Sızıntı Arşivi

Temmuz 1998 · s. 280 · 3 dakikalık okuma

İnternetten Sağlık Haberleri

İ. Hakkı İhsanoğlu · Prof. Dr. · Tıp

Donmuş gıdalar, damar­ların tıkanmasını hızlandı­rabiliyor. Arteriosclerosis, Thrombosis and Vascular Biology dergisinin Mayıs 1998 sayısında yer alan bir araştır­maya göre. gıda dondurulurken içindeki kolesterolün oksitlenmesi damar sertliğine yol açabiliyor. Intelihealth 12.6.1998)

Şişmanlık, kalp-damar hastalığında önemli bir risk faktörü. Amerikan Kalp Cemiyeti, şişman­lığı sigara kullanımı, yüksek kolesterol, yüksek tan­siyon ve fiziksel aktivite azlığı gibi önemli risk fak­törleri arasına dahil etli. (Med-Brief 1.6.1 998. Intelihealth 2.6.1998)

Kadınlarda, küçük hayat tarzı değişiklikleri damar sertliği riskini azaltıyor. Pittsburgh Üniver­sitesi araştırmacıları 500 kadını iki gruba ayırıp bi­rinci gruba yağın, kolesterolün ve enerji alımının az olduğu bir diyet ve hafif bir egzersiz programı uy­guladılar, ikinci grubun alışkanlıklarında değişiklik yapılmadı. Birinci grupta damar senliği riskini artıran LDL ("kötü") kolesterolde yaklaşık 11 mg/dl’lik bir azalma meydana geldi. Med-Brief 1.6.1998)

Fazla kahve, kan basıncını artırıyor. Ameri­kalı araştırmacıların kahve alışkanlığı olan 19 kişi üzerinde yaptıkları çalışmada (Psychosomatic Medicine. Mayıs 1998). günde 4-5 fincan kafeinli kah­ve içilen günlerde bir fincan kahve içilen günlere göre kan basıncının 5 mmHg daha yüksek olduğu, daha fazla stres hissedildiği ve kalp hızının arttığı tespit edildi. 5 mmHg’lık bir kan basıncı artışı bile uzun vadede kalbe zararlı olabilmekledir. (Med-Brief 26.5.1998)

Pasif sigara içiciliği, antioksidan maddeleri tüketiyor. Circulation (25 Mayıs J 998) dergisinde sonuçlan yayınlanan bir çalışmaya göre, yarım saat sigara dumanı ile dolu bir odada duran sigara içme­yen bir kişide kandaki C vitamini gibi antioksidanlarda azalma ve LDL ("kötü") kolesterolün artışına bağlı olarak kalp hastalığı riskinde artma meydana gelebiliyor. (Med-Brief. ' 26.5.1998. HOUSE-CALL from Mayo Clinic 2.6.1998)

Aşırı yorgunluk, ilerideki bir kalp krizinin habercisi olabilir. Uzun süreli stresin yol açtığı aşırı yorgunluk hali, kan pıhtılaşma faktörleri ile pıhtıları uzaklaştıran bi­leşikler arasındaki dengeyi bozabilir. . Bu mekanizma, uzun süre strese ma­ruz kalan kişilerde kalp krizi gelişimi­nin de muhtemel bir izahı. Intelihealth.1.6.1998. Doctor’s Guide to E-mail Edition 22.5.1998)

Süper Aspirin imal ediliyor. Aspirinin yun et­kileri ortaya çıkmaksızın ağrı ve iltihabı durdurabi­lecek bir süper Aspirin imal etmek için önemli bir adım atıldığı bildirildi. Bu madde harika ilaç Aspi­rinden 60 kat daha kuvvetli, fakat Aspirinin kullanı­mını kısıtlayan kanama, ülser ve böbrek hasarı gibi yan etkileri yok. (Intelihealth 22.5.1998)

E vitamini, felç riskini azaltabilir. Stroke der­gisinin Mayıs 1998 sayısında sonuçları yayınlanan bir çalışmaya göre diyette E vitamininin fazla bu­lunması daha az beyin dokusunun felçten etkilen­mesini sağlayabilir. (Intelihealth 21.5.1998)

DASH diyeti, Hipertansiyonu tedavi edebilir.

ABD’de yapılan bir çalışmada hipertansiyonu olan hastalara ortalama Amerikan diyeti, meyve ve seb­zelerden zengin diyet veya doymuş yağların azaltıl­dığı ve meyve, sebze ve düşük yağlı kümes hayvan­larının artırıldığı bir diyetten (DASH diyeti) biri ve­rildi ve DASH diyetinin kan basıncını düşürmede daha etkili olduğu görüldü. Ayrıca, bu diyetteki meyve ve sebzeler kanser, kümes hayvan tanrıdaki kalsiyum kemik erimesi, doymuş yağın az olması kalp-damar hastalığı riskini azaltabilir. (FitLink News Bytes 18.5.1998. HOUSECALL from Mayo Clinic 19.5.1998)

Kadınlarda kalp krizi belirtileri farklı olabi­lir. En yaygın 4 kalp krizi belirtisinin (yorgunluk, göğüs ağrısı, nefes daralması ve güçsüzlük) hem ka­dınlar hem de erkekler tarafından hissedildiği tespit edildi. Kadınlar ek olarak iştah kaybı, gece ani solu­num güçlüğü ve sırt ağrısı da hissedebiliyorlardı. American Journal of Critical Care’de (1998;7:175–82) yayınlanan makalenin yazarları, kadınların tarif etti­ği daha belirsiz şikayetlerin bir kalp krizinin göster­gesi olabileceğini hekimlerin dikkate almaları gerek­tiğine dikkat çekmektedirler. (Med-Brief 15.5.1998)