Sızıntı Arşivi

Mart 1988 · s. 72 · 8 dakikalık okuma

İnsan Sağlığının En Tehlikeli Düşmanı: Sigara

Yıldırım Aktuna · Dr. · Tıp

Soru 1—Niçin Sigara içiyoruz?

Cevap 1 — Ülkemizde yapılan incelemeler, sigara tüketiminin nüfusumuza oranla daha büyük ölçüde artmakta olduğunu göstermektedir. Sigara içenlerin yaş ortalamasının gittikçe düşmekte olduğu, sıklıkla ondört-onbeş yaşındaki çocuk sayılacak gençlerin bile sigara içtikleri görülmektedir.

Sigara, kişinin günlük hayatı içinde karşılaştığı birçok engellerden doğan ruhi gerginlik ve sıkıntısını azaltarak bir an için rahatlama etkisi yapabilir. Ancak, bir süre sonra bu durum ruhi bir alışkanlığa dönüşür. Bu durum birçok bilim adamı için bir bilmecedir: Yapılan araştırmalara göre, tiryakilerin yüzde 90’ından fazlası, sigara içmenin sağlığa olan tehlikesinin farkın dadırlar. Şu halde nasıl oluyor da, çoğu bundan kurtulamıyor? Amerikan Kanser Derneği’nin kısa süre önce bildirdiği gibi, tiryakilerin yüzde 87’si kendilerini tehlikeye sokan bu davranışlarını nasıl oluyor da ‘‘hoş’ olarak nitelendirebiliyorlar?

Acaba tiryakiler “her sigara çekişte aldatıcı bir faaliyet gücüne ve hayali bir üreticiliğe mi bürünmekte olduklarını” düşünüyorlar. Yoksa sigara tiryakileri “metafizik hayat korkusu çekip kendilerini yok etme peşinde olan mazohistler midir?”

Sigara içilmesinde, sigaranın paketten çıkarılması, dudağa yerleştirilmesi, yakılması, dumanının tüttürülmesi, külünün silkelenmesi tablaya bastırıp söndürülmesi, ferdi özelliklerin de yansıdığı bir davranış biçimi haline gelir. Bu davranışın sık sık tekrarı ruhi gerginlik ve sıkıntıdan kaçış için (gitgide) ufak çapta bir tören niteliği kazanır ve uzun süre kullanıldığında, sigarada bulunan nikotinin ‘‘beyin’ (merkez sinir sistemi) üzerindeki etkileri sonucu alışkanlık ve hatta bağımlılık hali oluşur. Kullanılan sigara sayısı gittikçe çoğalır. Kesildiğinde sıkıntı ve gerginlik artar. Zihni faaliyetler yavaşlar. Yorgunluk, bitkinlik, iştahsızlık, uykusuzluk olur. Başka bir deyişle eksiklik belirtileri görülebilir. Yani kişi artık sigaraya bağımlı hale gelmiştir.

Soru 2— Kadınlarda Sigara İçimi Artıyor mu?

Cevap 2 — Son yıllarda sigara içimi ve akciğer kanseri arasındaki epidemiyolojik bağlantı, yeryüzünde özellikle iki grup insanda belirginleşmiştir. Kadınlarda ve Çinlilerde.

—Çin’de erkekler, ancak 60’lı yıllardan bu yana, kitleler halinde sigara içmeye başlamışlardır. Bu sürede tütün tüketiminin iki katına çıktığını görüyoruz. Akciğer kanseri oranı, Çinli erkeklerde yaklaşık 20 yıllık bir gecikme ile, dramatik bir şekilde artarak 6 katına yükselmiştir.

—Aynı şekilde, sanayileşmiş batılı ülkelerde, 1950’li yıllardan itibaren sigarayı kitleler halinde tüketmeye başlayan kadınlardaki akciğer kanseri Oranı da gecikmeli olarak yükselmiştir. Daha önce akciğer kanseri, kadınlarda ölüm sebebi olarak sık görülmezken ilk kez geçen yıl, ABD’deki akciğer kanserinden ölen kadınların sayısı, meme kanserinden ölen kadınların sayısını geçmiştir.

