Sızıntı Arşivi

Haziran 1984 · s. 9 · 3 dakikalık okuma

Zührevi Hastalıklara Bir Bakış

Polat Has · Dr. · Tıp

Bugün insanlık, yaratılış kanunlarına zıt hareket etmenin cezasını çekmektedir. Meşru dairedeki hareketinin dışına tasma, menfi neticelerini beraberinde getirmektedir.

Eski medeniyetlerin çökmesinde, gayrimesru münasebetler birinci derecede rol oynamıştır.. Yunan, Roma, Pers medeniyetleri gibi büyük medeniyetler hep bu yüzden yıkılmışlardır. Fransa, ahlâksızlığın zirveye tırmanması neticesinde, 1870'den beri harplerin çoğunu kaybetmiştir.

Zührevî hastalıkların içtimaî çöküntülerin baş sebeplerinden olduğunu iddia etmek mümkündür. Nitekim I. Cihan Harbi'nin ilk iki yılında bu hastalıklara yakalanarak safdışı edilen Fransız askerlerinin sayısı 75.000'i bulmuştur. Sadece küçük bir birlikte 242 kişinin zührevi hastalığa yakalandığını söyleyecek olursak harpte yenilmemek için bir sebep kalmamış olur.

İstatistiklere göre, her gün ortalama olarak 9100 kişi bel soğukluğu için tedavi altına alınır. Kaç kişinin tedaviden kaçtığı elbette bilinememektedir.

Türkiye'de: "Türkiye İstatistik Yıllığı"na bakacak olursak'

Yıl 1960 : Kayıt edilenler 48 bin, tedavi edilmekte olanlar 39.000, ölenler 500 olduğu görülür.

Ahlâksızlık, zührevi hastalığı doğurduğu gibi, aile hayatını da söndürmektedir. İsveç'te Devlet, gençlere evlenme yardımı yapmaktadır. Doğum hâlinde çocuklarının tahsilini, üniversitenin sonuna kadar üzerine alarak aileyi destekler. Buna rağmen aile müessesesi oturaklı bir duruma gelememektedir. Evlenenlerin sayısı oldukça azdır.

Ahlâksızlık, aileyi iyice sarsmakta, boşanmayı artırmaktadır. Dominian'ın araştırmasına göre 31.405 boşanmanın 15.871 7 zina yüzünden olmuştur. Netice olarak dünyada boşanma artmaktadır. 1000 evlilikte boşanma sayısı 1910'da ABD'de 87,4; İsveç'te 18,4 iken, 1956'da ABD'de 246.2; İsveç'te 175.4 olmuştur.

Memleketimizde de dînî terbiyenin azalması gayrimeşru alâka nisbe-tini artırmıştır. 1974'de bütün suçların % 22.5'ini; 1972 'de % 32.3'ünü cinsî suç teşkil etmektedir.

Frengi vücudun birçok yerinde arıza çıkarmaktadır. Damarları sever. Ençok aort'a (anadamar) yerleşir. Kalbi besleyen koroner damarlarını tutabilir. Beyin damarlarında da arıza yapar. Frengide kemikler çok defa tutulmuştur. Kemik iltihapları olusur. Adale tutulumunda, adalede s isme, hareket kısıtlılığı gelişir. Akciğer tutulumunda veremi hatırlatan oyuklar oluşur. Hazım sistemi tutulumunda ülser ve kanseri taklid eden klinik tablo meydana gelir. Sinir sistemi tutulumunda menenjitten, bunamaya kadar değişik tablolar görülür. Ayrıca, sağırlık ve körlük de oluşabilmektedir.

Bel soğukluğu, akıntı gibi hafif bir klinik tezahürü oluşturabileceği gibi, böbrek iltihabı, kalbin iç tabakasının iltihabı, kemik iltihabı, göz iltihapları da oluşturabilmektedir.

Frengi sadece hastalığı taşıyanda değil, çocuklarında da menfi durum arzetmektedir. Bebek doğumundan birkaç gün sonra Ölebilir. Veya vücûdunda bazı anormâl tablolar ortaya çıkabilir. Burunda kanlı ve cerahatli, akıntı gelmesi, semer burun, deri döküntüleri, kemik bozuklukları, anormal dış görünümü, göz arızaları, karaciğer, dalak büyüklükleri, sinir sistemi bulguları ve sağırlık görülebilir. Bel soğukluğu olan annelerin çocuklarının gözlerinde iltihap veya körlük gözlenmektedir.

1980 senesinde, Dünya Tıp literatürüne yeni bir hastalık ilâve oldu.

"Akkiz immun yetmezlik sendromu" (AİDS).

Bu hastalığa yakalananlarda kansere ve birçok fırsatçı mikrobik hastalığa yakalanma riski oldukça fazladır, Kaposi Sarkomasi denen kanser türü Pnomosistis carinti zatüresi ve diğer mikrobik hastalıklara yakalanma bunlarda fazla görülüyor. Akkiz immun yetmezlik sendromuna yakalananların % 70'i homoseksüellerdir. Bazı yayınlara göre Hepatif B isimli sarılık yapan virüs de homoseksüellere kolay geçebilmektedir.

II. Cihan Harbinden sonra, zührevi hastalık musabiyeti Almanya'da 10.000'de 69 iken, Sovyet işgal bölgesinde 10000'de 123'e yükselmiştir.

Dünya sağlık teşkilatının verdiği istatistiklere göre frengi sıklığı 1961 yıllarında, ortalama, Fransa'da 60 dan 227.5'e İngiltere'de 22'den 55'e

22 'den 55 'e, Danimarka 'da 12 'den 115'e, İsveç'te 78'den 55'e, Yugoslavya'da 22'den 85'e yükselmiştir.

Bu ülkeler Hristiyan oldukları hâlde kendi dinlerinin kaidelerine uymamışlardır. Kitab-ı Mukaddes Leviller Bab: 18 cümle: 16 ve Kitab-ı Mukaddes Leviller Bab: 20 cümle: 13'te zina yasaklandığı hâlde buna uymamışlardır. En son büyük kitap Kur'an'ı Kerim'in hükmüne uymamak da insanlığı iste böyle menfi mecralara ve kötü neticelere götürmüştür. Mikrop öldürücü ilaçlara (antibiyotiklere) karşı mikropların giderek direnç kazanması zührevi hastalıkları daha problemli hâle sokacaktır. Bu sebeple insanlığın, yaradılış kanunlarına mutlaka uyması gerekmektedir.

Dr. Polat Has