Sızıntı Arşivi

Mayıs 1999 · s. 41 · 2 dakikalık okuma

Kitaplar Arasında

Sızıntı · Kitaplar

Nihat Dağlı

İçine doğduğu hayatın sahici diline uyandırılmış; kendisine, dünyanın, güneşin, ayın, krallığın ötesinde bir vazife verilmişti. 0 bir dünyalıydı, dünyada yaşıyordu. Annesini, babasını yitirmiş, yetim kalmış, bunun acısını çekiyordu. Amcasının ve dedesinin himayesinde, ahlâkıyla çevresinin kalbine yürümüş ve kişiliğiyle 'emin insan' olmuştu. Mekke'nin güneşi altında yasıyor, civar bölgelere yürüyen kervanların içinde bulunuyordu.

Evet bu hâliyle o herhangi biriydi, ancak Mekke'ye, dünyevî gerçekliğe sığmayan, yaşanılan hayatın ötesine ayarlı bir yönü de vardı; yüzü kafa gözüyle görünmeyene (gayb) dönüktü. Varlığa, oluşa.. bütüncül bir bakışla bakıyor; göremediklerimizin, bilemediklerimizin ayırımında yaşıyordu.

Birgün yakın çevresini, kendisine 'emin insan' diyenleri biraraya getirdi. Bilinenin ve alışılagelenin ötesinde duranı açıklamak istiyordu: 'Ey kavmim!' dedi. 'Desem ki, karşı dağın arkasında size saldırmak üzere yol alan bir düşman topluluğu var, inanır mısınız?'

Dağın arkası bilinmeyendi, ancak bunu söyleyen 'emin insan'dı. 'Evet inanırız, çünkü hep doğruyu söylüyorsunuz' dediler. 'O halde size başka birşeyden bahsedeyim: taptıklarınızın, Lât'ın, Uzza'nın.. size hiçbir faydası yok. Bütün herşeyin sahibi, tek olan Allah'a inanın ve O'na teslim olun!'

Dar alanın mantığında kendilerini boğdurmuş, bir adım ötelerini göremeyecek kadar körleşmiş ve küçük sevinçlere teslim olmuş topluluk bu sefer, 'Hayır!.. biz atalarımızın dininden dönmeyiz' dediler. Gaybın haberlerine kulaklarını tıkayıp kendilerine yazık ettiler.

Bugün o gün değil. Havsalamız teknolojinin hızını artık alamaz hâle geldi. İnsanoğlu eşyanın sınırlarını zorluyor. Amprik bilginin iktidar olduğu bir çağdan bahsediliyor. Mesafeler eriyor.. mekân anlayışı hızlı bir değişim geçiriyor. Hayat tasavvurları olabildiğince çeşitlenmiş.

Ancak yapılagelen herşey, insanoğlunu biraz daha eşyanın darlığına hapsetmiş ve derinliğine çekmiş. Bu çağın insanı Mekke'nin o günkü insanından çok daha fazla eşyaya kapaklanmış, gaybın haberlerine biraz daha kulak tıkamıştır. Bu sebeple bu çağın, o çağdan çok daha fazla bir uyarıcıya, amprik bilginin vakıf olamadığı gaybın haberlerine ihtiyacı var.

Safvet Senîh Gaybın Haberleri'nde bu ihtiyaca değiniyor; unuttuklarımızdan, yittiklerimizden.. haber veriyor.

Gaybın Haberleri Nil Yayınları arasında çıktı.

* * *

Haşir Risalesi, Bediüzzaman Said Nursi'nin çok önemli temel çalışmalarından biri.

Haşir Risale-si'nde, pozitivist bakışın ve materyalist anlayışın insana, hayata ve eşyaya bulaştırdığı anlamsızlık ve 'hiç'lik düşüncesi izafe edilirken, insanın, hayatın ve eşyanın yaslanabildiği, orada anlam kazandığı çok önemli bir yer işaretleniyor: Herşey bu dünyadan ibaret değil, ahiret var. Öl üm ne bir son ne de bir boşluktur; bir başka âleme, ahirete geçiş kapısıdır.

Haşir Risalesi; Camus, Sartre, Nietzsche'nin.. korkularına, çelişkilerine, hafakanlarına dolaylı olarak ve derin tahlillerle cevap veriyor. Yaralı zihnin ve acılı yüreğin depresyonlarına bir hekim titizliğiyle yaklaşıyor. Camus, Haşir Risalesi'ni okusaydı ne iyi olurdu.

Haşir Risalesi Işık Yayınları arasında çıktı.