Son yıllarda kadınlar arasında sigara içiminin gitgide artması karşısında “desenize erkek gibi sigara içen kadınlar, sonunda erkek gibi öleceklerdir.’’ deyimini kullanabiliriz.

Sigara içen kadınlar, 2. Dünya savaşı sonrası yıllarından itibaren iş hayatına daha çok girişlerine paralel daha çok sigara tüketen kitleler oluşturmuşlardır.

Tütün sanayii kadın haklarının işareti olarak, sigaranın üzerinde gereğinden fazla durulmasından yararlanmakta ve bunu bilinçli olarak desteklemektedir.

Psikologlar, erkeklerin ve kadınların sigara içme alışkanlıklarında bazı farklılıkların bulunduğunu tespit etmişlerdir. Kadınlar daha çok stres durumlarında, erkeklerse daha çok yorgun olduklarında ve can sıkıntısından sigaraya sarılmaktadırlar.

Kadınların organizması bu zehire daha hassastır. Bu sebeple son çalışmalara göre, kadınlarda bağımlılık gelişmesi tehlikesi daha yüksektir.

Son 3— Sigara İçmenin Zararları Nelerdir?

Cevap 3— ABD’deki Dünya Gözlem Enstitüsü’nün bu yılın başında yayınlanan bir araştırmasında “Tütünün, çevremizdeki yetişkinler arasında, herhangi diğer bir zararlı maddeden daha fazla ölüm ve acılara yol açmakta olduğu belirtilmiştir. Federal Almanya’da yılda ortalama 160 ölüme sebep olan, asbest gibi bir madde ile çalışmayı kısıtlamaktan geri kalmamıştır. Ama aynı ülkede gençliği koruma yasasında bile satış sınırlaması bulunmayan tütün, 140.000 canı bir yılda almaktadır. “Sigara içmeyi severim” sloganıyla olduğu gibi, duvar afişlerinde reklâm yapılabilmektedir.

Bir sigara içildiğinde, damar yoluyla verilen 1 miligram nikotine eşdeğer miktarda nikotin alınmış olur. 60 miligram nikotinin damar yoluyla verilmesinden birkaç dakika sonra da insan ölür. İçilen büyük bir puronun uzun sürede içilmesi kandaki nikotin miktarının zehirli seviyeye kadar yükselmesini önler. Sigaraya yeni başlayan biri peşpeşe sigara içerse nikotin zehirlenmesi olur.

Dünya Sağlık örgütü’nün (WHO) 1986 yılı sonlarında yaptığı açıklamaya göre; sigara ve tütünün, yeryüzünde epidemik yayılım gösteren kötüye kullanılması, her yıl bil- milyon insanın hayatına ml olmaktadır. Diğer bazı hesaplara göre ise bu sayı iki buçuk milyona kadar yükselmektedir.

Dünya Sağlık örgütü Yürütme Kurulu’na sunulan bir raporda; sigaradan ‘‘erken ölümlerin ve hastalıkların önlenebilir en önemli sebebi” olarak söz edilmektedir. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 90’ı, kronik bronşit ve amfizem vakalarının yüzde 75’i, hipertansiyon ve miyokard infarktüsü vakalarının yüzde 25’i aşırı sigara içiminin neticesi olarak ortaya çıkmaktadır. Sadece ABD’de geçen yıl 320.000 insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmüştür. Bu sayı, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği insan sayısına eşittir.

Sigaranın zararları saymakla bitmez. Özellikle sigaraya alışkanlık ve bağımlılık gösterenlerde, başka bir deyişle günde (3— 4) sigaradan fazla içenlerde bu zararlar biraz evvel söylediğim gibi kaçınılmaz hastalıklarla neticelenir.

Yapılan araştırmalarda içilen her sigaranın insan ömrünü ortalama 5,5 dakika kısalttığı ortaya konmuştur. Bu hesaplamaya, ölüm ile neticelenen kalp ve dolaşım hastalıkları ile dudak kanseri, ağız boşluğu, dil, boğaz ve gırtlak kanserlerinin oluşturduğu üst solunum yolu kanserleri dahil edilmiştir. Tiryakiler, tütün dumanı ile doğrudan temas etmeyen organ kanserlerine de ortalamanın üzerinde bir sıklıkla yakalanırlar: Bunlar, böbrek kanseri, idrar yolları ve mesane kanseri ile pankreas kanserleridir.

