, bir üslup olarak daha önce de denenmiş bir şekil.. Burada dikkat edilmesi gereken bu mısralarm en öziü ve dörtlüğün ve şiirin tamamına ışık tutacak mısralar olmasıdır. Meselâ eğer o dörtlükte şiire ve kıtaya daha fazla ilmek atacak ve örgüyü tamamlayacak bir başka mısra varsa bu yanlış bir sıralamadır. Çünkü özlü olma hasebiyle mühim olduğu için, bu
mısra tekrarı yapılıyor. Bu açıdan incelendiğinde ilk üç dörtlükteki tekrarlardaki mısralar isabetli olmuş, ama dördüncü dörtlükte bu tekrar konunun bütünlüğüne zıt düşen bir mısra ile yapılmış. Erguvan rengarenk mor içinde al, mısraı bir güzellik tasvirini dile getiriyor ve konunun bütünündeki acı çeken insanın haline tercüman olmuyor. Belki bunun yerine, Pembe hayallerin yıkılsa da kal, mısraı tekrarı gereken mısra olabilirdi diyorum. Tabiî o zaman mısra-larda değişiklik ve örgüde yeni bir yapılanma da zaruri olurdu.
Evet dostum, güzel şiirinizin daha da güzelleşmesi için birkaç eleştiri bunlar. Kabul edilir veya edilmez. Biz sadece bazı tavsiyeler sunuyoruz. Zira şiir geleneksel sesi yakalamak, muhteva zenginliğini yakalamak kadar işin tekniğini ve şiir örgüsünü iyi ve ustaca kullanmanın bir meyvesidir. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selâm ve sevgiler...
![]()
Hiç bu kadar uzak olmadı kelimeler
Mânâlarını kaçırmadılar benden
Anlamlarını saklamadılar
Tam başlamışken bir şiire
Tam uzlaşmışken bir şiirle
Konu sen olunca
Her kelime tek tek yok oldu
Sayfam bomboş kaldı
Mısralar anlamsızlaştı.
Anlamıyorum neden
Neden
Bu kadar üstünsün
Konu açılınca senden
Neden
Kelimeler anlamsız
Mısralar mânâsız
Oluyor
Ve herkes susuyor
Şair. şiir, mânâ
Herşey susuyor
Ve sen çıkıyorsun
Tüm mânâların üstünde
Maneviyatın huzurunda
Adın anılıyor
Ve şiirr secde ediyor
Hiç başını kaldırmadan
Adını anıyor
Şiir başlıyor
Mısra başlıyor
Ben başlıyorum
Seni anıyorum
Seni yazıyorum
Paşa Minisker / Alanya
Şiir yazmak için elinize kalemi alıyorsunuz. Ama sayfalar sevgilinizin aşkından dolayı bomboş kalıyor. Aşk sizin bileklerinizde derman, kaleminizde güç bırakmıyor. Daha sonra sevgiliniz kaleme hakim oluyor ve şiiri bir bakıma o yazdırıyor. Belki şiir tamamen o oluyor. Güzel bir imaj. Farklı bir ses. Duru bir söyleyiş.. Hani şiir diye muğlak ve tumturaklı bir tarza kaçmamışsınız. Bir arı su gibi örmüşsünüz şiiri.. Kristalize olmuş duygularınıza lafzın kalın kesif gömleğini değil kalp tezgâhınızda dokuduğunuz şeffaf elbiseyi giydirmişsiniz. Buna da özü sözüne, mânânın zarfa uygunluğu diyebiliriz... Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selâm ve sevgiler...
![]()
Ruhumda sükûnet, kalbimde izler,
Gezinir dururum ufkunda sessizliğin.
Kim ve ne seni benden gizler,
Mecnun oldum yolunda sensizliğin.
Biri var kapıda deseler, inan,
Hep sensin dile beklerim bir an,
inkisarla geriye döndüğüm zaman
Ağlarım haline kimsesizliğin.
Her gülde sen varsın, her renkte sen,
Uzaklardan yol bulup, sesine gelsem,
Bu bezmde yerin var, buyur gel desen,
Seni bekler dururum ölene değin
Serkan Balta
Güzel bir imaj. Tatlı bir anlatım.. Üzerinde iyi düşünülmüş mısralar.. Hassas bir kalbin, inkisara düşmüş bir yüreğin fısıltıları.. Ama söyleyiş farklı, ses farklı.
Yalnız ikinci dörtlüğün ikinci mısraında hep ile bir kelimeleri birbiriyle zıtlık teşkil ediyor. Eğer devamlılık varsa bir kelimesi, bir şok olma durumu var ise ve bir anı zihne getirmek gerekiyorsa hep kelimesi yersiz gibi görünüyor. Şöyle olsaydı acaba daha mı otururdu mısra:
"Biri var kapıda deseler, inan
O, sensin diye beklerim bir an,
İnkisarla veriye döndüğüm zaman
Ağlarım haline kimsesizliğin
Bunlar sadece birkaç tavsiyeden öte bir şey değildir. Şiirin bütün hakkı şairine mahfuzdur. Onda hiç kimse istediği gibi tasarruf edemez. İstediği değişikliği yapamaz. Bir kelimesine değil harfine bile dokunamaz. Biz bir ışık tutma babında ele alıyoruz meseleyi.. Yoksa ilhamın, sanatın, özgünlüğün, orijinalitenin inkârıdır yapılan hareket. Böyle bir vartaya yuvarlanmayı da kimse istemez.. Daha güzide şiirler ile His ve Düşünce şölenine katılmanız dileğiyle
![]()
Bir gülü sevdim O'nu anlatan
Toprağın kara yüzünde doğan ben
Hicranlı günlerdeki ızdırabımla
Anlatmak için yaşadım gül gibi.
Gecenin sabaha kavuşmayan anında
Durgun su olamadım, akarsu olmak varken
Daha bitirememiş şiirime son sözdü
Yaşananlarda saklı zeval anım.
Metin Tolun / İstanbul
"Gülü sevmek, gül gibi yasamak demektir" ekseninde örülmüş birinci dörtlüğünüz. İkinci dörtlüğünüzde bir hedefe varamama duygusu hâkim. Sanki gülü sevmek için onun gibi yaşamak gereklidir fikri ikinci dörtlükte bir otokritikle "ama ben yaşayamadım" noktasına varıyor. Belki bir zeval ile son buluyor hamleniz. Tabiî bütün bunlar bizim mânâlandırmamız, 'Şiirin mânâsı şairin karnındadır' sözü de nazardan ırak tutulmamalı. Her ne kadar ikinci dörtlükte karamsar bir havaya girse de İçerik yönüyle güzel olan şiiriniz teknik açıdan biraz daha işlenebilirdi. Ama yine de sizi tebrik ediyoruz. Bundan geri daha hassas ve rakîk işçilikte bizlere daha güzel şiirler sunacağınızı tahmin ediyor, selâm ve sevgiler sunuyoruz.