Mayıs 1993 · s. 41 · 2 dakikalık okuma
İnsan Bu, Günah İşler
İNSAN BU, GÜNAH İŞLER
Düşmeyen yalnız Allah (cc)... Çünkü yegane sübhan O’dur!
Sadık, hiç günah işlemeyen bir melek değildir, o insandır. Var oluş sırrının nihai gayesine vakıf bir beşer... Düştüğü de otur yer yer. Ama o, takılıp sürçtüğü yere çakılıp kalmadan, doğrulup koşmasını bilen.. günahta kaybolmayan.. bilakis onu gafletten uyandıran, kaderi bir sarsma olarak değerlendiren ve anında şahlanışa geçen çelikten bir iradedir...
Ümitsizlik haramdır. Günah, koparmamalı; daha sağlam bağlamak için, çözülüp yeniden ilmeklenme olmalıdır. Düşmekte takılmak sadakati götürür. Aşmak gerek!
Ağlamak.. bir ömür boyu ağlamak.. kirleri temizlemek için.. öteye pak gitmek için.. gitmeden affolunmak için.. ağlamak.. sessizlikte ve çok seslilikte.. hep içten ağlamak...
Olmaz!.. Olmaz Allahtan ayrılmak. Çünkü O’dur varılacak son durak. Yok, yok O’ndan gayrı ne bir sığınak ne de barınak... Tek yol, af kapısının Sultanı’na başvurmak... “Dönüp dalaşmadan ilk sana geldim Allahım” demek ve hıçkırmak.. buruk bir gönülle... İşte sadık, ağlayan insandır! Ağlamaksa, en güzel, mücrime yaraşır. Düşmek, insanın yaratılışında ve ilk insanda vardır. İlk düşen ise bir peygamberdir; Cennet “mana” sından yeryüzü “madde” sine.. ve sadık, bir peygamber de değildir; ama Âdemi yolun döneklik bilmez izcisidir. O yol ise nasuhi dönüşün bağrından süzülür “İlk Yurda” doğru...
En tecrübeli şeytan askerlerinin, yakıp yıkışı en korkunç silahları üzerlerine yönelttiği hedef, “Vefa Erleri” dir. İçlerinde hilekar ve ikiyüzlü nefsi taşıyan.. değişmez hedef; gerçek insan... Vurulabilir de herhangi birinde. Ama günah tevbe içindir, nasıl ki rızık şükretmek için... “Settar” örtülecek cürüm ister. “Gaffar” affedilecek hata., ve “Kuddüs”, temizlenecek kir...
Sendeleyenlere tekme atılmaz... Düşene basılmaz. El uzatılır bilakis; iradesine fer verilir ve kol kanat gerilir.
Gel, dur etme!.. Çöl yolcularının perdedarı ol! Solmasın kan-ter yudumlamış çiçekler!...
Öldürücü bakışların ve dışlayıcı sözlerin de neden?! Ümit kesilmez ki en zirve günahları bile setredebilen Rabb-i Rahimim’den. Kapat gözlerini, tut dilini ve unut bildiklerini. Rabbim biliyor ya içimdekileri...
Lanet yağdırmak çözüm mü? Niçin merhamet edilmesin? Oysaki lanet şeytanındır, aldanmışa değil.. nefsedir, nefsin mağduruna değil.. karanlıklaradır, pencerede kalmışlara değil. Işık yak ve yol göster! Karartma, zifiri dünyanı daha fazla. Sıkma, hafakanlarla pençeleşen ruhumu. Vurma, kasırgalarla dövülen kalbime bundan öte. Yardım eden çok olur, yardım severlere.
Bir sancak taşıyoruz hep birlikte., el ele, omuz omuza, gönül gönüle... Sancak düşmesin ben olayım. Hayır hayır, düşürmeyin beni. Düşmekle düşürmek reva mıdır Resul-i Ekrem’ in emanetini...
Durdurun; önüne set olun. Müsaade etmeyin kopmasına; kopmamışsa bugüne dek. Günahkâr sen isen de, bağışlayan Allah’tır. Yıllar yılı hizmet ettikten sonra hizmetten olmak olmaz!.. Olmamalı.
Ey nur sefinesinin nurani tayfaları!.. Boğulanları kurtarmaya koşmaz mısınız? Geride kalanlara bir vefa eli uzatmaz mısınız? Kalmayıncaya kadar hiç kimse geride.
Fena düştüm Allah’ım!.. Ne olur, bahtına düştüm Allah’ım, bundan gayrı düşürme zaten düşmüş bendeni. Ey günahkârı da seven Rabbim!
Harun BURSALI