Haziran 1984 · s. 5 · 5 dakikalık okuma
Kış Böcekleri

Bazı böceklerin soğuğa rağmen hareketli kalabilecek yani soğukla savaşabilecek bir silahlan vardır: Fıtrî Antifriz..!
Kışla birlikte yeryüzüne ölüm çökmüş gibidir. Yegâne manzara; kurumuş otlar çıplak ağaçlar ve bir de taşlaşmış topraktır. Tarlalar ve ormanlar ölüm sessizliğine bürünmüştür. Ne bir böcek vızıltısı ne bir kuş cızıltısı ne de nemli toprak veya bir çiçek kokusu... Öte yandan soğuk da alabildiğine hükmünü sürdürmektedir.
Halbuki hayat kışın da devam eder. Yerdeki tohum ve yumurtaların; ağaç altındaki larva ve tırtılların ötesinde memeliler, kuşlar ve böcekler de kış mevsiminde hep vazife başındadırlar. Takdir edileceği gibi kış mevsiminde onların icra edecekleri vazifeler yaza göre çok daha ehemmiyetlidir.
İnsanlar gibi sıcak kanlı olan memeliler ve kuşlar da kış soğuğunda hayatlarını sürdürebilir, hatta yeterli yiyecek olduğu takdirde çoğalabilirler de.. Fakat böcekler gibi soğuk kanlı eklembacaklılardan olan hayvancıklar vücûd hararetlerini ayarlama kabiliyetinden mahrum olmalarından dolayı, soğuk onlar için büyük tehlikedir. Heryer, hatta çöplükler bile soğukla birlikte onlara ev sahibliği vazifesini terkederler.

Tabiatta bu gibi sebeblerin böceklerin aleyhinde olmasına rağmen nasıl olabiliyor da soğukkanlı böcekler hâlâ hayatlarını sürdürebiliyorlar?.. Hatta sadece soğukkanlı hayvanlardan balıkların yarı donmuş Antartik sularında hayatlarını sürdürmeleri zoologları hayretten hayrete sürüklemektedir.
Muayyen bir ısıya kadar kış böcekleri güneş şualarını emerek sıcaklıklarını koruyabilmektedirler. Bunların büyük bir kısmının siyah renkte yaratılmaları bu emmeyi maksimum seviyeye çıkarmaktadır. Diğer pek çoğu da koyu zemin üzerinde durarak ısınmaktadırlar. Üst üste dizilmiş bir kaç tabaka kil kabuk veya pullar emilen veya üretilen ısı kaybını azaltır. Bazı böcekler yine dinlenme esnasında kanat çırpmakla kendilerini ısıtırlar.
Böcek türlerinin ekserisinin davranışları soğuğa uyacak biçimde ayarlanmıştır. Meselâ, sıcak i ki imde yaşayan kara sineklerin havada çifti eş melerine rağmen kutup kara sinekleri bu vazifeyi yeryüzünde ifa etmektedirler.

Soğuk mevsimde canlılığı devam ettirmek ve donmamak için aktif olmak çok mühimdir. Canlı bir doku donunca genleşen buz kristalleri hücre zarlarını zedelemektedir. Bu da hücrevî ölüme sebeb olmakta, ardından da bütün vücûdun (organizmanın) ölümüne yol açmaktadır. Hatta ölüm, donma hâdisesi tahakkuk etmeden bile gelebilir. Bu iş daha ziyâde enzim aktivitesi için kâfi miktarda hücre içi sıvısı kalmayınca olur.
Böceklere donmaktan korunmaları için Rahmeti sonsuz tarafından iki sistem bahsedilmiştir. Birincisi: Vücûd sıvılarının donma noktalarını düşürmek suretiyle hücrelerini dondurmadan soğutma sistemi. Bu sistem sayesinde böcekler canlılığını kaybetmezler, ikincisi: Buz oluşumunun yavaş yavaş meydana gelmesini sağlayarak veyahut hücreler arası sıvı donduğunda bile metabolik faâliyetlerini sürdürebilme kabiliyetine sahib olmaları. Her iki sistemin çalışmasında antifriz (antifreeze) kullanılır. Bu antifrizler polihidrik yapıdaki alkollerden sorbitol ve gliserol (ki bunun kimyevi yapısı arabalarda antifriz olarak kullanılan glikol ile aynıdır.) ve dissakkarit trehalose'dur.

