Eylül 1989 · s. 29 · 1 dakikalık okuma
İstanbul
İSTANBUL
Bir yanda sessiz duâ, bir yanda şuh kahkaha.
Bir yanda pula kulluk, diğer yanda Allah'a.
Sanmam koca dünyada eşin bulunsun daha.
EY İSTANBUL... İSTANBUL SENİN İKİ YÜZÜN VAR.
BİR YÜZÜN GÜLÜYORKEN DİĞERİNDE HÜZÜN VAR...
İbadet sessiz sessiz, rezalet gümbürtülü.
Çirkinliğin meydanda, güzelliğin örtülü.
Sararken ufukları gurubun kızıl tülü.
GECELERİN KİMBİLİR NE GÜNAHLARA GEBE?
TAKSİM'DEKİ GÜNAHA EYÜP'TE BÜYÜK TÖVBE.
Örf, anane, gelenek yerle bir ahalide,
Padişah mezarında ürperir Laleli'de.
Hayal tacirlerine rağbet Bâb-ı âli'de.
BU GİDİŞ HAYRA DEĞİL, KALBİNE TAZE KAN BUL.
KARANLIĞA YÜZ ÇEVİR, GÜNEŞE DÖN İSTANBUL.
Ne yazık ki satılır olmuş insan maddeye,
Koyun kasapta satlık, kadın düşmüş caddeye.
Nasıl gelmez İstanbul hırstan çatlar haddeye.
HER HALİ EDASIYLA İSTANBULUM BİR HOŞTUR
KADİR'DE TAM MÜSLÜMAN, NOEL'DE TAM SARHOŞTUR.
Ve işte ekonomin, nasıl gelmiş bu hale?
Bir yanda tefeciler, bir yanda tahtakale.
Pembe gözlükler ile bakamam istikbale.
SÖZ SENETMİŞ ESKİDEN, ŞİMDİ SENET HİKAYE
DOLANDIRMA-ALDATMA OLMUŞ TİCARİ GAYE.
İşyerinde yabancı kelimeye itibar.
Kafeterya, bonmarşe, butik, şarküteri, bar.
Beyoğlu'nda Türkçe yok, diğer bütün diller var.
RÜZGAR BATI'DAN ESMİŞ, FATİH'İN RUHU KAYIP.
EY İSTANBUL, İSTANBUL SANA YETER BU AYIP.
Ey zaman... Zalim zaman geç saniye saniye.
Teknikte ilerlerken manada çöküş niye?
Çağırırken îmana, Fatih, Süleymaniye.
ÇEVİR YÜZÜNÜ ÇEVİR, PİSTEN, KİRDEN, ÇAMURDAN.
KIBLEYE DÖN İSTANBUL, FEYZ AL İLAHİ NURDAN.
Karaköy'de günahlar sarılır kalın sise.
Çan çalarken Taksim 'in göbeğinde kilise.
AYASOFYA susuyor bu ne garip iş ise(?)
İSYANIN YERİ YOKTUR, EYÜP SABRA ÇAĞIRIR
MEŞHUR ZİNCİRLİKUYU GEL DER, KABRE ÇAĞIRIR.
A. Mahir Pekşen