Yine, yapılan araştırma ve çalışmalarla ortaya konmuştur ki; sigara kullanımı ve akciğer kanseri arasındaki risk bağlantısı şüpheye yer vermeyecek kadar kesindir. Sigara içmeyene göre, aşırı sigara içen tiryakinin, bu hastalıktan ölme riski en az on misli fazladır. Risk toplam doza (miktara) bağlıdır. Kişi ne kadar erken başlar ne kadar uzun süre ve ne kadar fazla sigara içerse, risk o nispette artar.

Ayrıca, bilim adamlarının ispatladıklarına göre, düzenli olarak sigara içen kadınlarda fertlite (doğurganlık) ortalama % 28 azalır. Sigara içimi, penise kan götüren damarları da daralttığından özellikle orta yaştaki erkeklerde potens etkilenir (yani cinsi güç azalır)

Ayrıca, bakteri, virüs veya kanser hücrelerine karşı vücudu korumak amacıyla onları zararsız hale getiren öldürücü hücrelerini, tütün dumanının içindeki maddeler baskı altına almak suretiyle vücudun savunmasının ve dolayısı ile bu hastalıklara karşı direncini azaltır.

Gebelik sırasında sigara içen annelerde düşük, erken doğum, doğum sonrası ölüm ve sakatlık oranı yüksek bulunmuştur. Sigara içen annelerin bebekleri, içmeyenlere oranla daha zayıf doğar. Bedeni ve ruhi gelişmeleri daha geç olur.

Sigara içen gençlerin okul başarılarının, içmeyenlere nispette daha düşük olduğu, dikkat yoğunlaştırma yeteneklerinin azaldığı ve kas güçlerinin düştüğü gösterilmiştir.

Soru 4— Sigara içenler çevreye zarar vermekte midir?

Cevap 4— Pasif tiryakilik ve pasif sigara içme, dediğimiz yani sigara içmeyen kişilerin, bulundukları çevredeki sigara dumanlarını teneffüs etmeleri de sağlık yönünden büyük önem taşımaktadır.

Sigara içmek, yalnızca düşüncesizce yapılan bir hareket değil, aynı zamanda diğer insanlara hesap edilmeden bilinçli olarak yapılan zarar verici bir davranıştır.

Dünya Gözlem Enstitüsü, endüstrileşmiş batılı ülkelerin halkının toplam olarak yalnızca yüzde 14’ünün sigara içmeyenlerden meydana geldiğini, diğerlerinin az veya çok tütün dumanına maruz kaldıklarını tespit etmiştir. Kendileri sigara içmeyip, müzisyen ve garson olarak çalışan veya sigara tiryakisi bir eşle yaşayan kişiler, günde ortalama 14 adet sigara içmiş gibi olmaktadırlar. Tiryaki ebeveynlerle günün yalnızca bir bölümünü geçiren okul çocukları bile, yılda 80 sigaranın dumanına eşdeğer miktarda duman solumak zorunda bırakılmaktadır.

Amerikan Çevre Sağlığı Örgütü EPA’nın bir istatistiğine göre, ABD’de her yıl, en az 500 pasif tiryaki akciğer kanserinden ölmektedir.

Amerikan Kanser Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre: Kocası evde 20’den fazla sigara içen bir kadının akciğer kanserine yakalanma ihtimalinin (riskinin) sigara içmeyen bir erkeğin eşine göre, iki misli fazla olduğu bulunmuştur.

San Diego’daki California Üniversitesi’nde Dr. C. Garland, 50—75 yaşları arasındaki yaklaşık 700 evli kadın üzerinde yaptığı on yıllık bir çalışma sonunda; tiryakilerin eşlerinin, sigara içmeyenlerin eşlerine göre 4 defa daha fazla kalp hastalığından ölme riskini taşıdıklarını göstermiştir.

Denizaşırı uçuşlarda sigara içenler bölümünde çalışan ve kendileri sigara kullanmayan Amerikalı hosteslerin kanında sigara içmeyenler bölümünde çalışan meslektaşlarının kanındakine göre, iki misli fazla miktarda nikotin bulunduğu tespit edilmiştir.