Birinci sistemi kullanan böcekler bu işi dolaşım sıvılarında buz teşekkülünü azaltarak başarırlar. Kendisine moleküllerin hızlı bir şekilde yapışmasına imkan sağlayan bir toz zerreciği veya ince bir buz kristali etrafında buz, daha hızlı oluşmaya meyyâldir. Buz oluşumunu hızlandıran bu çeşit yapıları böcekler barsak-larını boşaltarak uzaklaştırırlar. Daha sonra antifriz maddesi salgılarlar. Antifriz vücûd sıvısındaki erimiş (çözünmüş) madde konsantrasyonunu artırarak donma derecesini düşürür. (Meselâ tuzlu su tatlı suya nazaran daha düşük derecede donar.) Bu antifrizler su molekülündeki hidrojen atomuna kolaylıkla bağlanabilen hidroksil kökleri açısından gayet zengindirler. Böylece bağlandıkları su moleküllerinin buz kristâlciklerine bağlanma meyillerini kırarlar.

Bu şekilde salgılanan antifriz o kadar fazladır ki; kış mevsimini kozaları içinde geçiren bazı tırtıl türlerinin ağırlıklarının % 35'ni gliserol teşkil eder. Nisan sonuna doğruda vücûtlarındaki bütün gliserol kaybolur. Soğuğa karşı bir diğer stratejileri ise hücreler arası sıvılarının donmasını kolaylaştırmaktır. Donma esnasında dışarıya ısı salınır. Bu, suyun gizli ısısının açığa çıkması ve buz hâline geçmesi ile olur. Dışarının sıcaklığı düştükçe vücûd ısısının düşmesi de yavaşlar. Böceğin hücreler arası sıvısı soğurken, yani muayyen bir dereceye düşmesi sırasında, bu ısı hücreler tarafından tutulmakta ve soğuğa karşı bir silâh olarak kullanılmaktadır. (*) Fakat bu da kâfi değildir. Burada da antifriz salgılanarak hem hücreler arası sıvının donması yavaşlatılır, hem de antifrize' hücre içinde başka önemli fonksiyon icra eder. Akıllara hayret veren bu hâdise şöyle meydana gelir: Hücreler arası sıvıdaki antifriz oradaki donmayı yavaşlatırken hatırlayacağımız gibi hücreler arası konsantrasyonu yani erimiş (çözünmüş) madde yoğunluğunu artırır. Hücreler arası yoğunluk fazla, hücre içi yoğunluk daha az olduğu bu durumda, hemen ozmoz hâdisesi ken-dinî gösterir. Bilindiği gibi ozmozda gaye, hücreler arası ve hücre içi konsantrasyonun müsavi hâle getirilmesidir. Bu ise sıvı (su) alışverişi ile olur. Bu durumda hücreler arası yoğunluk arttığı için hücre içinden sıvı, hücreler arasına çıkmak ister. Fakat konsantrasyon farkının büyük olması dolayısıyla hücre içinden çok büyük miktarda su çıkması gerekmektedir. Bu ise hücrenin büzülüp susuz kalmasına hatta ölmesine yol açar. İşte bu noktada Yüce Yaratıcı bir tek şeyden çok şey yarattığını ve 450den fazla is gördürdüğü karaciğer gibi bir tek şeye. çok vazifeler yüklediğini bir defa daha biz insanlara göstermek için bu vazifeyi de antifrize yüklemiştir. Antifriz pek çok vazifesinin yanısıra henüz anlaşılmayan bir mekanizma ile suyun hücre içinden çıkmasını da engellemektedir.

Bütün bu stratejilere rağmen yine de her kış böceğinin yaşaması için muayyen bir dereceye ihtiyaç vardır. Bu sıcaklığın altına düşünce o böcek ölmektedir. Eşek arısı larvası (Bracon cephi) -46 °C'ye kadar hayati faâliyetlerine devam edebilmektedir. Dayanıklılık türden türe değiştiği gibi, alışkanlıkların te'siri de inkâr edilmeyecek kadar güçlüdür. Görülmemiş tipte soğuklarda ise en dayanıklıkların dahi öldükleri görülmektedir. Bunda da Yaratıcı canlılar arası dengeyi ayarlama gibi hazırlamış olduğu türlü türlü sebeblerin arkasında dâima kendi kudret elini göstermeyi murat ediyor olsa gerektir.
Rıza Yüce Sever
(*) Meselâ kolonya vücûd ısısını alıp buharlaşırken döküldüğü zemine serinlik vermekte (fakat bu tabii olmayan ânî soğutma, deri ve derialtı yağ dokusu için çok zararlı olmaktadır) yahut su sızdıran testilerde, testinin dışındaki su, testi içindeki suyun hararetini alıp buharlaşmakta, böylelikle testi içindeki su soğumaktadır. Mevzumuzda bu ısı alışverişinin tersi cereyan etmekte, hücreler arası su soğurken çevresini ısıtmaktadır.