Sızıntı Arşivi

Kasım 1995 · s. 473 · 2 dakikalık okuma

Kitaplar Arasında

Sızıntı · Kitaplar

Tarih okuyanlar bilirler. İslâm medeniyetinin konuştuğu zamanlarda muhteşem bir ses duyulmuş ve dinlenilmiş bir sebilden akan suyun şırıltısında. Balkanlar’da, Orta Doğu’da ve Anadolu’daki muhteşem mimarinin bir melek kanadı gibi kalbimize dokunuşunda hâlâ o sesi duyuyoruz.

Ancak zannediyorum, geçmişe övgü göndermekle yetinmenin zamanı çoktan geçti. Muhteşem olan bu medeniyetin artık dilini çözme zamanı. Bu medeniyet, insanla nasıl buluştu? Kurumlarını nasıl geliştirdi? O muhteşem zamanları nasıl dokudu?

Öncelikle bu medeniyetin insanını tanımalıyız. Sahip olduğu insan unsurunun muhteşemliğini görmezden gelemeyiz. Ve herşeyden önemlisi bu insanın, içinde yaşadığı zaman gerçeğine karşı tavrı neydi? Mesela o günün insanı zamanın geçmediğinden şikâyet eder miydi? Bazen zamanı nasıl değerlendirmeyi bilmemenin çıldırtıcı sıkıcılığına o da maruz kalır mıydı?

Doğrusunu söylemek gerekirse, zaman gibi bir değerin farkında olmayan bugünün insanı, o insanların bunca çok çalışma ürününü kısa bir zamana nasıl sığdırdığına şaşırıyor. Tekniğin son harikalarına sahip olmanın cakasına sahip bizler, yüzyıllardan sonra Süleymaniye’nin muhteşemliği veya sadece bir alimin yazdığı cilt cilt eserlerin büyüklüğü karşısında küçülmüyor muyuz?

Şu denilebilir: Eğer muhteşem bir medeniyete sahipsek, bu, zamanı çok iyi değerlendirenlerin himmetleriyle olmuştur.

Tolstoy da hikâyelerinin birinde bir kralı konuştururken zamanın önemini vurgular: Kral der ki; “Eğer ben neyi ne zaman yapacağımı, insanlar arasında beraber olmam gereken insanı ve yapmam gereken en iyi işi bilseydim kaybetmek nedir bilmezdim.” Hikâyenin sonunda bir münzevinin ifadeleriyle kralın sorularına cevap veren Tolstoy, “En önemli zaman, insanın içinde yaşadığı ân’dır. Çünkü insan ancak o anda birşey yapabilir. En önemli insan ise, yaşanılan ân içerisinde beraber bulunulan insandır. Yapılması gereken en önemli iş de iyilik yapmaktır” diyerek, zaman gerçeğine işaret eder.

Abdülfettah Ebu Ğudde’nin hazırladığı, Enbiya Yıldırım’ın tercüme ettiği “İslam Alimlerinin Gözüyle Zamanın Kıymeti” isimli kitapta, kum saati misali her gün eksilmekte olan hayatımızı en iyi şekilde verimli kılmanın gerekliliğine işaret edilmekte; hayatlarını en güzel şekilde değerlendirmiş ve bizlere yüklü bir miras bırakmış İslâm alimlerinin hayatlarından ve sözlerinden kesitler sunulmaktadır.