Soru 5— Sigaraya karşı kendimizi ve özellikle çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?

Cevap 5— Büyüklerin, gençleri sigaraya karşı korumak için daha çocukluk devresinde onların yanında sigara içmemeğe özen göstermeleri gerekir. Bir yandan sigaranın zararlarından söz etmek, öte yandan sigara içmek çocuk için inandırıcı olmaz. Bilindiği gibi çocuklar sözlerden çok davranışlardan etkilenirler.

“Ben büyüğüm içerim, senin içmemen gerek” gibi, basmakalıp öğüt ve yasaklamalardan sakınmalıdır.

Açıklama yapılmadan konulan kesin yasaklar sigara içme eğilimini arttırır.

Okullarda, sigaranın zararlarına ilişkin eğitime önem verilmeli, konuşma ve tartışmalar düzenlenmeli, öğretmenler ve okul yöneticileri okullarda, hele öğrencilerin yanında sigara içmemelidir.

Çocuğun ve gencin boş zamanlarını müspet ve tesirli biçimde değerlendirmesi için düzenlemeler yapılmalı, beden eğitimi ve spora önem verilmeli sporda başarılı olmanın yolları anlatılırken sigaranın menfi etkilerinden de söz edilmelidir.

Tütün sanayii firmaları tarafından gençlerin tiryakiler arasına katılmasını sağlamak için sigara reklâmlarında; genç ve aktif insanlar, kovboy filmleri kahramanları, pilotlar vs. gibi başarılı kişiler sigara içen kişiler olarak gösterilmeğe çalışılmakta ve genellikle hayatta başarılı olmuş güçlü insanların tiryakiler arasından çıktığı telkin edilmektedir.

Ayrıca, sigara içiminin teşvik edilmemesi, tam tersine engellenmesi için sigara fiyatlarının sigara içmeye özendirmeyecek düzeyde olması, katran ve nikotin miktarı düşük sigara üretilmesi, sigaranın zararlarına ilişkin yayınlar yapılması ve sigaraların reklâmının yapılmaması gibi hususlar sıralanabilir.

Ayrıca, çarpıcı açıklamaların bulunduğu bir ek yazının her pakete eklenmesi, sigaranın son üçte birinde çok yüksek konsantrasyonda kanserojen madde bulunduğu belirleyen bir ikaz çemberinin konulması akla gelebilir.

Sigara içmeyenlerin istemeleri halinde, sigara içen ve içmeyenlerin ayrı çalışma odalarına yerleştirilmeleri bütün toplantılarda, bekleme odalarında, asansörlerde ve resmi vasıtalarda kısacası ortak yaşama alanlarında sigara içme yasağının uygulanması faydalı olacaktır.

Hastanelerde de sigara içimi yasağının kesinlikle gerekli olduğunu, çünkü hekimlerin, ziyaretçilerin ve hatta hastaların keyifle sigara tüttürdükleri bir hastanede, Bürger’li enfarktüslü veya akciğer kanserli hastaları tedavi etmenin ne kadar anlamsız ve komik olduğu açık bir şekilde görünmektedir.

TVde, Bürger hastalığından, simsiyah olmuş kanserli lir akciğere kadar, sigara tiryakiliği sonucu gelişebilecek tüm hastalıkların çarpıcı filmler ve itinayla hazırlanmış anti—tiryaki reklâmlar ile geniş kitlelerin gözleri önüne serilmesi, kitleler üzerinde sigara içilmesi konusunda vazgeçirici bir tesir meydana getirir.

Sigara alışkanlığı ve bağımlılığından kurtulmak ancak bu konuda kesin ve içten karar almakla mümkündür.

Günde 3—4 sigara veya 1—2 pipo veya 1 purodan fazla içenler, içtikleri miktarı azaltmıyorlarsa, kesin olarak sigarayı bırakma kararı almalıdırlar.

Ve sigarayı bırakmaya çalışanlar, asla şunu unutmamalıdırlar; sigarayı bırakmış olmanın vereceği güven duygusu, bir kez daha başlamamanın en sağlam teminatı olacaktır.

Dr. Yıldırım Aktuna

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim