Sızıntı Arşivi

Mayıs 1990 · s. 154 · 2 dakikalık okuma

Kanser ve Virüslere Karşı Yeni Bir Ümit ::Peptitler

Burhan Gören · Tıp

Mantarlar tarafından salgılanan madde­lerden bakterilere karşı hayli tesirli olan antibiyotiklerin üretilmesi, tıp tarihinde yeni bir sayfa açtı. Fakat hâlen bakterilerden daha kompleks yapıda mantar ve protozoa benzeri tek hücreli canlıların sebep olduğu hastalıklara karşı yeterli sayıda ilaç bilin­memektedir. Yeni keşfedilen bir kimyevi madde grubu bu tip hastalık yapıcı organiz­maların zararsız hale getirilmesi hususunda bilim adamlarına ümit veriyor ve her hasta­lığın bir şifâsı bulunduğu yolundaki ilâhi beyanı tasdik ediyor.

Yıllar evvel Stockholm Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda, dev ipek böceği güvesinin savunma sistemi incelenirken bak­teri zarlarını parçalama özelliğine sahip bir tür peptit (küçük protein yapılan) sentezlediği keşfedilmişti. Daha sonra Louisiana Üniversitesi'nde bu mevzuda geniş çaplı araştırmalar başlatıldı. Bugün benzeri peptit-lerin, tırtıldan kurbağaya kadar birçok farkla hayvanın bünyesinde mevcut olduğu bilini­yor.

Bu araştırmalardan elde edilen neticeler insanı hayrete düşürecek derecelere varıyor.

Peptid yapıya sahip kimyevi maddenin sağda görülen kanserli hücreyi parçalaması­na rağmen, mükemmel bir yapıya ve kendi içinde harika bir bütünlüğe sahip olan nor­mal hücreye tesir etmediği görülmektedir.

Hücre zarlarını parçalayan bu peptitler, birbirine çok benzeyen aminoasit zincirle­rine sahipler. Henüz sim tam olarak çözüle­meyen kimyevi vasıfları sayesinde yalnızca bakterilerin değil, daha gelişmiş tek hücreli canlıların, hatta virüslü ve kanserli hücrelerin de hücre çeperlerini delerek bunları öldürü­yorlar.

Mantar ve protozoa gibi tek hücrelilerin bakterilerden farklı olarak ikinci bir dış hüc­re çeperi ve zara bağlı çekirdeklerin olması­na rağmen, peptitler bu mikroorganizmaları öldürebilmektedir (sıtma ve daha birçok has­talığın sebebi bu mikroorganizmalardır). Par­çalayıcı peptitlerin hayret verici bir diğer vasfı ise bu denli sağlam hücreleri öldürme­lerine mukabil insan hücrelerine zarar vermeyişleri, insan dokularına dokunmayıp, doku­lardaki mikropları bularak tahrip etmeleri­dir. Bu halleriyle adeta dünya üzerindeki her-şeyin bir yönüyle insana hizmet etmek için yaratıldığına canlı bir misal teşkil etmekte­dirler, ilim adamları peptitlerin canlı hücre­lerine zarar vermemesini canlı hücrelerin de mevcut olan çok iyi gelişmiş hücre iskeletine bağlıyorlar. Bu iskelet, hücre zannın iç kıs­mına pek çok noktadan bağlı durumdadır ve hücre şekil ve bütünlüğünü tesis ile görevlidir. Bir görüşe göre bu yapı insan hücre zarını peptitlerin parçalayıcı tesirinden korumak­tadır.

Bu peptitlerin bilhassa deri ve bağışık­lık sistemi hücrelerinin çoğalmasını teşvik edici yönde tesirleri de gözlenmiştir. Bu ise yaraların hızla kapanmasını sağlayacak, ba­ğışıklık sistemini güçlendirecek yeni ilaç­ların geliştirilmesi yolunda bilim adamlarına şimdiden ümit veriyor.

Şurası unutulmamalıdır ki, bütün ilmî keşiflerde olduğu gibi bu keşfin de pratik hayata aktarılabilmesi için uzun bir geliştir­me ve tecrübe devresine ihtiyaç vardır.