Ekim 1995 · s. 425 · 1 dakikalık okuma
Kitaplar Arasında

Kardelen Çilesi, Mehmet Erdoğan Kaynak Yayınları, İzmir 1995
Kardelen çiçeğini herhalde görmeyeniniz yoktur. Hani, boran ve tipinin, kar ve soğuğun kol kola girip beraber besteledikleri çile ve ızdırapla büyüyen kardelen çiçeğini... Ben bu ismi her duyduğumda veya herhangi bir yerde fotoğrafını gördüğümde, bahar muştusunu duyar gibi olurum. İçim ısınır ve bahara doğru gönlüm yol alır. Ve her kardelen çiçeğinin sonrasında, baharın çıkageldiğini görmüşümdür.
Gönül ve dimağ ufkunda, kardelen çiçeğinin sabır ve çilesiyle zirveleşen ışık insanların etrafında şekillenen Kardelen Çilesini okuyunca, kendimi yine bir bahar özleminin içerisinde buldum. Zira ihtiyar dünyamız, nicedir kış ve kıyametin kolları arasında yürümeye mahkûm olmuş. Kar ve buzun altında yitip gitmiş modern insanın soğukluğu, insanı vurmaya devam ediyor. Ve kışı bahara çevirmenin çıldırtıcı gerekliliği insanlığın ufkunu sarmış. Şimdi gözler, bahar düşünceleriyle yüklü ve sevgi medeniyetini inşa misyonuyla vazifeli kardelen insanları bekliyor. Her şeye rağmen gönlüne yabancılaşmamış, kalbindeki yakine gölge düşürmemiş ve çağın ihtiyaç duyduğu bütün donanımlara sahip ‘yeni insanların kurdukları bir dünya modelini arzuluyor.
Mehmet Erdoğan, bu arzu ve isteğe karşılık gelen bir misyonun içerisinde yer alan bir imza. Gönülden konuşan ve yürekten bakan üslubuyla, ‘yeni insan’ın hamurunun yoğrulmasına omuz vermiş bir kalem. Öteden beri, içindeki güleç yüzlü çocuğu konuşturan Mehmet Erdoğan, bu sefer, kışları bahara çeviren kardelen insanların sevdasını işlemiş. Kitabın sayfaları arasında, asr’a, saadet soluğunu taşımış ışık insanların hayatındaki çizgilerin, tarih içindeki izdüşümlerini yakalıyorsunuz.
Kitabı oluşturan yazılar, pratiği olmayan, tamamen mücerret (soyut) düşünceler değildir. Kardelen Çilesi, sevgiyi, hoşgörüyü, insanla barışık bir medeniyeti inşa etmiş İslâm insanının, tarih boyunca yaşadığı bir hayat modelinin hikâye tekniğiyle ifade edilmesidir
